Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Yaşam
   Yazı Dünyası
   Geveze Kalem
 

aydogdu_123 ^^^^tek kelimede anlat üstekini ^^^^ Forum başlığına yazı ekledi - (09:46:33)
aydogdu_123 Kelime Oyunu.. Forum başlığına yazı ekledi - (09:47:46)
aydogdu_123 %%%Mavilimizin Panosu%%% Forum başlığına yazı ekledi - (09:48:21)

Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
Ssseerdar
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Merkez
Bursa
Aktif Toplam Yazı : 5822
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.02.2009 00:00


Yazıyoruz herkes yazmayı seviyor herkesin bir kalemi olur.. siz kalemlerinizle doğruyu doğru bildiklerinizi yazmaktan şaşmayanlardan olun..

ben yazıyorum çünkü;
"Çünkü bu yapmayı bildiğim ender şeylerden biridir."

qeveze
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 852
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.02.2009 00:17


yazıyorum..

"Zorunluluktan. Bir çıban çıktıysa, olgunlaştığında sıkarım."

e5faresi
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
82 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Kiribati
Aktif Toplam Yazı : 5091
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.02.2009 00:33


biri gidiyor ve dönmüyorsa tanımadıgım insanlardandır

qeveze
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 852
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.02.2009 00:37


"Dülülülüüüü..."

"Alo?"

"İyi günler,"

"İyi günler?"

"Geveze Kalem`le mi görüşüyorum?"

"Evet buyrun benim?"

"Geveze Bey, ben Finansbank`tan arıyorum,"

"Evet?"

"Öncelikle yaptığımız görüşmenin kayıt altına alındığını bildirir..."

"Bir dakika, niye ki?"

"E güvenliğiniz için efendim."

"Kimin güvenliği?"

"Sizin güvenliğiniz efendim."

"Benim güvenliğimi sağlamak size mi kaldı?"

"..."

"Konuşmamın hiçbir şekilde kaydedilmesini istemiyorum, bu bir. İkincisi siz beni ne amaçla arıyorsunuz?"

"Bankamıza kredi kartı başvurunuz daha önce olmuş muydu efendim?"

"Hayır hiçbir şekilde olmadı."

"Biz size kredi kartı sunmak ve..."

"Benim sizin bankanızla şu ana kadar hiçbir bağlantım olmadı. Kart talebim de olmadı. Siz benim isteğim dışında bu kararı verip, üstüne bir de görüşmemi kayıt altına aldığınızı söylüyorsunuz. Size bu hakkı kim veriyor?"

"Peki, iyi günler diliyorum efendim. Çat!"

Yuh artık! Sicilimiz yedi kat yabancının elinde eleğe dönüyor, gıkımızı çıkaramıyoruz. Neymiş, güvenliğimiz içinmiş! Güvenli alanımı tehlikeye sokanlar da aynı adamlar, tutup tehlikeyi savuşturduğunu iddia edenler de. Oyuncak olmuşuz be! Uyandım uyanmasına da, ne yapacağımı bilemiyorum ki?

Bu yedi kat el adamlar, anamın kızlık soyadının birinci ve üçüncü harfine kadar biliyorlar, ben hâlâ blog denen şu alemde adımı -sözümona- saklayıp `Geveze Kalem` diyorum ya, niye ki?

Güleyim bari.:)))

qeveze
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 852
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.02.2009 02:47





10 Kasım 1938…
Okulun bahçesindeydik. Bir ders arasıydı. Kimimiz top oynuyorduk. Kimimiz bir kenarda kitap okuyorduk, kimimiz de arkadaşlarla sohbetteydi…
Birden okul müdürü, Agâh Sırrı Levent geldi. Yüksekçe bir yere çıktı.
“Çocuklar Ata’mızı kaybettik” dedi.
Üstümüze bir şey yıkılmış gibi oldu! Bir an, minicik bir an! Şaşkınlık mı, inanılmazlık mı? Önce baktık birbirimize… Agâh Sırrı Bey sürdürdü konuşmasını. Neler dedi bilmiyorum. Kulaklarım tıkanmış, gözlerim görmez olmuş. İçimde bir şeyler kopmuş…

Yarın yine 10 Kasım! 71 yıl öncesini kaçıncı kez yaşamak, duymak, anlamak, şaşırmak, üzülmek, kızmak…
“Mustafa” imiş adı! Bir genç çıkmış Mustafa’yı yazmış. Filmini yapmış. O Mustafa’nın özel yaşamını kendince ortalığa dökmüş. Rakı içmesi, yalnızlığı, daha neleriyle bir Mustafa sergilemeye kalkışmış! Bile bile yapmış bu çirkinliği, bu ayıbı, bu yanlışlığı…
O yalnız Mustafa değil, o Mustafa Kemal Atatürk…
“Mustafa” diye biri yok, Kemal Atatürk var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Anlıyor musun arkadaş?
Bir genç adam, gazeteci mi, yazar mı, TV’ci mi? Boyundan büyük işlere girişmiş, tarihin altından girip üstünden çıkmak istemiş. Onun gibileri yıllardır dolaştı ortalıkta. Kitaplar, makaleler yazıp, onu yok etmeye, tarihten silmeye, unutturmaya çalıştı boş yere…
Mustafa filmini görmedim, görmeyeceğim. Onun adını bile anmak istemediğim genç adam sırtını kimlere dayayarak, kimlerden çıkarlar hesaplayarak kalkışmış bu işe… Yazık etmiş kendine! Yetmiş yıldır Atatürk’ü yozlaştırmak, başkalaştırmak isteyen karanlık adamların alkışlarını kazanmak mı istemiş? Ama adını, geleceğini, bir yana atarak! İşte elde ettiği başarı…
Yarın 10 Kasım…
Yıllar, yüzyıllar geçse de Mustafa Kemal Atatürk yaşayacak! Ölüm yoktur ona! Tarihi değiştiren, yıkılmaz bir devlet kuran insan ölmez… Bu ülke, bu ulus, bu cumhuriyet, bu devlet Atatürk’ün ölümsüz kişiliğiyle yaşıyor, yaşayacak. Ona kalkan eller hep kırılacak!

___sEyMeN___
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
82 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Yugoslavya
Aktif Toplam Yazı : 490
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.02.2009 03:13


hayırlı olsun geveze :)
iyi geceler herkese

qeveze
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 852
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.03.2009 00:06



Hayat
“Poliiiis!” diye bağırarak uyandım bu sabah, saat 04:15’te.
Annem, babam, ben oturuyorduk rüyamda. Üst kattan gelen gürültüyle sus pus olduk. Ablamın eviymiş üst kat, az önce yanımızdan ayrılıp, çıkmış evine. Telefon ediyorum hemen. Uzun süre sonra açılıyor ve boğuk boğuk ağlama sesleri çalınıyor kulağıma.
Birden şahine dönüyorum, fırlıyorum yerimden. Fırtına gibi esip, dayanıyorum kapıya. Elimde kör bir balta… Bir yandan yanımdakilere, “Polisi arayın!” diye bağırırken, bir yandan sallıyorum baltayı kapının kilidine. Tekmelerle, omuzlarla zorluyorum kapıyı. Ve olanca gücümle bağırmaya devam ediyorum, “Poliis! Poliis! Poliiiiiiis!”

Hoş bir uyanma şekli değil bu elbet. Ama her şeyin rüya olması gülümsetiyor hemen beni. Rüyamı sorgulamaya başlıyorum; yapılabilecek en iyi şeyi mi yaptım? Kapıyı olanca gücüm ve olanca gürültüyle zorlarken, içeriden gelen seslere hakim değildim. Ev üst katlarda olduğu için hırsızın tek çıkış yolu daire kapısıydı ve bu gürültülerin yarattığı çaresizlik, onu daha zarar verici olmaya yönlendirebilirdi.
Ooof of! Uyku tutar mı şimdi beni?
Bir bitki çayı yapıp, doğruca balkona çıkıyorum. Daha rüyanın etkisinden kurtulamamışken kararıyor aniden ortalık. Eyvah, elektrikler kesildi! Hemen köşede duran çakmak ve mum geliyor aklıma. Tam alıp yakacakken gözüm önce ortalığı saran dipsiz karanlığa ve sonra gökteki yıldızlara takılıyor. Bursa’da bu kadar yıldız var mıymış meğer? Pırıltılı pullar gibi göğe serpilmiş halleri hoşuma gidiyor. Vazgeçiyorum mumu yakmaktan, seyre dalıyorum etrafı.
Masum yıldızların aksine hiç de tekin görünmüyor ortalık. Siluetler seçilemeyecek kadar karanlık. Çevremdeki hiçbir evde cılız bir ışık dahi göremiyorum. Sessiz… her yer, her şey…
Bir ışık yaklaşıyor yolun öbür yanından. Bir polis arabası bu. Yanıp sönen tepe ışıklarını karanlığa çarpa çarpa yaklaşıyor. Ve sonra, ardından binaların dev gölgelerini uzata uzata kayboluyor ara yollarda.
Yine karanlık, yine sessizlik… Hiç bitmeyecekmiş gibi… Kötü haber elçisi gibi…
Ayak sesleri çalınıyor kulağıma, tıp, tıp, tıp… Dikkat kesiliyorum. Apartmanın bahçe kapısından geliyor; tıp, tıp, tıp… Ve giderek çoğalıyor aynı sesler. Küçük bir karaltı görüyorum. Ve sonra bir tane daha, bir tane daha… 4,5,6,7,8… En az 10 tane! Tıpır tıpır ayak sesleriyle bir köpek sürüsü! Neden çete olmak için geceyi beklerler? Onların illegal işlere bulaşması olası değil ki.
Dağınık hırıltılarla kayboluyor onlar da, yolun öte yanında.
Çayım soğumuş. Tazeleyip oturmak istiyorum. Ve karalamak… Bu geceki uykuyu karanlığa hediye ettik nasılsa, hem zaten sabaha ne kaldı ki?
Mumu yakıyorum. Sıcak bir ışıkla aydınlanıyor ortalık. Mum bana bakıyor, ben ona. Beş yaşındaki boncuk yeğenimin kendi elleriyle süsleyip püsleyerek hediye ettiği küçük mum bu. Işığı şimdi daha da sıcak yayılıyor ortalığa.
Ne kadar güvenli bir ışık olduğunu düşünüyorum mum ışığının. Görmek istediğin kadar yeri aydınlatır. Ama yalnız esintisiz alanda hayat bulur. Tıpkı hayaller gibi… Gerçeğin rüzgârına çıkartılmadığı sürece hayaller hep umudu besler, yeni hedefler filizler.
Hayallerin gücünü temsilen yerleşiyor ‘mum’, zihnimdeki sembol klasörüne.
Yazı masamın yüzeyinde yakamoz gibi dağılan mumun ışığı cılızlaşınca fark ediyorum günün aydınlandığını. Şimdi ortalık daha gürültülü, daha renkli…
Ben de günün dinamizmine eşlik edip kalkıyorum yerimden. İçimde çok özel bir heyecan var; minik oğlum bugün okula başlayacak. Eğitim hayatının ilk adımını 2 yaşında bir yuvada atacak. Gülümseyerek ve sessizce gidip yokluyorum; melek gibi uyuyor. Ve içimdeki heyecanı bastırmak için, çantasını hazırlamaya başlıyorum; yedek pantolon, tişört, ayakkabı…
Ahh hayat… Güzdüzle gece, gerçekle hayal, cesaretle korku, yerle gök kadar uzak iki ucun.
Ben ise arada kalmış bir yorgunum…

bay_gevese
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Svaziland
Aktif Toplam Yazı : 308
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 03.03.2009 20:26


Milliyetin en belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz."
Mustafa Kemal ATATÜRK

bay_gevese
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Svaziland
Aktif Toplam Yazı : 308
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 07.03.2009 02:51


Herkesin uğursuz saydığı ya da kara listeye aldığı bir günü, bir ayı ya da daha başka bir şeyi vardır. Şanssızlıklarını kıramadığı, kötü olaylar yaşadığı günler, aylar… Sanki tüm bu şanssızlıklar ve kötü olaylar belli bir zamanda bir araya gelmek için anlaşmışlardır. Öyle olmasaydı böylesine planlı ve uyumlu bir şekilde aynı kuvvette etki yaparak birçok farklı elbisenin içinde çalmazlardı kapımızı. Yaşattırdıklarıyla, hissettirdikleriyle kendilerini zihnimize kazımazlardı. Şubat ve Eylül aylarıydı benim uğursuz aylarım. Daha yerinde bir ifadeyle “Benim Hüzünlü Aylarım” diyorum onlara Marquez’in “Benim Hüzünlü O ...” adlı romanının isminden esinlenerek. Her iki ayda da birbirinden farklı hüzünler biriktirmekte. Ve her ay yinelenmekteler.
Bir insanın daha doğum gününü zihninize kazımadan ölüm gününü zihninize kazımak nedir bilir misiniz? Ya da adından ve ailesinden başka kendisine dair hiçbir şey bilmediğiniz bir kişi için günlerdir canınızın sıkılmasını, düşünceli ve dalgın bakışlarla etraftakilere dertli insan formunda görünmeyi, bulanık bir resmin ardındaki o güzel kızın şimdi yaşamıyor olduğunu düşündükçe ağlamamak için kendinizi tutmayı.

Günlük sohbetlerde sıkça adı geçen ve canınızın en büyük parçalarından birinin evinde ona dair tüm hatıraların kaldırılıp yerine yabancı insanların oturmuş olduğunu. Anılarla dolu sıvası dökük duvarları, loş ve geniş salonu görünce içiniz bir hoş oldu mu hiç?

İzleri takip ettim hep sokaklarda. Adım adım, tek tek. Onları bulduğumu sandığımda yanıldığımın farkına vardım. Sanki az önce buradan geçmiş gibiydiler. Bundan güç alarak takip ettim yine izleri adım adım, tek tek. Yine bulamadım onları ve izler yine az bir zaman farkıyla onları kaçırmış olduğumu söylüyordu. Fakat ne yaparsam yapayım ulaşamıyordum, bulamıyordum, yetişemiyordum. İçimdeki sevgi bana ayaklarımla tüm dünyayı dolaştırabilirdi ama boyut atlatamıyordu umut dolu adım atışlarımla.

bay_gevese
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Svaziland
Aktif Toplam Yazı : 308
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 07.03.2009 03:50


Karşımda durduğunda
Gözlerime baktığında içimden bir şeyler kopuyor
Olmuyor
Nefesim daralıyor
Yeminler bozuluyor
Cin misin peri misin anlamadım

O deniz gözlerinden alamam gözlerimi
Gider eski zamana
Ağlarım yana yana

O güzel gözlerinden alamam gözlerimi
Gider eski zamana
Ağlarım yana yana

Gitme kal be yanımda
Şurada baş ucumda
Sana kurban olurum
Elveda deme bana

Ben seni el üstünde hatta baş üstümde
Taşırım merak etme
Elveda deme bana

GevezeKalem
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Merkez
Bursa
Aktif Toplam Yazı : 5193
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 12.03.2009 03:15


Sırayla aldım haberlerinizi, gitmişsiniz.
Bazen sözleşmiş gibi toplu halde göçüp gidiyorsunuz.
Kuşlar gibi...
Bir kanat çırpışı kadar kısa zamanda...
Gittiğiniz yer harika olmalı,
Yoksa kalırdınız,
değil mi?

GevezeKalem
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Merkez
Bursa
Aktif Toplam Yazı : 5193
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 12.03.2009 03:19


Her şey bir düşünceden ibarettir.

İnsan nedir?Sadece bir düşünce!

Ya dünya?O da bir düşünceden oluşmadı mı?

Olaylar hayatın zekasının sizinle konuşmasıdır.

Şeytan zan`dan beslenir.

Kendinize hata yapma izn verin.En çok hata yapan öğrenir.
Kendine hata yapma izni veren usta olur.

Hayat şölen sofrasıdır ve siz buna davetlisiniz.

GevezeKalem
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Merkez
Bursa
Aktif Toplam Yazı : 5193
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 12.03.2009 03:31


Gölge gibi yaşamak gerek belki de.

Işık varken görünüp, karanlıklarda yok olmak gerek.

Hissettirmeden süzülmek gerek kalabalıkların tam ortasına.

Varlığınla yokluğunu fark ettirmeden, sinsice yaşamak gerek...

............................. belki de...

Yalnızca silüetinin hareketlerini okutabilmek gerek ikincilere, üçüncülere ve tüm diğerlerine.

Ne güldüğünü ne de ağladığını göstermemek gerek...

Ne mutluluğunu ne hüznünü belletmemek...

Sevgiyi, nefreti saklamak gerek

Kimse bilmeden, anlamadan sessizce düşünmek gerek

Ve kimse görmeden, dokunmadan duygu denizinde yüzebilmek...

Bir gölge gibi yaşamak gerek belki de

Kırılmamak için, incinmemek için bir gölge gibi uzayıp,

Silinmek gerek

......................... belki de...

GevezeKalem
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Merkez
Bursa
Aktif Toplam Yazı : 5193
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 12.03.2009 16:46


``ßakın bir ya$anan hayat var,ßirde s€nL€
Ya$anan hayat.ßeni s€nL€ ya$anan hayat
Doyurdugu için,hayatı p€k aramıyorum(...)
Ac€misiyim hayatın.Hayatı h€rk€s gibi
Ya$ayamıyorum.Hayalini ya$ıyorum.``

GevezeKalem
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Merkez
Bursa
Aktif Toplam Yazı : 5193
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.03.2009 23:41


ÇANAKKALE ZAFERİ 18 Mart 1915

18 Mart 1915

Bu hafta‚ Çanakkale Zaferi Haftası. Çanakkale Zaferi’nin 94. yıldönümü. Konuya başlamadan önce Çanakkale Boğazı’nın‚ Türk ve Dünya tarihindeki önemini anlamak için biraz tarih ve coğrafya bilgilerimizi tazeleyelim. Coğrafi terim olarak “boğaz”‚ “karalar arasında‚ denizin çok daralmış yeri” şeklinde tarif edilir. Prof. Dr. Reşat İzbırak’ın Coğrafya Terimleri Sözlüğünde de belirttiği gibi‚ “Boğazlar‚ geniş bir ırmağı andırır. Boğaz dendiği zaman‚ genelde deniz boğazı gözönüne gelir”

Süleyman Kocabaş’ın‚ “Türkiye’nin Canı Boğazlar” adlı eserinde de belirttiği gibi ve bunlara benim de birkaç önemli boğaz eklemem ile örnek vermek gerekirse‚ yeryüzünde‚ Çanakkale Boğazı’na benzer irili ufaklı birçok boğaz vardır. Bunlardan bazılarını sayalım; İstanbul Boğazı (Marmara-Karadeniz)‚ Cebelitarık Boğazı (Akdeniz-Atlas Okyanusu)‚ Messina Boğazı (İtalya-Sicilya)‚ Hürmüz Boğazı (Basra Körfezi-Hint Okyanusu)‚ Bering Boğazı (Alaska-Sovyet Rusya)‚ Babü-l Mendep Boğazı (Kızıldeniz-Aden Körfezi)‚ Cook Boğazı (Yeni Zelanda)‚ Malakka Boğazı (Sumatra-Malezya)‚ Tsuganu Boğazı (Japonya)‚ Hainan Boğazı (Çin-Tayvan)‚ Kore Boğazı (Kore-Japonya)‚ Uraga Boğazı (Japonya)‚ Palk Boğazı (Hindistan-Sri Lanka) Dover Boğazı (Fransa-İngiltere) vb. bunlardan bazılarıdır. Şüphesiz bu boğazların hepsi önemli boğazlardır. Fakat bunlardan hiçbiri küçük bir yarımada ile (Gelibolu sahne olan Çanakkale Savaşları kadar tarihe geçmemiştir. Bu kadar küçük bir yarımadada 8‚5 ay süren‚ 250.000’e yakını Türk şehidi olmak üzere toplam 500.000’e yakın insan kaybıyla ve Osmanlı Devleti’nin kesin zaferiyle neticelenen‚ binlerce kahramanlık destanlarına konu olan bu savaş‚ adını Türk tarihine altın harflerle yazdırmıştır.


[1] [2]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan