Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Gündem
   `MİLLİ İRADE DOLANDIRICILIĞI`
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
AnAr__ChE
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
54 yaşında / Erkek
Kadıköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 485
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2009 19:13


ben demiyorum devlet bahçeli dedi :))) dolandırıcılara



Bahçeli seçim öncesi beyaz eşya dağıtmasını bölye yorumladı: `MİLLİ İRADE DOLANDIRICILIĞI`

MHP lideri Bahçeli, `Halk dalkavukluğu ve seçim rüşvetiyle millet iradesine fesat karıştırılması, milli irade dolandırıcılığı olacaktır` dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hükümetin yerel seçimler öncesi yoksul vatandaşlara beyaz eşya dağıtmasını `seçim rüşveti` ve `milli irade dolandırıcılığı` olarak nitelendirerek, "Meşru ve ahlaki olmayan yollarla seçmenlerin aldatılması, halk dalkavukluğu ve seçim rüşvetiyle millet iradesine fesat karıştırılması, milli irade dolandırıcılığı olacaktır" dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı`nda yaptığı konuşmada, demokrasilerde siyasi iktidarların meşruiyet kaynağının seçim sandığında ortaya çıkacak millet iradesi olduğunu vurgulayarak, ancak milli iradenin siyasi iktidarlara verdiği yönetim yetkisinin, siyasi-hukuki-ahlaki hiçbir kayıt tanımadan her istediklerini yapmalarına imkan verecek bir açık çek olarak görülemeyeceğini kaydetti. Aynı şekilde seçmen desteğinin siyasi iktidarlara her türlü kanunsuzluk ve yolsuzluk yapma konusunda verilmiş bir ruhsat olmadığını, milli iradenin kanun ve ahlak dışı yollara sapanları aklama aracı olarak kullanılamayacağını söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türkiye`deki siyaset kültürünün ve demokrasi sicilinin sorunlu ve şaibeli noktalarından birisi, halk desteğini `milli irade diktatörlüğü` heveslerine alet eden ve hırsızlıkların üzerini örtecek bir icazet olarak gören demokrasi ve ahlak özürlü siyasi zihniyetlerin devlet yönetimine gelebiliyor olmasıdır. Amacı ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin, ahlaki temellere dayanması bir zorunluluktur. Siyasetin bir ikbal aracı olarak görülmesi ve demokratik rekabete dayalı bir hizmet yarışı olan seçimlerin bir menfaat ve ihtiras yarışına döndürülmesi, dürüst ve namuslu siyaset anlayışıyla bağdaşmayacaktır. Meşru ve ahlaki olmayan yollarla seçmenlerin aldatılması, halk dalkavukluğu ve seçim rüşvetiyle millet iradesine fesat karıştırılması, `milli irade dolandırıcılığı` olacaktır. Demokrasimizin bir diğer ayıbı da, milli irade dolandırıcılığının hala mubah görülmesi ve ahlaki temele dayanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamamış olmasıdır. AK Parti`nin altı yıllık iktidar döneminde yaşananlar ve içinde bulunduğumuz mahalli seçim sürecinde sergilenen ilkesiz ve omurgasız yaklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir kere daha hatırlanmasına vesile olmuştur."

Süleymaniye`de başına çuval geçirilen Türk askerlerini Başbakan Erdoğan`ın kurtardığı yönündeki açıklamaları da değerlendiren Bahçeli, su üzerine yazılan destanları, ucuz şovları ve fetih-fatih edebiyatıyla Başbakan`ı parlatma gayretlerini seçim sürecinin istismar menüsü olarak tüketime sunan AK Parti`nin, bu sahte kahramanlık efsaneleri hakkındaki son yalanının Kuzey Irak`ta başına çuval geçirilen Türk askerlerinin Başbakan sayesinde kurtulduğu senaryosu olduğunu söyledi. Türk milletinin aklı ve idrakiyle alay etmeyi alışkanlık haline getiren AK Parti sözcülerinin, yaşanan gerçekleri saptırarak Başbakan`ın ezik ve teslimiyetçi profilinden sahte kahramanlık postu çıkarma gayretlerinde baltayı bir kere daha taşa vurduğunu iddia eden MHP lideri Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2003 yılında Kuzey Irak`ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi rezaletinin kronik gelişmesine ilişkin şu gerçekler, AK Parti`nin yalan kampanyalarının maskesini düşürmeye yetecektir. Türk askerleri 4 Temmuz 2003 günü öğle saatlerinde gözaltına alınmıştır. Bunun üzerine askeri makamlarımız, gerekli girişimleri süratle başlatmış, Başbakan ise bundan iki gün sonra 6 Temmuz`da saat 16.45`de ancak ABD Başkan Yardımcısı ile telefonla görüşebilmiştir. Göreve başlayan yeni bakanın iddia ettiği gibi ABD Başkan Yardımcısı`nı azarlayarak sorunu çözdüğü söylenen kişi Başbakan Erdoğan ise, aynı olay üzerine, `Nota dediğimiz konu müzik notası değildir. Bunların bir ağırlığı vardır. Aklınıza gelince nota verilmez` diyen pişkin Başbakan kimdir? `Devlet yönetimi, anlık duygusal tepkilerle değil, objektif bilgilere dayalı objektif değerlendirmelerle ve bu değerlendirmelere dayalı rasyonel ve kararlı adımlarla yürüyen bir süreçtir` diyerek ipe un seren Başbakan kimdir? `Şimdi bunu sürekli gündemde tutmamız, sürekli ABD ile olan dostluk münasebetlerimizi adeta bozmaya yönelik bir virüs haline getirmemiz ve bu şekilde kullanmamız bana göre çirkindir` diyerek konuyu kapatmaya çalışan Başbakan hangi ülkenin başbakanıdır? `Kimse dönemsel sorunları fırsat bilmesin ve gerilimden medet ummasın. Biz bakkal dükkanı idare etmiyoruz. Biz devlet idare ediyoruz, devlet. Bu böyle bilinmeli` diyerek eleştirilerden kaçmaya kalkan kişi nerenin başbakanıdır? Bu çirkin olay konusunda Sayın Başbakan`ın sözde kahramanlık hikayesinin satır başları bunlardır. ABD bu konuda kamuoyu önünde Türkiye`den özür bile dilememiştir. Daha da üzücü olan Sayın Başbakan da bu yönde bir talepte bulunmamıştır. Davos`ta `şahin`, Süleymaniye`de ise `serçe` olan bu iki zihniyet profili arasındaki fark, karşımızdakinin siyasi kimliği ve kişiliği hakkında bir fikir vermeye yeterli olacaktır. Bu ikircikli tavrın nedeni ise, 2003`te seçim hesabı yapılmasını gerektirecek bir durum olmaması, 2008` de ise mahalli idareler seçiminin çok yaklaşmış bulunmasıdır."

"BAŞBAKAN `BU AK PARTİ`LİLER NEREYE GİDİYOR?` DİYORSAN GEL MHP`DE GÖR"

Bahçeli, Türkiye`nin bir tarafta yoğunlaşan ve karmaşıklaşan problemlerin altında ezilirken, öbür tarafta siyasetteki kör dövüş nedeniyle asıl meselelere odaklanamamanın sıkıntısını yaşadığını söyledi. Bugün ülkenin birinci meselesinbmurgasız yumurgasız yaklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir keraklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir kerin ekonominin sürüklendiği kriz bataklığının kurutulması, bozulan denge ve kaçan ayarların yeniden eski haline getirilmesi, vatandaşların içine savruldukları geçim zorluklarının
behemehal çözüme kavuşturulması olması gerektiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Ülkemizde işsizlik sosyal barışımızı tehdit ederken, fakirlik çığ gibi büyürken, vatandaşımız kirasını, borcunu ödeyemezken, başka konuların ön plana alınmasını anlamak ve doğru bulmak mümkün değildir. Türkiye`de her bir ferdimiz araya sıkışmış, derinleşen ve kökleşen ekonomik sorunlarından dolayı olması gereken ve layık olduğu yaşam standardının çok gerisine düşmüştür. Siyasi sorumluluk sahibi AK Parti`yle birlikte milletimizin sorunları artmış, huzur, mutluluk ve yaşam memnuniyeti ve geleceğe dönük iyimser beklenti en düşük noktaya gelmiştir. 29 Mart seçimlerine kilitlenen siyasi sistemin baskın unsurları, yine değerler üzerinden mevzilere çekilerek, milletimizin asıl meselelerinin üstünü örtmenin basit hesabını yapmaya koyulmuşlardır. Bu itibarla iktidarın gündemi başka, aziz milletimizin beklentileri ve talepleri bambaşkadır. Büyüyen ve yayılan sorunların sürekliliğinden, acımasızlığından bunalan milletimiz, özlediği ve hak ettiği ekonomik şartlara kavuşamamanın sızısını fazlasıyla yaşamaktadır.

AK Parti hükümeti bu zamana kadar gerilim eşliğinde, kamplaştırarak yönettiği ülkemizde, ekonomik meselelerin üzerinden gelemeyeceğini anlamış, çareyi artık bunu itiraf etmekte bularak, kaçmak için hazırlık yapmaya başlamıştır. Nitekim Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerdeki bir konuşmasında; işsizliği düşüremediklerini, çırpınmalarına rağmen hala belirli seviyelerde seyrettiğini ve ancak bu kadar yapabildiklerini yüzü hiç kızarmadan söyleyebilmiştir. Bu ifadeler bir iktidarın aczinin, iş bilmezliğinin, beceriksizliğinin birinci elden ilanı ve ilamıdır. Bu beyan aynı zamanda şu anlama gelmektedir; Recep Tayyip Erdoğan olduğu sürece işsizler işsiz kalmaya devam edecek, mağdurlar kitlesine her gün yenileri eklenecek ve genç nüfus ilelebet işsizliğe mahkum olacaktır. Bize göre işsizliğin üstesinden gelinemeyeceği kabulünün başka bir izah tarzı bulunmamaktadır. Başbakan`ın cüreti aşan ve sabrı taşıran sözlerine karşılık, AK Parti zihniyetine şunları açık yüreklilik ve samimiyetle söylemek isterim ki madem işsizlik sorununu bitiremediğinizi ikrar ettiniz; o halde bundan sonra başarılı olduk, geliştik yaklaşımlarını da seslendirmenizin aziz milletimizle alay etmek olacağını iyi bilmeniz gerekmektedir. Gelin, oyaladığınız, kandırdığınız milletimizin karşısına çıkın ve altı yılı aşkındır yapamadığınız her şey için özür dileyin. Bu erdemli ve vicdanlı siyasi davranışı, her alanda gerçekleştirdiğiniz yıkımdan sonra aziz vatandaşlarımızdan çok görmeyin. Bugün vatan coğrafyasının her yöresinde, bir gün işsizliğe bulunacak çareyle kendisini avutan, doğan günü bu şekilde karşılayan, akşama kadar iş aramaktan yorulan biçare kardeşlerimizin sayısındaki endişe verici yükselişi biz çok iyi biliyoruz. Resmi rakamlarla bile 2 milyon 687 bin işsiz vatandaşımızın, iş aramayan ancak çalışmaya humurgasız yaklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir kerazır olan 1 milyon 792 bin kardeşimizbmurgasız yaklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir kerin ve AK Parti ile birlikte iş bulma umudu sönen 615 bin insanımızın dertlerinin, Milliyetçi Hareket olarak farkında ve bilincindeyiz. Başbakan Erdoğan`ın işsizlikle mücadeledeki başarısızlığı kabul etmesi sonucunda, milyonlarca vatan evladı kendi kaderine tek edilmiş ve bir kenara bırakılmıştır. Elbette, işsizliğin ağırlığı ve yakıcılığıyla boğuşan her bir vatandaşımızın; pırlanta şirketlerine ortak olmaları, erken yaşlarda gemi ticaretine başlamaları, mısır ticaretinde gözleri kamaştıran mesafe almaları, Arap şeyhleriyle erken yaşta ticaret konuşmaları mümkün değilse de, asgari ihtiyaçlarını karşılayacak bir işe sahip olmaları en tabii hakları olsa gerektir.

Başbakan Erdoğan ve bir avuç menfaat şebekesi, devletin imkanlarıyla ve milletimizin alın terinden kazanılanlarla saltanatlarını sürerken, kendi mahdumlarına gösterdikleri ilginin küçük bir bölümünü çaresizlik içinde kıvranan vatandaşlarımıza da göstermeleri bir mecburiyet olarak görülmelidir. Her bir aziz millet ferdinin sorgulaması ve iktidarın yüzüne çarpması gereken haksızlıkların, yolsuzlukların ve soygunların mutlaka tartışılması gerekmektedir. Bu yapılanların neresinde hakkaniyet, adalet, merhamet, inanç ve ahlak vardır? Mukaddesatımızın neresinde bunlara cevaz vardır? Dicle`nin kenarındaki sahipsiz koyundan bile sorumluluk duyan yüksek adaletin en ufak emaresi, AK Parti`nin taşıdığını savunduğu siyasi vicdanının neresindedir? Kendi çevresini zengin etmekle uğraşan, yıllardır kervanını düzen, eski hortumları kestim derken yeni ve çekim gücü daha yüksek olanları devlet hazinesine bağlayan, vatandaşlarımızın problemlerini çözmek yerine kendi ikballerinden başka gözleri hiçbir şey görmeyen AK Parti zihniyetiyle geçen yıllar tam anlamıyla heba olmuştur. Su alan ve batmakta olan gemide üst kata koşan ve filikaya binme hazırlığı yapan Başbakan Erdoğan ve yandaşlarının işsiz kardeşimizi umursadığını, emekliyi önemsediğini, esnafı düşündüğünü, öğretmeni dikkate aldığını, çiftçiyi merak ettiğini söyleyebilmek için her meseleye yabancı ve dışarıdan bakmak yeterli olacaktır. `Aldanmayacağız, aldatmayacağız, dürüst ve şeffaf olacağız` diyerek, en büyük aldatmayı yapan Başbakan Erdoğan`ın, milletimizin yararına olacak bir hizmeti, yapacağı bir eseri artık kalmamıştır. Milletimiz hükmünü vermiştir: Yeterince aldattınız, ziyadesiyle kirlendiniz, haddinden fazla karardınız.

Tüyü bitmemiş yetim hakkından, garip gurebanın itilip kakılmasından, işçinin, emekçinin hakkının gasp edilmediğinden bahsedecek kadar riyaya batmış olanlara bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum 40. yılını kutlayan Milliyetçi Hareket Partisi`nin şerefli mensupları, yokluklar ve imkansızlıklar içinde bugünlere gelmişlerdir. Bu itibarla yokluğun, yoksulluğun, bir simidi paylaşarak yemenin, bir aileyi taşımanın, acıyı paylaşmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirler."

Bahçeli, Başbakan Erdoğan`ın MHP`nin hangi dilden anladığı yönündeki sözlerini cevaplayarak, "Daha önce defalarca da söylememe rağmen bizim hangi dilden anlayacağımızı bir kez daha soran Başbakan Erdoğan`a öncelikle, bizim Türkçe düşünüp umurgasız yaklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir kerTürkçe konuştuğumuzu söylemek istiyorum. Ve ısrarla şunu da ifade etmek isterimbmurgasız yaklaşımlar, bu acı gerçeklerin bir ker ki bizim dilimiz, siftah yapmadan dükkanını kapatan esnafın dilidir. Bizim sözümüz tarlasında, yazın sıcağında çıkmayan mahsulünün arkasından mahkumu olduğu borçlarını nasıl ödeyeceğinin derdine düşen çiftçinin sözüdür. Bizim vicdanımız, evine ekmek götüremeyen, kirasını ödeyemeyen, çocuğuna harçlık veremeyen işsizin vicdanıdır. Bizim derdimiz, hayatının kalan yıllarında indirimleri takip etmekten yorulmuş, geliri ihtiyacına yetmeyen emeklilerimizin derdidir. Bizim kaygımız, karnını doyurabilmek için ek iş yapan, iktidar baskısından bunalmış, maaşını bir gün sonra borçlarına teslim eden memurlarımızın kaygısıdır. Bilinmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi`nin yarım asra yaklaşan onurlu geçmişiyle, Türk milletinin hak ve menfaatini savunmaktan başka hiçbir amacı olmamıştır. Bizi bugüne kadar anlamamış ve anlaması da mümkün olmayan Başbakan Erdoğan`ın, bundan sonra da anlayabilmesini zaten beklemediğimizi ve buna da asla ihtiyacımızın olmadığını huzurlarınızda ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.
Bahçeli, krizin neden ve nasıl çıktığının esnafın, memurun, işçinin, köylünün, emeklinin umurunda olmadığını ancak krizin kurbanlarının bu kesim olacağını ifade ederek, Başbakan Erdoğan`a şu çağrıyı yaptı:

"Sayın Başbakan, krizin nasıl çıktığını anlatmayı bırakın, nasıl çözüleceğini, bu girdaptan hangi yöntemle kurtulacağını söyleyin. Boş söz, vaat ve hamaset nutuklarıyla milletimizi artık meşgul etmeyin. Sorunları görün ve gereğini vakit geçirmeksizin yapın. Çünkü geciktiğiniz her anın hesabını milletimizin sizden soracaktır. Bunu da asla aklınızdan çıkarmayın."
Bahçeli, konuşmasının sonunda MHP`ye İstanbul, Kırıkkale, Kütahya, Edirne ve Bitlis`ten katılanlara rozet taktı. Büyük Çatı Projesi kapsamında tek başına iktidar yolculuğunun il il gerçekleştiğini belirten Bahçeli, "Çok sayıda AK Parti`li kardeşimiz MHP`ye katılıyor. Başbakan, `Bu AK Parti`liler nereye gidiyor?` diye merak ediyorsan, `gel MHP`de gör` diyorum" şeklinde konuştu

AnAr__ChE
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
54 yaşında / Erkek
Kadıköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 485
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2009 19:14


valla işte böyle bir de dalkvuk demiş şimdi pas akp lilerle mhp liler arasında:) buyrun

archetype
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
31 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Cezayir
Aktif Toplam Yazı : 282
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2009 19:31


bu chp lilerin işi gücü ortalığı karıştırmak zaten

archetype
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
31 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Cezayir
Aktif Toplam Yazı : 282
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2009 19:33


bu defada mhp li ve akp lileri birbirine düşürmeye çalışıyolar

AnAr__ChE
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
54 yaşında / Erkek
Kadıköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 485
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2009 19:58


şşşşşş ben chp li değilim 1.
akp ile mhp zaten birbirine düşmüş bu 2
bu sözler devlet bahçelinin bu günkü konuşması 3
mhp nin gökçeğin evlerinden söz etti 4

ne chp ne akp ne mhp
tam bağımsız TÜRKİYE

Jakoben_Piyade
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 4354
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 10.02.2009 20:16


Seçim zamanı bütün sermaye partileri birbirine muhalefet etmek konusunda aslan kesilir.

Seçim bittiğinde ise; al takke-ver külah oyunu sergilenmeye devam eder.

22 Temmuz seçimlerinden önceki MHP`yi gözünüzün önüne getirin, bir de meclisteki MHP`yi.

Seçimler yapıldı, meclis koltuklarına yerleşildi ve MHP AKP`nin taşeronluğuna soyundu.

AKP şoför, MHP muavindir, şoförle muavin arasında göstermelik laf atmalar her zaman olur.


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan