süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Yaşam
   Tarih
   Turk diplomasi tarihine gecen restler
 

GOZLERINIYORMA İçinden ne geliyorsa yaz! Forum başlığına yazı ekledi - (09:33:20)
aydogdu_123 Kelime Oyunu.. Forum başlığına yazı ekledi - (12:20:04)
Seyyah NİNAX Forum başlığına yazı ekledi - (19:30:53)
medoo27 *****&&&&&&&&&&&&ESKİ VE YENİ DOSTLAR&&&&&&&&&&&&**** Forum başlığına yazı ekledi - (23:12:34)
medoo27 *****&&&&&&&&&&&&ESKİ VE YENİ DOSTLAR&&&&&&&&&&&&**** Forum başlığına yazı ekledi - (23:14:29)
_SEFA61_ *****&&&&&&&&&&&&ESKİ VE YENİ DOSTLAR&&&&&&&&&&&&**** Forum başlığına yazı ekledi - (23:24:36)

Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
canarya007
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 9546
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 11:28


*Şehzade Yusuf İzzettin, 1910`da VII. Edward`ın cenaze töreninde, hangi devlet başkanının arkasından yürümek istemedi?

*İsmet Paşa Lozan`da oturacağı koltuğun diğerlerinden küçük olduğunu görünce ne yaptı?

*II. Dünya Savaşı`nın ilk yıllarında Ruslar, Dışişleri Bakanımız Şükrü Saracoğlu`yla nasıl boğuştu?

*Büyükelçi Orhan Eralp, BM toplantısında Kıbrıs Rum Kesimi`ne nasıl seslendi?

canarya007
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 9546
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 11:28


SARACOĞLU`NUN MOLOTOV VE STALIN`LE İMTİHANI

1 Eylül günü Alman ordularının Polonya`ya girmesiyle II. Dünya Savaşı fiilen başladı. 3 Eylül`de İngiltere ve Fransa, Almanya`ya savaş ilan etti. Büyük savaş tüm Avrupa`yı sarmaya başlamıştı. Sovyet Rusya, Almanlar ile bir saldırmazlık paktı imzalamıştı. Tam olarak hangi tarafta olduğu belli değildi ama en azından Almanların şimdilik karşısında olmayacağı belliydi. Peki Türkiye bu durumda Sovyetler`le ne yapacaktı? Müzakere hazırlıklarına başlandı. Zaten 9 Temmuz`da Moskova`ya bildirilen projede Karadeniz ve Boğazlar bölgesinde savaşı doğurabilecek bir saldırı karşısında Türkiye ve Sovyetler Birliği`nin fiilen işbirliği yapacağını öngörüyorlardı. Ayrıca imzalanacak bir Türk-Sovyet antlaşmasına İngiliz-Fransız çekincesi konacaktı.

Bütün bu gelişmeler üzerine 15 Eylül`de Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu, Moskova`ya davet edildi. İki gün süren gemi yolculuğunun ardından Sovyet Rusya`nın liman kenti Odessa`ya gece yarısı vardılar. Limanda birkaç alt düzey memur tarafından karşılandılar. Bu durum can sıkıcıydı ama asıl karşılamanın Moskova`da yapılacağı söylenerek durum Sovyet yetkililerce telafi edilmeye çalışıldı.

Spiridonova adındaki konukevinde ağırlandılar. Yabancı misafirlerin ağırlandığı bu bina eski yapı olmasına karşın zamanında birçok ünlü misafiri konuk etmişti. Üç günü aşan yol tüm heyeti fazlasıyla yormuştu. Odalarına çekildiler.
Saracoğlu da üstünü değiştirip yatağa uzandı ama bırakın uyumayı, düzgün bir şekilde yatmak bile mümkün değildi. Kamburu çıkmış yatağın içinde toplanan pamuklar eni konu tepecikler oluşturmuştu. Saracoğlu burada uyunmaz diyerek odadan çıkıp Feridun Cemal`in odasının kapısını çaldı.

Bir yandan da söyleniyordu:
- İlk andan itibaren bizi bıktırmaya bezdirmeye çalışıyorlar. Benim yatağın halini bir görsen.
- Efendim benimki de iyi değil. Ama isterseniz siz bu odaya buyurun.
- Hayır ben şuradaki koltukta kıvrılıp uyumaya çalışacağım. Eğer uyuyamazsam bakarız bir çaresine.
Ruslar psikolojik savaşı başlatmışlardı.

***

Ertesi gün ikili görüşmelere geçildi.
Sovyet Hariciye Komiseri Molotov toplantı sırasında aniden Saracoğlu`nun önüne bir kağıt uzattı. Saracoğlu kağıdı eline almadan `Nedir bu` diye sordu. Molotov, Montreux Anlaşması`ndaki bazı maddelerin tadiline ilişkin bir düzenleme olduğunu söyledi. Türkiye`nin Montreux anlaşmasıyla kazandığı hakları Ruslar`la paylaşmasını öngörüyorlardı. Saracoğlu böyle bir düzenlemeyi konuşmanın gereksiz olduğunu belirterek kağıdı eline dahi almadı:
- Böyle bir teklifi kabul etmemiz mümkün değildir.
Molotov, Saracoğlu`nun kararlı tutumu karşısında biraz şaşırsa da hamlesini sürdürdü:
- Bu kararınızı Ankara`ya sormadan mı vereceksiniz?
- Evet. Ankara`ya sormaya gerek yoktur. Yetkim bunu burada reddetmeye yeterlidir!
Artık her şey Stalin`le yapılacak görüşmeye kalmıştı.

***

Ertesi sabah Molotov`la yapılacak görüşme ani bir kararla ertelendi. Molotov Alman Hariciye Vekili Ribbentrop`u kabul edeceğini söyleyerek Saracoğlu`ndan özür diledi. Ve görüşmelerini bir gün sonraya ertelemeyi teklif etti. Alman
Dışişleri Bakanı`nın bu ani ziyaretinin bir sebebi de Türkiye`nin bir gün önce Türk-Fransız-İngiliz ortak metnini paraf ettiğinin duyulmasıydı. Gerçi anlaşmaya son şekli verilmemiş ve askeri stratejik birçok konu henüz boşlukta bırakılmıştı ama yine de Türkiye, Dışişleri Bakanı`na yapılan Sovyet teklifine bu parafla karşılık vermeyi planlamıştı.
Tam bir satranç maçı onanıyordu.

Saracoğlu, Alman Dışişleri Bakanı`nın gelişini ve kendi programlarının ertelendiğini duyduğunda öfkeden çılgına dönmüştü:
- Ne yaptıklarını sanıyor bunlar! Çocuk oyuncağı mı bu!
Öfkeyle kaldıkları konukevinin salonunda bir aşağı bir yukarı turlamaya başladı.
`Yoo anladım. Bunların niyeti bizi bıktırmak, sinirlerimizi altüst etmek. Ama öyle yağma yok. Direneceğiz! Hemen Paşa`yla konuşmamız lazım` diyerek Moskova Elçiliği`ne doğru harekete geçti. İsmet Paşa ile yapılan şifreli telsiz konuşmasında durumu olduğu gibi anlattı. Paşa durumun nezaketsiz bir davranış olduğunu anladığını ancak her ne olursa olsun beklemek gerektiğini söyledi.

Saracoğlu da bunu tahmin etmişti zaten. Mecburen bekleyeceklerdi.

Ruslar, resmi temas olmayacak bu günde Türk heyetine bir program hazırlamayı da ihmal etmediler. Sovyet Hariciyesi`nde protokol şef yardımcısı olan Pontikov, Türk heyetine mihmandarlık yapacaktı. İlk günün programında önce bir tarım sergisi vardı. Sovyetler`de üretilen tarım ürünleri ve hayvancılıkla ilgili ayrıntılı bilgi verildi. Akşam ise Bolşoy Balesi`nde yer ayrılmıştı. Gönülsüz olarak baleye gittiler. Ancak akılları Rus-Alman görüşmesindeydi.
Asıl can sıkıcı haber ertesi gün ortaya çıktı. Sovyet-Alman anlaşması imzalanmıştı. Anlaşmada her iki ülkenin de birbirine gerek askeri gerekse ekonomik destek olacağı ve barışı sağlamak üzere ortak hareket edecekleri yazılıydı.
Herkes hem yanındakine hem de karşısındaki ülkeye durmadan mesaj veriyordu.

Rusların Türk heyetiyle yeniden görüşmek üzere verdikleri randevu tarihi 1 Ekim oldu. Bu kez görüşmelerde Devlet Başkanı Jozef Stalin de olacaktı. Akşam saatlerinde Kremlin Sarayı`nda yerini alan Türk heyetinde heyecan yüksekti. Bu kez kartların daha açık olacağı bir görüşme bekleniyordu ancak yine de zorlu geçeceği muhakkaktı.

Molotov ilk günkü görüşmelerde cebinde taşıdığı notu görüşmelerin başında yeniden masaya taşıdı. Boğazlarla ilgili taleplerini yineliyordu. Ayrıca Sovyetler Birliği`nin Bulgaristan ve Romanya`dan toprak talepleri konusunda Türkiye`nin tarafsız kalması isteniyordu.

Tabii bunları dile getiren Sovyet Hariciye Komiseri Molotov`du. Stalin iyi polisi oynuyordu. Bütün taleplerini Hariciye Komiseri`ne söyletiyor, kendisi de iyimser ve yumuşak bir hava yaratmaya çalışarak denge yaratmaya çabalıyordu.
Stalin, Molotov`un yeniden masaya taşıdığı notu aldı, ilk defa görüyor gibi baştan sona okudu, yüzünü buruşturdu ve `Bu çok kötü yazılmış, bunu geri çekiyorum` dedi. Türk tarafında tedbirli bir iyimserlik havası belirse de ilerleme henüz sağlanamamıştı. Stalin üçlü ittifakta yer alan Sovyet çekincesinin daha kalın çizgilerle belirtilmesini ve Türkiye`nin her ne koşulda olursa olsun Sovyetler`le savaşmamasını istiyordu. Ayrıca Romanya ve Yunanistan`a yapılacak saldırılarda Müttefiklerle beraber savaşa girme ilkesinin gözden geçirilmesini istiyordu.

Aslına bakılacak olursa Stalin`in talepleri çok ağır değildi. Ancak bu karar için Fransa ve İngiltere`ye de danışılması gerekliydi. Saracoğlu olumlu bir sonuç çıkmayabileceğini söylese de Stalin `Deneyelim` dedi.
Saracoğlu kabul etti.

Durum Ankara`ya bildirilecek ve elçiler vasıtasıyla Müttefik ülkelerin görüşleri alınacaktı. Yorucu gün böylelikle sona ermiş, 5.5 saatin sonunda Ankara`da merakla bekleyen İnönü`ye görüşmelerin raporu sunulduktan ve gelinen nokta aktarıldıktan sonra `havayı` özetleyen bir cümle iletilmişti:

`Bugünkü temaslara görüşmeden ziyade boğuşma adı verilebilir!`
Saracoğlu`nun bu telgrafı aslında çok şeyi özetliyordu. Akşam kaldıkları
konukevine dönerken Feridun Cemal`e mırıldandı:
- Şu Rusların başı bir sıkışsa!.. Yemin ederim kalkıp zeybek oynayacağım.

canarya007
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 9546
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 11:28


İsterseniz Rum İmparatorluğu deyin
ORHAN Eralp deneyimli bir büyükelçimizdi. Milli mücadele kahramanlarımızdan Kazım Özalp`in yeğeniydi, ne yazık ki dramatik bir intiharla yaşamına son verdi. Ama Eralp`i asıl unutulmaz kılan Birleşmiş Milletler`de yaptığı ünlü konuşmaydı. Kıbrıs Rumlarının `Neden bizi tanımıyorsunuz? 150 BM üyesi ülke tanıdı` yollu sataşmalarına verdiği cevap hiç unutulmadı: `Kıbrıs sorunu bir cebir denklemidir. Bu denklemin `x`i de Türkiye`dir. Tüm dünya sizi tanısa bile Türkiye sizi tanımadıkça bu denklem çözülemez. Şimdi kendinize isterseniz `Kıbrıs Rum imparatorluğu` bile diyebilirsiniz!`

canarya007
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 9546
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 11:29


Bulgar Kralı`nın arkasında yürümem!
VELİAHT Yusuf İzzeddin Efendi, 1910`da VII. Edward`ın cenaze töreninde Osmanlı İmparatorluğu`nu temsil etmişti. Protokolce hazırlanan programa göre kendisinin Bulgar Kralı`nın arkasından yürüyeceğini gören Veliaht Yusuf İzzettin Efendi, `Ben burada Osmanlı İmparatorluğu`nu temsil ediyorum. Katiyen Bulgar Kralı`nın arkasından yürümem` diye dayatmıştı. Durum İngilizleri telaşa düşürmüş, fakat ısrar karşısında Veliahtı Bulgar Kralı`nın önüne almaktan başka çare bulamamışlardı.

canarya007
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 9546
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 11:29


İsmet Paşa`dan koltuk salvosu
LOZAN Barış Konferansı`nın ilk günü, toplantı Mont Benon Gazinosu`nda yapılacaktı. Türk delegasyonunu temsilen salona gelen İsmet İnönü, karşılaştığı manzaraya hemen tepkisini gösterdi. Salonda kendisine öteki heyet başkanlarına göre daha küçük bir koltuk ayrıldığını gördü. Nedenini sordu. Aynı boyutta bir başka koltuk bulunmadığı yanıtını aldı. `O takdirde bulunduğu zaman toplantıya girerim` dedi. Odasına çekildi. İnönü`nün bu ilginç tepkisi etkili oldu. Çok geçmeden Lord Curzon`unki gibi aynı boyutta bir koltuk bulunup yerine konuldu.

tembelgazili12
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 476
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 13:16


ASIL REST BÖLE ÇEKİLİR CANARYA BAK YAVUZUN OĞLU NASIL REST ÇEKMİŞ FRANSA KRALINA...


Fransa Kralı I. Fransuva, 1525 Pavye Muharebesi’nde Almanlara esir düşünce, annesi Düşes Dangolem vasıtasıyla Osmanlılardan yardım istedi. Bunun üzerine Kanuni’nin krala gönderdiği mektup, onun Avrupa devletlerine bakış açısını çok güzel ifade etmektedir. Ocak 1526 tarihli mektup tam metni şöyledir:

“Allah-ü Teala’nın lütuf ve yardımıyla, peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa (S.A.V.)’nın mucizesi, dört halifenin ve Allah’ın sevgili kulları olan velilerin mukaddes ruhlarının yardımıyla;


ben ki; Sultanların Sultanı, hakikatlerin buhranı ve yeryüzünün taç dağıtan sahibi, Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun, Karaman’ın, Rum’un, Zülkadriye’nin, Diyarbakır vilayetlerinin, Kürdistan’ın, Azerbaycan’ın, İran’ın, Şam’ın, Halep’in, Mısır’ın, Mekke ile Medine’nin, Kudüs’ün, bütün Arabistan’ın, Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, büyük ecdadımın, (Allah onların buhranlarını nurlandırsın) kaahir kuvvetleri ile feth eyledikleri ve Cenab-ı Hakk’ın bana nasip eylemiş olduğu, ateş saçan kılıcımızla zafer kazanarak feth eylediğimiz nice diyarın Sultanı ve Padişahı, Sultan Beyazıt Han oğlu, Sultan Selim Han oğlu, Sultan Süleyman Han’ım.

Sen ki ; Françe memleketinin beyi, Françesko’sun. Saltanat makamıma elçi olan Jan Frangian ile gönderdiğin mektup ve ayrıca şifai ricaların bana ulaştırıldı. Memleketinizi düşmanın işgal ettiğini ve halen hapiste olduğunuzu bildirip, kurtulmanız hususunda benim tarafımdan yardım edilmesini dilemişsin. Her ne demiş ve istemişsen bana ulaştırıldı. Ve bana arz olunan hususlar tafsilatıyla bilgime sunuldu.

Şöyle ki;; beylerin esir alınıp hapsedilmesi, acayip şeylerden değildir. Gönlünü rahat tut. İçindeki ateşi söndür. Bizim büyük ecdadımız, Allah (c.c) kabirlerini nur etsin, daima düşmanı kovmak, memleketler fethetmek için savaş yapmaktan geri kalmamışlardır. Biz dahi onların yolunda yürümekteyiz.

Her zaman memleketler ve aşılması güç, sağlam kaleler fethetmişiz. Gece-gündüz atımız eyerlenmiş, kılıcımız kuşanılmış durumdadır. Kader ne ise o olsun. Bizim fikrimizin ne merkezde bulunduğunu, gönderdiğiniz elçiden sorup öğrenebilirsin.

Dilediğin üzere bütün teçhizatı ile donanmamı Hayrettin Paşa kumandasında gönderiyorum. Şarlken’in hilesinden kendini koru! Düşmanlarınla başa çıkabileceğin güce kavuşmadan sakın barış yapmayasın!

Bana itibar gösterip güvenenlere Cenab-ı Hak da yardım eder. Zaferler kazanan kılıcımın gölgesinde huzur içinde olurlar”


tahtaradyo
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
39 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Falkland Adaları
Aktif Toplam Yazı : 365
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 13:50


Tarihimizle, ecdadımızla, atalarımızla gurur duyuyoruz...

Eli güçlü olan rest çeker, söyleyeceğini söyler... Her ne kadar bugün topraklarımız eskisi kadar büyük olmasa da içimizde Osmanlı`nın o etrafa korku salan, düşmanlarını titreten gücü hala saklı ve diri... Gerektiğinde bu güç kendini gösterir...

Bugün dünyada eksik olan şey huzur ve barış ortamı... Tarihte de hep böyle olmuştur ama içinde bulunduğumuz asırda ve geçen asırda akan kan kadar tarihin hiçbir evresinde kan akmadı...

Allah`tan, kudretini haktan ve adaletten alan bir Yavuz, bir Kanuni, bir Fatih, bir Yıldırım Beyazıt diliyorum...

Pax Ottomana için bir diriliş ve bir lider şart olmuştur...

Jakoben_Piyade
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 4354
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.02.2009 17:27


Bağımsız bir devlet, devlet yöneticilerinin kişiliği üzerinde var olamaz.

Bağımsız bir devlet, bağımsızlığı temin altına alacak bir sistemin üzerinde var olabilir.

Osmanlı devleti`nin dünyanın en kudretli devleti durumundayken, sonunda batılı emperyalistlerin elinde kuklaya dönüşmesi ve ömrünü tamamlaması, Türkiye Cumhuriyeti`nin emperyalist işgalcileri kovma savaşı sonucunda kurulmasına rağmen yıllar içinde `sömürge cumhuriyeti`ne dönüşmesi başka şekilde açıklanamaz.


tahtaradyo
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
39 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Falkland Adaları
Aktif Toplam Yazı : 365
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 02.02.2009 12:51


Yavuz Sultan Selim Han... Fatih Sultan Mehmet Han... Yıldırım Beyazıt Han... Kanuni Sultan Süleyman Han...

Her biri bir liderdir ve her biri kendi sistemiyle birlikte gelmiştir... Bağımsızlıklarını zaten biz söylemiyoruz dünya tarihçileri söylüyor...

Her şeyin bir başı bir sonu vardır... Elimizdeki kalemden, evrendeki boşluğa kadar... Her şeyin bir başı bir sonu vardır...

Osmanlı da kendi bağımsız düzenini, sistemini, devletini kurdu liderler bu sisteme bazen neşter vurdular, bazen olduğu gibi devam ettirdiler, bazen köklü değişliklikler yaptılar ama sonuçta maddenin doğası gereği gelişmeler bağlı olarak devlet kendini yeniden yapılandırdı...

dijitalMAHO
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Bahçelievler
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 1501
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 02.02.2009 19:09


ismet inönünün oturdugu koltuk belkı küçüktü ama turk mılletını oturttugu kazık öyle buyukdukı hala cıkartamadık

tembelgazili12
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 476
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 03.02.2009 00:30


mahir abi :)))



[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan