süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Gündem
   KILIÇ 10 RUM ÖLDÜRDÜM DEDİ DÜNYA AYAKLANDI,İNGİLİZLER 150000 ESİR TÜRKÜ KÖR ETTİ SES YOK !
 

aydogdu_123 ^^^^tek kelimede anlat üstekini ^^^^ Forum başlığına yazı ekledi - (09:20:13)
aydogdu_123 Kelime Oyunu.. Forum başlığına yazı ekledi - (09:25:37)
tarikpoyraz Kelime Oyunu.. Forum başlığına yazı ekledi - (12:56:01)

Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 17:38


KILIÇ 10 RUM ÖLDÜRDÜM DEDİ DÜNYA AYAKLANDI,İNGİLİZLER 150000 ESİR TÜRKÜ KÖR ETTİ SES YOK !

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...)

Birinci Dünya Savaşı`nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır`ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı`na hapsedildi.

Kampın tam adı, `Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı` idi. Bu kampta, 1918`de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen`in 48. Alayı`na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12Haziran 1920`ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler`in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı...

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM`de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır`da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM`nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...


ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek.

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.
KILIÇ 10 RUM ÖLDÜRDÜM DEDİ DÜNYA AYAKLANDI,İNGİLİZLER 150000 ESİR TÜRKÜ KÖR ETTİ SES YOK !


Huyuga
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
37 yaşında / Erkek
Merkez
Çanakkale
Aktif Toplam Yazı : 131
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 17:55


futbol için onlarca yazı yazan arkadaş.com üyelerinin herhalde bir futbol maçı kadar önemi yok demek 1500 askerimizin.

londral
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
36 yaşında / Erkek
Bodrum
Muğla
Aktif Toplam Yazı : 60
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 18:05


bunu burada paylaştığın için sana tşkür ederim ve şunu eklemek istiyorum
geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olamaz
malesef gündelik çıkarlar ve kazançlar bazılarımızın gözlerini kör etmiş :)

Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 18:20



Bu tarihi bilgiler okullarda ders kitaplarına konulmaz?

Neden?

Kimse kızmasın bize diye mi?

Ermeniler anaokulundaki çocuklarına "Türk olacağıma, köpek olmayı tercih ederim "şarkıları ezberletiyorlarmış..(Bir TV programında konuşmacılardan birisi söylemişti. Söyleyene değil, SÖYLENENE öyle takıldım ki,konuşmacı kimdi bilmiyorum.)

Bizler eski hesapları kapatmaya, ve herkese güleryüzlü,iyi,yardımsever,cici olmaya alışmış bir millet miyiz ?

Kendime sorduğum ve cevabını vermekten ürktüğüm bir soru bu.

Tarih yaramaz çocuk diye kabul edilen milletlerin kaprisleri uğruna acı çekmiş halkları yazadursun.
Bugün "Irak`a komşu ülkeler toplantısı " yapıldı ülkemizde,İstanbul`da.

25 yıldır Terör katliamına maruz kalan insanlarız.

Ben bir tek ülkeninde çıkıp, "Türkiye`deki teröre dur demek lazım" toplantısı planladığını görmedim.

Ki tarihin gördüğü en bela terör örgütü ve ne zaman başladığını bile herkesin unutmuş olduğu bir mesele üstelik bu.

Başka milletleri bırakalım.

Biz bugünkü yoğunluk ve ciddiyette bir kere olsun kendi meselemiz için dünyaya seslendik mi?

Cevap vermeye korktuğum sorulardan birisi daha işte.

Neden yapmadık peki?

Bu sorunun cevabı daha vahim.

Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 18:31


http://amiral1905.blogcu.com/ingilizlerin-osmanli-askerlerine-iskencesi_31698951.html

Arkadaşlar yukarıdaki sitede bu askerlerimizin resmide var.

denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 18:35


Kilic ,söylediklerinin senaryo oldugunu söyleyerek ,savas ve düsmanliklarin ne kadar kötü seyler olduguna dikkat cekmek istedigini belirtti. Ve özür diledi,kamoyundan. Ama sorun bu degil:

Her millet kendi tarihini objektif olarak ögrenme sansina sahip degildir. Ya cok abartilmistir,yada yok sayilmistir bazi seyler. Savas kültüründe ,savas aninda ölen asker icin herhangi bir söz söylenmemistir. Sadece ölen düsman askerlerinin cesetlerine ulusal onur kiracak sekilde davranilmamasi gerekmektedir.
Ama savas esirleri icin durum cok farklidir. Söylendigi gibi esirdir. Yani yapacak hic bir seyi yoktur. Zaten sana esir düsmüs askerin onuru yeterince kirilmis ve yenilgiye ugramistir. Tarihimiz yenilgi nedeniyle intihar eden komutanlar ve pasalarla doludur,muhakkak baska uluslarda da mevcutdur ,böyle onurlu komutanlar.
Ingilizler tarafindan asla kabul edilmeyen bu savas sucu,bizlere birseyleri ögretmesi gerekmektedir. Güc dengeleri ,Araplarin bizi degilde ingilizlerin yaninda olup 50 bin askerimizi pusuya düsürmeside ihanetin en büyügüdür.
Biz ve bizler eger icraatina tahamül ediyorsak ,o hükümetin ve devletin suc ortagiyiz. ABD nin Irak kara hareketine teskereyi birinci defada vermedik diye ,Türkiye askerinin basina cuval gecirdiler. Bizler ne yapabildik.
Sadece kurtlar vadisi Irak diye bir film cektik,oda avrupada 18 yas gurubuna takildi.
Ulusal onur kimilerine göre rant kavgasi olmussa,biz önce icimizden bunlari temizlamamiz gerekecektir.
Ülke icersinde siyasal konumum ne olursa olsun ,emperyalist gücler karsisinda bir tek yumruk olmak ,bu ülkenin her görüsten insanin temel görevidir.

dijitalMAHO
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Bahçelievler
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 1501
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 18:48


tarıh ıngıızlerın muluman katlımalarına defalarca şahıtlık ettı. Ortadıgudakı akra kalesınde bır kusatma yapan aslan yureklı lakaplı ingılız kralı olan richart kalde esir ttuttugu 3000 kişiyi sadece 3 gunde boyunlarını vurarak öldürmüştür.

Richart kaleyı ele geçirdikten sonra dogu orduları komutanıu selahattın eyyubuye haber göndermiş ve fıdey ıstemiştir selkahaddın eyyubu aylar süren ıngılız kusatmasını delememiştir tabıkı kış ayınında yaklaşmasıyla bırlıkte ıngılzlerın fıdye ıstemı kabul edılerek anlatlasma saglanmıştır anca kalede canı cok sıkılan aslan yureklı lakaplı ıngılız kralı fıdye tasıtlerınden bırının gecıkmesıyle bırlıkte kadın erkek coluk cocuk demeden 3000 kişilik idam emrını vermiştir.

Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 19:02


YA BUNA NE DEMELİ RUMLAR BUNA NE DİYİYOR.

1963 Noeli. 24 Aralık”ı 25 Aralık”a bağlayan gece. Hıristiyan inanışında Hz. İsa”nın doğum günü. O gece, Hıristiyan dünyasında kutlu doğumu kutlamak için şenlik vardı. Kıbrıs”ta ise katliam olacaktı. Kıbrıs”ı Yunanistan”a bağlamak amacıyla kurulan EOKA üyesi Rumlar, Kıbrıs Türklerine karşı saldırı başlattı. Salı akşamı Lefkoşe”nin batı kesimine düşen Kumsal semtini bastılar. Dere tarafından gelen Rumlar otomatik mavzerlerle İrfanbey Sokağı”na girdiklerinde, 2 numaralı evde bulunan Mürüvet Hanım, üç oğlunun pijamalarını giydirmiş, yatağı henüz açmıştı. Rumlar geldi… Mürüvet Hanım, kapının önündeki Rumca konuşmaları duyar duymaz, çocuklarını kaptığı gibi banyoya koştu. Oğullarını küvetin içine doldurdu; sarmaladı, bağrına bastı. O gece evde bulunan ev sahibi Hasan Efendi, eşi Feride Nineyi tuvalete sakladı, kendisi de bir köşeye büzüldü. Feride”nin kızkardeşi Nuvber, beş aylık bebeği Işıl”la banyonun bir köşesine sığındı.

Evdekiler saklanmaya çalışırken kapı kırıldı, makineli tüfekler işlemeye başladı. Rumlar çocuk, yaşlı, kadın demeden savunmasız bedenlere Rifle otomatik mavzerlerle 15, Storn otomatik tabanca ile 12, mavzerlerle de 6 el ateş etti. Banyodaki küvet, ölüm çukuruna döndü.

Ateş altındaki Kumsal semtine yaklaşma imkanı yoktu. Bölgeye ancak iki gün süren çatışmaların ardından ulaşılabildi. 2 numaralı evin kapısından içeri girildiğinde karşılaşılan manzara ürperticiydi: Işıkları yanan bir banyo. Tavandan et parçaları ve kan pıhtıları sarkıyor… Küvetin içinde bir kadın, cansız yatıyor. Göğsü üzerinde iki küçük çocuk; yedi yaşındaki yavrusu Hakan ile ikinci oğlu Kudsi. Yeşil pijamaları kan içinde. Kadının dizinde başını uzatmış bir oğlu daha; o yıl ilkokula başlamış olan Murat. Kıbrıs Türk Alayı Binbaşısı Dr. Nihat İlhan”ın ailesi işte böyle katledildi.

İlk etapta elliye yakın Türkü öldüren Rumlar, daha 400 Türkü öldürecekleri katliamlarına devam etmek için başka Türk evleri ararken, Lefkoşe”nin Türk kesimine girmeyi başaran ilk Batılı gazetecilerden Daily Express”ten Rene MacColl ve Daniell McGeachie, Türk gazetecilerle birlikte tarihe tanıklık etti. Sessiz tanıklar, o anı bir film karesinde dondurup, gördüklerini haberleştirdi. Ancak haberleri geçmek hayli zordu. Rumlar, Türk tarafının telefon kablolarını kestiği için iletişim kesikti. En kanlı çarpışmaların devam ettiği günlerde yegane temas imkanı Kıbrıs”taki Türk elçiliğinin özel telsiziydi. Kıbrıs”taki Türk gazeteciler, haberlerini ortaklaşa olarak bu telsizle yazdırıyordu. Ama Türkiye”deki gazeteler haber kadar fotoğrafa da muhtaç durumdaydı. Yabancı ajanslar tarafından görmezden gelinen katliamın en iyi ispatı fotoğraf olacaktı. Yayınlandıktan sonra zihinlere kazınacak o fotoğraf, hem Rumlar hem de Türkler için çok önemliydi. Rumlar için önemliydi çünkü 9 Aralık 1948″de kabul edilen ve 12 Ocak 1951″de yürürlüğe giren “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme” soykırım suçunu şöyle tanımlıyor: “Madde 2. Bu Sözleşmeye göre, soykırım, bir milli, etnik, ırki veya dini grubu, grup olarak, kısmen veya tümüyle, yok etmek kastıyla, aşağıdaki fiillerin işlenmesidir: a-Grubun mensuplarını katletmek; b-Grubun mensuplarına ciddi bedensel ve psikolojik zarar vermek…” Bu sözleşmeye göre, o fotoğraf, bir haberin görselliğinden ziyade belge niteliğini taşıyordu. Bu nedenle adadan çıkışına izin verilmemeliydi.

Lefkoşe Havaalanı”na Türk uçakları indirilmediği gibi Türk gazetecilerin de bu alana girmesi ve ellerindeki yazı ve fotoğrafları diğer uçaklarla göndermeleri men edilmişti. Hepimizin tüylerini ürperten cinayet ve katliam fotoğrafları nasıl ulaştırılacaktı? Nihayet cumartesi günü bir fırsat belirdi. Ankara”dan tıbbi yardım getirecek bir Türk uçağının inişine izin verilecekti. Uçağın, Kızılhaç gözetiminde adadan bir grup yaralıyı alıp götüreceği söylendi. Söz konusu uçakla Lefkoşe”de sıkışıp kalan Ankara Vali Muavini”nin de gideceği duyuldu. Hemen hazırlıklar yapıldı. Günlerdir bekleyen haberler yeniden gözden geçirildi. Fotoğraflarla birlikte zarflara konuldu. Vali muavinine teslim edildi. Gazeteciler başka bir haberle yıkıldı. Vali muavini havaalanında aranacaktı. Bu da zarfların Türkiye”ye kesinlikle gitmeyeceği, o belge fotoğrafın imha edileceği anlamına geliyordu. Vali muavininin gitmesi iyice şüpheli hale gelince fotoğrafın yaralılardan biriyle yollanmasına karar verildi. Ama nasıl? Gazeteciler ile doktorlar kafa kafaya verip bir plan hazırladı.

Buz fabrikası üzerinden Türk evlerine ağır zayiat verdiren Rum silahlarını ele geçirdikten sonra, un fabrikası hücumunda yüzünden yaralanan 5 mücahitten (üçü şehit oldu) biri olan Vural Türkmen yeniden ameliyat masasına yatırıldı. Türk Mukavemet Timleri Gizli Örgütü (TMT) mensubu olan Türkmen”in vücudu, kasıklarından boğazına kadar alçıya alındı. Dr. Kaya Bekiroğlu, Dr. Naim Adiloğlu, Dr. Ezel Örfi, Dr. Şemsi Kazım, Dr. Osman ……. ve Kimyager Cahit Rüstem”den oluşan “ameliyat” ekibi, katliam fotoğraflarını zarflara koyup, Türkmen”in karın ve sırt bölgesine yerleştirdiler. Ardından Türkmen”in vücudu yeniden alçıya alındı ve sargı beziyle sarıldı. Bacakları, kolları ve başı açıkta kalan “ağır yaralı” Kızılhaç görevlilerinin nezaretinde uçağa bindirilerek Türkiye”ye gönderildi. Türkmen, uçakta bulunan bir binbaşıya vücudunda belge taşıdığını açıkladı. Etimesgut Askeri Havaalanı”na inen uçaktan alınan Türkmen, Ankara Hastanesi”ni saran binlerce vatandaş tarafından sevgi gösterileriyle karşılandı. Zaman kaybetmeden alçılar kesildi, belge fotoğraflar vücudundan çıkarılıp kendisine refakat eden binbaşıya teslim edildi. Fotoğraflar aynı gün gazetelere ulaştırıldı.

Kıbrıs”ta başlayan Türk katliamı, beş gün sonra Türkiye”ye ve dünyaya işte o fotoğrafla duyuruldu. Katliamın belgelenmesinin ardından Türkiye”nin eli güçlendi. Türk birliği karargahından çıkarak Türk kesimini korumaya aldı. Türk jetleri Lefkoşe üzerinde uçmaya başladı. Uluslararası toplum harekete geçirildi. Barışı sağlamak amacıyla 15 Ocak 1964″te Londra”da konferans toplandı… O tek karelik siyah-beyaz fotoğraf, Türkiye”nin müdahalesine zemin hazırlayan süreçte önemli rol oynadı. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü, hastaneye gelerek TMT mensubu Vural Türkmen”i tebrik etti. Bu sırada İnönü”yü dramatik bir sürpriz bekliyordu. Türkmen”in yanındaki yatakta yatan başka bir mücahit, İnönü”ye, “Eğer kanınızda zerre kadar Türk kanı varsa Kıbrıs”a müdahale edersiniz” dedi. İnönü, gerekenlerin yapılacağını söyledi. Türkmen”in soyadını Tahsin olarak hatırladığı bu kişi, Kumsal baskını sırasında, ailesini duvara dizip Rumların eline geçmemeleri için kendisi öldürmek istemiş. Türkmen, o günlerde Türkiye”nin bir harekata hazırlandığını ancak yeterli gücünün olmadığını söylüyor. Hatta İstanbul boğazında yolcu taşıyan şehir hatları vapurlarıyla bile çıkarma yapılması planlanmış. Tehdit dolu “Johnson Mektubu” nedeniyle İnönü döneminde çıkarma yapılamadı.

O meşhur fotoğrafın Türkiye”ye kaçırılma hikayesini Rumlar duymuş olmalı ki, fotoğrafı çeken rahmetli Ömer Sami Coşar”ı daha sonra sucukların içine planlar, krokiler koyup kaçırdığı gerekçesiyle gözaltına almışlardı. Vural Türkmen ise, on günlük tedavinin ardından yeniden adaya dönerek Rumlarla savaşmaya devam etti. Kıbrıs konusu her gündeme geldiğinde gazete sütunlarına, televizyon ekranlarına taşınan bu sembol fotoğraf, bugün haber değerinden çok, orada neler olduğunu gösteren belgeye dönüşmüş durumda. Tıpkı Eddie Adams”ın 1 Şubat 1968″de Vietnam Savaşı sırasında Güney Vietnam polisinin tutukluları öldürmek için nişan aldığı sırada çektiği fotoğraf gibi. Adams”ın fotoğrafı, Vietnam”da yaşanan büyük vahşeti, Amerika”nın Vietnam”da uğradığı büyük yenilgiyi yansıtan bir sembol oldu. Henri Cartier Bresson”un fotoğrafları için de aynı şeyler söylenebilir. Bresson”un II. Dünya Savaşı sırasında çektiği fotoğraflar bugün haber değeriyle değil, belge niteliği ile karşımızda duruyor. Bazı haber fotoğrafları yayınlandıktan sonra kısa sürede tüketilir ve bir daha hiç hatırlanmazken bazıları zamanı aşarak bizim için varolmaya devam ederler. Kıbrıslılar bugün adada uluslararası toplumdan kalıcı bir barış ve adil bir muamele bekliyor. 40 yıl sonra oluşan zeminde bu düzen tesis edilemezse, o fotoğraf daha uzun yıllar zihinlerden silinmeyecek. Artık bu belge fotoğrafın canlı kanlı birde videosu var!


denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.01.2009 20:59


Oxford Üniversitesi eski tarih profesörü Rum Ronaldos Kaçaunis, 12 yaşındayken Magosa’da yaşadığını ve Rumların 32 Türk’ü öldürdüğü katliamı anlattı.

Tiyatro oyuncusu Atilla Olgaç’ın 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında 10 Kıbrıslı Rum’u öldürdüğünü söylemesi ve ardından bu açıklamasının "senaryo" olduğunu itiraf etmesi tartışılırken, Oxford Üniversitesi eski tarih profesörü Rum Ronaldos Kaçaunis, Rum Haravgi gazetesine, 12 yaşındayken Magosa’da yaşadığı ve Rumların 32 Türk’ü öldürdüğü katliamı anlattı. Kaçaunis şu ifadeleri kullandı: "Üç Yunan subayın aracına yapılan saldırının intikamını almak isteyen bir grup, Rum bölgesindeki bankalar ve dükkanlardan Türkleri topladı. Onları kapalı araçlara doldurup kent dışında bir köyde ateşli silahlarla öldürdüler ve toplu mezara gömdüler. Bu olayın çok sayıda şahidi vardı. Ama herşeyi bilen Magosa polisi sustu. O günkü şartlar altında olay bırakıldı. Mezarlar bulunamadı, suçluların kimlikleri belirlenmedi, yargılanmadılar. Bu katliam tartışılmadı bile."

Onlar da şüphelendi

ATİLLA Olgaç’ın sözleri, Rum Kesimi’nde bile şüpheyle karşılanmaya başladı. Politis gazetesinde yayınlanan bir yazıda, Olgaç’ın anlattığı hikayenin "hayal ürünü olabileceği" bildirildi. Olgaç’ın Rum esirin 19 yaşında olduğunu nasıl bildiğini sorgulayan gazete, "Ne komutanını hatırlıyor, ne bu olayın nerede geçtiğini, ne de tarihini. Ya ruh hastasıysa" ifadesini kullandı.

Gazete, "1974’te üç Türk köyünün kadın-çocuk yakılması savaş suçu değil miydi? Peki biz hangi katliamcıyı yakaladık" diyerek özeleştiri de yaptı.

hürriyet...

Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 27.01.2009 01:24


Türkiyede ise emperyalistlere yaranmak için Atilla OLGAÇ ı yargılamak istiyorlar.Kırmızı bülten çıkarmışlar.Bu kadar satılmışlık olmaz yahu,ne günlere kaldık.


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan