süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Yaşam
   Din ve İnanç
   ÖLÜMÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ__
 

___solcier35___ ^^gEcEnİn tAdI YoK FaRkInDaMıSıN ^^ Forum başlığına yazı ekledi - (10:07:53)
aydogdu_123 Kelime Oyunu.. Forum başlığına yazı ekledi - (10:32:11)
Seyyah Kelime Oyunu.. Forum başlığına yazı ekledi - (12:07:37)

Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 25.01.2009 19:39


Selamün Aleyküm.


ÖLÜMÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ__


Her şey ama her şey belli bir plana, programa göre yaratılmıştır.Kainattaki bütün mevcudat zerreden-kürre’ye, atomdan- galaksiye kadar her şey Allah’ımızın bu programına göre hareket eder.Hiçbir şey bu programın dışına çıkamaz.Çünkü Allah’ımızın kainatın işleyişinde değişmez kanunları vardır.Kuranımız bunlara “Sünnetullah” demektedir.Allah’ımızın bu sünnetleri (kanunları) hiçbir şahıs, sınıf, zümre, coğrafya veya başka bir şey için veya başka bir sebeple değişmez. “Allah’ın kanununda bir değişme bulamazsın;Allah’ın kanununda bir sapma bulamazsın.”(Fatır/43)Eğer değişirse kanun olma özelliğini kaybeder.Çünkü kanun herkese eşit ve herkes için aynı olandır.
Yukarıdan bıraktığımız bir cismin aşağı doğru hareket etmesi. Yer çekim kanunu.Geceyle gündüzün peş peşe gelmesi.Mevsimlerin birbirini takip etmesi.Suyun dünyanın her tarafında belli bir santigrat derecede kaynaması. Belli bir soğuklukta donması. Ve dünyaya gelen her canlının ölmesi; ölüm kanunu bunlardan sadece birkaç tanesidir.
Evet ölüm Allah’ımızın bir kanunudur. Hem de değişmez bir kanunu. Herkesi bağlıyor.İlk insan Hz. Adem(as) itibaren bugüne kadar ölümsüz hiç kimse gösterilemez.Bunlar içerisinde başta sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(sav) olmak üzere insanlık tarihinde görev yapmış yüz yirmi dört bin peygamber bu kanuna uymuşlar.Aynı zamanda Allahımıza inanmayan azılı düşmanlar da uymuşlar bu kanuna.Firavunlar, Nemrutlar,Hamanlar,Şeddatlar ve Ebu Cehiller. Çünkü Allah’ımızın kanunu kesin ve değişmezdir. “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”(Ankebut/57)
Hiçbir canlı bu kanunun dışına çıkamadı ve çıkamayacaktır.Bu kanun kıyamete kadar sürecektir.Çünkü kıyamet büyük organizmanın yani kainatın ölümüdür.Kainattaki her şey bu kanundan nasibini alacaktır.Güneş ölecek, gök kubbe ,yıldızlar, yer küre fonksiyonunu yitirerek bir nevi ölümü tadacaktır.(bkz.Tekvir/1-15)
Demek ki, ölüm bize bütün mevcudatın ölümcül ve sonlu olduğunu hatırlatıyor.Zaten her başlangıcı olanın bir de sonu vardır.Başlangıcı olmayan sadece Allah’ımızdır.O ezelidir. Sonu da yoktur. O ebedidir. Onun dışındaki her şey sonradan yaratılmışlardır. Ve sonları da vardır. “Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma.Ondan başka tanrı yoktur.Onun zatından başka her şey helak olacaktır.Hüküm onundur ve ona döndürüleceksiniz.(Kasas /88) “Yeryüzünde olan her şey yok olacaktır. Yalnız Rabb’inin zatı baki kalacaktır.(Rahman/26-27)
Ölüm dünya hayatımızın sonlu olduğunu bize hatırlattığı gibi buradaki nimetlerin de sonlu olduğunu hatırlatıyor.İçinde yaşadığımız hayata isteyerek gelmediğimiz gibi, gidişimiz; bu hayatı terk edişimiz de isteğimizin dışında olmaktadır.Bütün bunların bizim dışımızdaki bir iradeyle sevk ve idare edildiğini, bu iradenin sahibinin de Allah olduğunu bize haber veriyor ölüm.Eğer insan kendi iradesine terk edilecek olursa, ebedilik isteyecek ve belki de hiç ölmek istemeyecektir.Zaten insanın içindeki “tul-i emel” çok yaşama arzusu değil midir, onu dünyanın geçici nimetlerinin arkasından koşturup yaratılış gayesini unutturan? Belki çoğu zaman bizi bu düşten uyandıran bir yakınımızın ölümü olmaktadır.Çünkü ölüm en güçlü uyarıcıdır ve sık sık hatırlanmalıdır.Peygamber efendimizin:”Ağızların tadını kaçıran ölümü sık sık hatırlayınız” uyarısı dünya muhabbetinin kalbe yerleşmemsi, yani ahireti bırakıp tamamen mesaimizi dünyaya harcamamız için olsa gerektir.
Sahiden eğer ölüm olmasaydı nasıl olurdu? Ölümsüz bir hayat düşünmek mümkün değildir. İnsanlık tarihi yaklaşık on bin seneyle ifade edilmektedir. O günden itibaren ölüm olmasaydı insanları yer yüzüne nasıl sığdıracaktık? Şu anda yaşayanlar mevcut nimeti paylaşamadıkları için birbirlerini öldürüyorlar. Ya tüm insanlık hayatta olsaydı halimiz nasıl olurdu? Tam burada imdadımıza Allah’ımız yetişiyor ve ölümün bir nimet olduğunu bize hatırlatıyor. “O hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı.O,üstündür, bağışlayandır.”(Mülk /2)
Bir müminin ölümü nimet olarak sayması için bir çok neden vardır. Biz sadece iki tanesini hatırlatalım.Bir, Allah’ımız yarattığı için güzeldir.Hayat nasıl nimetse ölüm de öyle nimettir.İki Fahri kainat efendimiz ölümü tattığı için ölüm nimet hem de güzel bir nimettir.Şair öyle diyor:
Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber.....
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?..( N.F.K.Çile,113)
Hayatının sonuna doğru yaşlanmış bakanı olmayan yaşlılar için ölüm, belki de bir kurtuluştur. Mümin için dünya denen sıkıntılı hayatın, zindanın sonu yeni ve ebedi bir hayatın başlangıcıdır. Öyleyse ölüm korkulacak bir şey değildir.Tam tersine hayatının her anında ölüm ve ötesini düşünenler için sevgiliye kavuşma anıdır.Allah’a kavuşma.Ait olduğumuz yere kavuşma. Çünkü “biz Allah içiniz ve biz O na d döneceğiz”(Bakara/156) ayeti bize bunu muştulamaktadır.Onun içindir ki, ölümün ötesini görenler, ölüm gecesini “şebi arus” yani sevgiliye kavuşma anı olarak anlamışlardır.Ölümden ancak gideceği asıl yere azık hazırlamayanlar ve ölümü bir son olarak kabul edenler korkarlar.
Allah’a ve ahiret gününe iman edenler eli boş gitmemek için ölüme her an için hazırlıklı olmak zorundadırlar.Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiç kimse bilemez.Ölüm meleği haber vermeden kapımızı çalmaktadır.Her an gelecek gibi hazırlıklı olmak zorundayız.Zira Azrail (AS) geldikten sonra eksikliklerimizi tamamlamak için müsaade istesek bize müsaade vermeyecektir.Çünkü O da “Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler.”(Araf/34) emrine uymaktadır.
Netice olarak madem ölüm Allah’ımızın değişmez, her kesi bağlayan, bir kanunudur. Ve madem hayatımızın bir gerçeğiyse ve bundan kurtulmamız mümkün değilse; o zaman bizim dışımızda ölen her kişinin ölümüyle sıranın bize geldiğini düşünerek kendimizi ona hazırlamalıyız.Her geçen anımızda ölüme biraz daha yaklaştığımızın bilincinde; biten ve bizim gibi sonu ölümle(kıyametle) bitecek olan bir hayata değil de ,sonu olmayan bir hayata daha çok mesaimizi harcamalıyız.Zira içinde yaşadığımız dünya hayatı o, hayatı kurmak için bize verilmiş.Yoksa dünyanın geçici nimetlerine dalıp asıl hayatı unutmak için değil.İşte ölüm ün bize bunu hatırlatması gerekir.Eğer hatırlatmıyorsa ve her ölüyü gördüğümüzde ve ölümü düşündüğümüzde hayatımızda ahiret mesaisi artmıyorsa o zaman ölümden ibret almıyoruz demektir.Unutmayalım ki, ölüm mutlaka bize gelecektir.Ve her gelecek yakındır.Bundan kurtuluş yoktur. “Nerede olursanız sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölüm sizi bulur”(Nisa/78) Allah’ımız bize hayırlı ölümler nasip etsin.(amin)


medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 25.01.2009 19:41


Ayet-i Kerime

36 - Gerçekten dünya hayatı bir oyun ve bir eğlencedir. Eğer iman ederseniz ve sakınırsanız, ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez.




( MUHAMMED - 36)

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 09.04.2009 18:49


Ölüm! ...Var!... (unutma kardeşim)



Ölüm! ...
ÖLÜM

Ölüm! ...
Dünyadaki her fani elbet ölecektir,
Canlı dünyasının değişmez kaderidir,
Allah Kur’an’ın’da da ölümü bildirir,
Şu dünya denen alemden göçüştür ÖLÜM...

Ölüm! ...
Sağlam kaleler içinde saklansak bile,
En güzel gıdaları alıp yesek bile,
Tıp dünyasını emrimize alsak bile,
Çare yok, her canlıya gelecek ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölümü unutan kalp, paslanmış sayılır,
Dünya benim, ben ölmem diyen yanılmıştır,
Her canlı mutlaka ölüme yakalanmıştır,
İnsan için son değil başlangıçtır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Yarın ölecekmiş gibi eceli bekle,
Sen bunu yaparken de dünyadan el çekme,
Dünya için ahiretini de yok etme,
Ahiret dünyasının kapısıdır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölümü unutan dünyada mutlu olamaz,
Ruhu urba olan beden buna dayanmaz,
Anatomik yapın ki, gün gelir kaldırmaz,
Varlığın kıymetini bilmektir ÖLÜM...

Ölüm! ...
En akıllı kul, ölümü fazla düşünür,
En güçlü kul ölüme hazırlık görür,
Muhammed işte ümmete böyle duyurur,
Son değil bir başlangıç sayılmıştır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölmek ki; insan için felaket değildir,
Sonra olacağı bilmemek felakettir,
Bunca mezar, bunca mevta da yol gösterir,
Yeni dünyaya geçiş kapısıdır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölümün bir adına da “Ecel” denilmiş,
Ecelde; tayin edilmiş zaman bilinmiş,
Her canlının sonunu da Allah bilirmiş,
Allah’tan gayrisinin sonu denir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölüm meleği, ne has kullar canı aldı,
Bu ünlü, bu ünsüz, bu zengin aldırmadı,
Görevi nedeniyle asla suçlanmadı,
Sebeple bilinen dünya sonudur ÖLÜM...

Ölüm! ...
Yaşlı, genç, güzel, çirkin, zengin, fakir demez,
Hakk’ın listesinde kim yazılı bilinmez,
Ecel ki; torpille, rüşvetle engellenmez,
Sala ile ilan edilmektedir ÖLÜM...



SONDURAK KARA TOPRAK




Ölüm! ...
Dünyaya gönül bağlayan sevmez ölümü,
Ne çabuk unutur, az önce gördüğünü,
Hakk yolda olanın o gün olur düğünü,
Alimin de, cahilin de yoludur ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölüm için Yunus’um ne güzel demiş,
“Ölenler ruh değil, ten ise ****** imiş,”
Ruhlar ki; dünyaya imtihan için gelmiş,
Yok oluş değil başlangıç denilir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Nasihatler istersen eğer ölüm yeter,
Dünyaya gelen her canlı mutlaka gider,
Akleden kul, Allah’ın sevdiğini sever,
Okunası en güzel kitap denir ÖLÜM...




Ölüm! ...
Cansız bedeni görmedin mi musallada,
O ölmeyecek gibi bakardı dünyada,
Şimdi cansız, hareketsiz yatar orada,
Liste olup sıra beklemeyendir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Toprak kabulde arlı-arsız, kirli-kirsiz,
Bağrına basmış hırlı-hırsız, denli-densiz,
Hesaba kimse çıkamayacak deftersiz,
Büyük yere geçiş kapısıdır ÖLÜM...

Kabire azıksız girmek, sığmaz akıla,
Hakk’a asi hayat sürmek yakışmaz kula,
Her canlı doğdu ki, ölecektir Mutlaka,
Aklı selim hayat yaşamalı yiğidim...

Toprağa düşen her tohum yeşermedi mi?
Topraktan gelen tekrar ona dönmedi mi?
Sana mahşerde, dirilme var denmedi mi?
Ölümü son görme başlangıçtır yiğidim...

Her adım, her nefes, idrak edilmeli ki;
Rahatça analiz et gelmişi, geçmişi,
Ölüm alıp gitti, bilemezi bilmişi,
Allah senin ameline bakar yiğidim...

Allah; kulun ibadetine muhtaç değil,
Her ibadet kurtuluş için bunu bil,
Hem Allah, hem de şu kullar içinde sevil,
Bu dünya bir imtihan yeridir yiğidim...

Ölüm son dersen, iyi düşün, iyi bakın,
Bilinmez ölüm, kime uzak kime yakın,
Seninde birden duruverir hayat çarkın,
Anın kıymetini bilmek gerek yiğidim...

Çocuk yaşta ölene de bir yer olmalı,
Yaşam denilen kutsalını yaşamalı,
Erken ölene yoksa, güzel mükafatı,
Bu dünyadan güzel yer olmalı yiğidim...

Tevekkülü mevt ile hazırla kendini,
Tez yapıver Allah’a kulluk görevini,
Seni senden başkası bilmez, bil kendini,
Allah’ın Peygamberi’ de ölmüş yiğidim...

Ölüm var diye, sakın dünyayı terk etme,
Dünya azık yeridir, kimseye zulmetme,
Adın yaşasın yükselsin ilim ve de fende,
Dünya ahiretin tarlasıdır yiğidim...

Şair: Abdullah Yaşar Erdoğan



Ölüm Nedir

Her varlığın bir ömrü bir de ölümü vardır
Ölüm her zaman ve her mekanda vardır
Zerrelerimizde dahi her zaman ölüm var
Duygu ve düşüncelerde her an ölüm var

Kainatta canlılar aleminde her an ölüm var
Küre-i arzdaki gece ve gündüzde ölüm var
Şu gökyüzündeki yıldızlarda dahi ölüm var
Her zaman ve her mekanda kat’i ölüm var

Ölüm, hayatın son noktası, son durağıdır
Ölenin yatağı toprak/yorganı ot yapraktır
Lâyık olanın ondan sonraki bineği Buraktır
Yoksa, gideceği yer malum, işi de haraptır

Genç ihtiyar demeden her başa gelebiliyor
Her şeyin faniliğini en güzel ölüm anlatıyor
Gerçi, ölüm her an bize göz kırpıp duruyor
Ey nefis, hisse almadınsa şair ne anlatıyor

Nasıl ki şu dünyadaki insanlar farklı farklıdır
Şu dünyadakilerin ölümleri de farklı farklıdır
Alimin mevtiyle zalimin ölümü hiç aynı mıdır
Şehidin şahadeti ile asilerin akıbeti bir midir

Ah öyle hayatlar vardır ki ölümden de beter
Eğer aradığın dostu buldunsa, o sana yeter
Eğer ki o yaranını bulamadınsa sonun beter
Eğer aldınsa kıssamdan hisse bu öğüt yeter

Her akşam kefensiz yatar, kefensiz kalkarız
Görüp duyduğumuz ölümü hayretle bakarız
Ahretimiz yerine dünyamıza yatırım yaparız
Dünyalık her şeyi, kabir kapısında bırakırız

Madem ki kabir kapası açık, ölüme çare yoktur
O zaman ömrümüzü baki bir ömre çevirmeliyiz
Madem ömür kısa, hayatta lüzumlu işler çoktur
Ömrümüzü her an lüzumlu işlerde harcamalıyız

Kimbilir Azrail ne zaman ne şekilde kapıyı çalacak
Bilemiyoruz, canımızı neyi vesile edip, nasıl alacak
Sizi bilmem ama bana hayatta birkaç kez ikaz etti
Dünya fani, ölüm hak, sakın ola unutma bak dedi

Ey Âdemoğlu inanmazsan ölüm bir idam-ı ebedidir
Eğer ki inanırsan o senin için bir terhis teskeresidir
İnanmayanlar için kabir, adeta bir zindan-ı ebedidir
Ama inananlara cennet bahçesine açılan bir kapıdır

Bir gün mukadder ölüm gelecek katî iyi dinle sözümü
Belki de bir daha göremem, geremezsin pak yüzümü
Bir şey yapmak gerek elde fırsat, dilde ruhsat varken
Belli mi olur bakarsınız ölüm geliverir başımıza erken


CENAZE KABRE BIRAKILDI YANINDA KİMSECİLKER KALMADI AMELİYLE BAŞBAŞA BIRAKILDI



_________________



Bayram Tunca


ölümü unutmayalım ona göre davranalım hazırlanalım kardeşlerim, inşallah


selam ve dua ile


Kendisini memnun ettiğin zaman sende olmayan şeylerle öven kimse, kendisini kızdırdığın zaman da seni sende olmayan şeylerle kötülemeye kalkar"
(İmam-ı Şafi R.Anh)

http://www.seydisehirlim.com

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 11.07.2009 18:09


Hastalık Bir İmtihandır...
Hayatımızın her ânı değişik imtihanlarla dolu. Bu imtihanlar sabır ve azimle başarıldığı takdirde bizi olgunlaştırıyor ve niyetimize göre Rabb’imize yaklaştırıyor.

Her insanın hayatının değişik karelerinde yaşadığı ve insana sağlığın ne kadar büyük bir nimet olduğunu öğreten bir imtihanımız var: Hastalık.
Hastalık bir imtihandır. Hastalığın hikmetini bilen ve ona göre hareket edebilen insanlar, bu imtihanı başarıyla vermiş olurlar. Hepimiz mutlaka hasta olmuşuzdur.

Hastalıklardan kaçıp kurtulmak mümkün olmadığına göre, imanlı bir insanın hastalıklar karşısında nasıl davranması gerektiğiyle ilgili Risale-i Nur Külliyâtı Hastalar Risalesi’nde çok güzel nükteler vermektedir:



1. Hastalık ibadet vesilesidir İmanlı bir gözle bakıldığında hastalık bir çeşit ibadet vasfını kazanır. Namaz ve oruç gibi hastalık da ibadettir. Hastalık, sabredip şükreden hastalar için her bir ömür dakikasına, bir saat ibadet değeri kazandırır.


2. Şafi ismi hastalığı gerektirir Mülk Allah’ındır. Allah, mülkünde dilediği gibi tasarruf edebilir. İnsan, Allah’ın güzel isimlerinin nakışlarını göstermek için bir model olarak yaratılmıştır. Bu sebeple çeşitli haller içinde değişiklikler yaşar insan. Mesela Allah’ın Rezzak ismi açlığı gerektirirken, Şafi ismi de hastalığın varlığını ister ta ki şifa versin.

3. Hastalıklar insanın yüzünü ebedi dünyaya çevirir. Bu dünya asıl hayat olan ebedi hayatı kazanmak için kurulmuştur. Devamlı sıhhatte olan bir insan, bunu unutup gaflete düşebilir. Halbuki hastalıklar onun yüzünü ebedi hayata çevirip orası için çalışmaya teşvik eder. Bu bakımdan, hastalıklar Allah’ın insana birer ihsanıdır. Dünyanın fani yüzüne olan sevgiyi kırıp ahireti sevdirirler.

4. Hastalıklar insanı şükre sevk eder. Her şey zıddıyla bilindiği için hastalıklar da sıhhatin değerini hatırlatıp insanı mazhar olduğu sağlık nimeti için şükre sevk ederler.



5. Ölümü hatırlatır. Ölüm gizli olduğu ve her zaman gelebileceği için hastalıklar insana ölümü unutturmayıp hatırlattığından, onlara üzülmek değil aksine memnun olmak gerekir.



6. Sosyal yardımlaşmayı artırır. Hastalık sosyal hayatı ayakta tutan hürmet, merhamet gibi duyguları daha da canlandırır. Hastalığın ızdırabını yaşayan bir insan diğer hasta ve zayıfları kendisine nispet ederek onların yardımına daha bir canla başla koşar.

7. Endişe hastalığı artırır. Hastalığının hafiflemesini isteyen kişi endişe etmemeye çalışmalı. Yani hastalığın faydalarını, sevabını ve çabuk geçeceğini düşünüp endişelenmemeli ve bu şekilde hastalığını yenme adına manevi olarak da kendisini güçlendirmelidir.

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.07.2010 20:07


Ölüm Nedir

Her varlığın bir ömrü bir de ölümü vardır
Ölüm her zaman ve her mekanda vardır
Zerrelerimizde dahi her zaman ölüm var
Duygu ve düşüncelerde her an ölüm var

Kainatta canlılar aleminde her an ölüm var
Küre-i arzdaki gece ve gündüzde ölüm var
Şu gökyüzündeki yıldızlarda dahi ölüm var
Her zaman ve her mekanda kat’i ölüm var

Ölüm, hayatın son noktası, son durağıdır
Ölenin yatağı toprak/yorganı ot yapraktır
Lâyık olanın ondan sonraki bineği Buraktır
Yoksa, gideceği yer malum, işi de haraptır

Genç ihtiyar demeden her başa gelebiliyor
Her şeyin faniliğini en güzel ölüm anlatıyor
Gerçi, ölüm her an bize göz kırpıp duruyor
Ey nefis, hisse almadınsa şair ne anlatıyor

Nasıl ki şu dünyadaki insanlar farklı farklıdır
Şu dünyadakilerin ölümleri de farklı farklıdır
Alimin mevtiyle zalimin ölümü hiç aynı mıdır
Şehidin şahadeti ile asilerin akıbeti bir midir

Ah öyle hayatlar vardır ki ölümden de beter
Eğer aradığın dostu buldunsa, o sana yeter
Eğer ki o yaranını bulamadınsa sonun beter
Eğer aldınsa kıssamdan hisse bu öğüt yeter

Her akşam kefensiz yatar, kefensiz kalkarız
Görüp duyduğumuz ölümü hayretle bakarız
Ahretimiz yerine dünyamıza yatırım yaparız
Dünyalık her şeyi, kabir kapısında bırakırız

Madem ki kabir kapası açık, ölüme çare yoktur
O zaman ömrümüzü baki bir ömre çevirmeliyiz
Madem ömür kısa, hayatta lüzumlu işler çoktur
Ömrümüzü her an lüzumlu işlerde harcamalıyız

Kimbilir Azrail ne zaman ne şekilde kapıyı çalacak
Bilemiyoruz, canımızı neyi vesile edip, nasıl alacak
Sizi bilmem ama bana hayatta birkaç kez ikaz etti
Dünya fani, ölüm hak, sakın ola unutma bak dedi

Ey Âdemoğlu inanmazsan ölüm bir idam-ı ebedidir
Eğer ki inanırsan o senin için bir terhis teskeresidir
İnanmayanlar için kabir, adeta bir zindan-ı ebedidir
Ama inananlara cennet bahçesine açılan bir kapıdır

Bir gün mukadder ölüm gelecek katî iyi dinle sözümü
Belki de bir daha göremem, geremezsin pak yüzümü
Bir şey yapmak gerek elde fırsat, dilde ruhsat varken
Belli mi olur bakarsınız ölüm geliverir başımıza erken




Bayram Tunca


selma_90
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Bayan
Eminönü
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 62
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 30.07.2010 10:36


korkutucu olan ölüm değildir, bilinmeyen olması korkuyu tetikler.

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.08.2010 11:40


“Ölüm Korkusu” Üzerine
Ömer Baldık


Ölüm korkusu deyince, nedense zihin hemen anormal algılamasına kayıyor. Oysa ölüm ve ölüm korkusunu “yapıcı bir kuvvet” olarak tanımlayanlar da var. Örneğin, Irvin Yalom bunlardan biri. Başka bir düşünür, “Eğer ölüm olmasaydı, insanlar onu icad ederdi” diyor. Siz, ölüm ya da ölüm korkusunun yapıcı bir kuvvet olmasından ne anlıyorsunuz?

İnandığım şey şu: evrende hiç bir şey, hiç bir varlık, hiç bir olay, hiç bir durum ve insanın yaşadığı hiç bir duygu gereksiz değildir. Varolan herşey anlamlı, önemli, değerli ve hikmetlidir. Bu genel çerçeveden bakınca ölüm korkusu denilen şey de hikmetlidir. Ölüm hayatı kuran zenberektir. Ölüm bize hayatı önemseten bir işaret, varolmanın değerini gösteren bir simge, yaşamın gerçekliğini işaretleyen bir gerçektir.


Acaba sıhhatli ölüm kavrayışı ile marazi ölüm kavrayışı arasında bir eşik noktası var mı? Hangi noktadan (eşikten) sonra ölüm kavramı, insanı ruhen hasta ediyor?


Bu soruyu önce ölüm dışında bir korku üzerinden açıklamaya çalışmak isterim. Bir insan düşünün. Kadıköyden Eminönüne vapurla geçecek. Hava koşulları uygun bir gün. Ya vapur batarsa şeklinde bir vehimle, korku ile vapura binmemek marazi bir durumdur. Vapurun batma ihtimali yok mudur? Vardır ama olasılık çok çok düşüktür. Fırtınalı bir günde bir insanın vapura binmekten korkması ve binmemesi ise vehmi bir durum değil, gerçeklik olasılığı yüksek bir tehlikeden kaçınma durumudur ve sağlıklıdır.

Bunu ölüm korkusunua uyarlamak nispeten zorsa da: ölümü kesin bir belirsizlik, yokluk, hiçlik olarak algılamaktan doğan bir korku marazi ruh halini doğuruyor. Ölüm sonrasına daha iyi hazırlanmayı teşvik edecek bir ölüm korkusu ise sağlıklı bir hal gibi geliyor bana.


Biraz daha açmak adına, Mevlana’nın deyişiyle “düğün günü” olarak görülemese bile, kimlerin ölüm kavramının altında ezilmeyeceğini söyleyebilir misiniz? Daha doğrusu, hangi düşünceye sahip olan insanlar ölümle halleşebilir?


Şimdi burada asıl söz konusu olanın ölüm olduğu kanaatini taşımıyorum. Asıl olan ebedi, sonsuz bir hayatın namzedi olduğuna kişinin derin bir inancı ve yaşamını da buna göre düzenleme eylemi bana daha elzem görünüyor. Ölüm lafını ortadan kaldıralım bir an için ve iki bakış açısı düşünelim. Birin de insan süreli bir yaşamı yaşıyor ve sonra kısa süreli bir olay yaşayıp birden yoklara karışıyor. İkincisinde ise süreli bir yaşamdan sonra bir an, bir hal yaşıyor ve fakat sonsuz bir hayata devam ediyor. İşte ölüm bu süreli yaşamdan hemen sonra yaşanan kısa süreli bir hal ise; birinci insan için yoklara kavuştuğu ânın, diğerinde ise sonsuzluğun başlangıcını temsil ediyor. Herhalde ölümle halleşmede ikinci düşüncenin daha fazla işe yarayacağını söyleyebiliriz.


Sadece ölüm korkusundan ileri gelen ruhi hastalıklar var mı? Örneğin, panik atak için böyle bir şey söyleyebilir miyiz? Bu rahatsızlığı olan tanıdığım biri, sırf parmak uçları uyuştuğu için öleceğini düşünüyordu.


Aslında derinlemesine bir incelemede bir çok psikiyatrik durumun içine şöyle veya böyle ölüm korkusu sızar. Şu sıralarda ölüm üzerine yazdığım bir romanın yanında böyle bir çalışmanın içindeyim. Yani psikiyatrik rahatsızlıklara sinmiş olan ölüm korkusunu kitaplaştırmak istiyorum. Bariz şekilde ölüm korkusu olan rahatsızlık ise panik atak dediğimiz rahatsızlıktır. Burada kişi, atağı yaşadığı an ölmek üzere olduğunu düşünür. Bunu düşünmekte çok haksız değildir. Çünkü bunu düşünmeye sevkedecek bir çok bedensel belirti de yaşar o kişi.


Okuyucuya faydası olacağını düşündüğüm bir soru daha sormak istiyorum. Tanıdığım bazı eğitimciler, ilkokulda ölüm korkusu taşıyan ve bu yüzden ders performansı düşük olan çocuklardan söz ediyorlar. Özellikle tek çocuklu ailelerde, çocuk küçük yaşlarda yakın çevresinde bir ölüm yaşamışsa ölüm korkusu ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu tür ailelere ne tavsiye edersiniz? Çocuklarına nasıl yaklaşmalılar?


Özellikle çocuklarda ölüm korkusu zannedildiğinden de daha sık, hatta rahatlıkla çok çok sık olduğunu söyleyebilirim; ve dahi, çocukların ruhu için çok acıtıcı bir tecrübe olduğunu da ilave etmeliyim. Ebeveynler çocuklarının ölüm ile ilgili sorularını nasıl yanıtlayacaklarını gerçekten bilmiyorlar ve konunun üzerini örtüyorlar. Çocukların ölüm konusunda rahat hissetmesinin temelde iki yolla mümkün olacağını zannediyorum. Birincisi sağlam bir Yaratıcı inancı, diğeri de sonsuz bir hayat inancı. Kuşu ölen bir çocuğa sadece “kuşun cennete gitti, orada buluşacaksınız” denmesi çocuğu bir ölçüde rahatlatacaktır. Bazen de şu itirazı yapabilecektir: Allah benim kuşumu neden aldı? Öncelikle hepimizin kalbinin şuna teslim olması gerekir: Kuş—ve dahi evrendeki herşey Onundur, Yaratıcınındır, bize herşey emanet olarak verilmiştir, Yaratıcı sahip olduğu varlıklar üzerinde mutlak tasarruf hakkına sahiptir. Böylesi bir teslimiyete sahip olan bir kalp ancak ölüme teslim olabilir. Herşeyin Mutlak Sahibi O ise ölümü bizim için bir sorun olmaktan çıkaracak da Odur. Evradı Kudsiye duasının içindeki bir cümle çok hoşuma gider: Kabirde, haşirde, sırat köprüsünde Allah bize yeter. Gerçekten çok hoş bir duadır bu. Bununla birlikte imanın diğer rükünleri de ölüm konusunda hem çocuklara hem bize teslimiyet sağlamada yardımcı olur. Özellikle meleklere ve kadere iman.


Tabi, kısa bir röportajda, sizi de bulmuşken, olabildiğince farklı sorular sormaya çalışıyorum. O sebeple, biraz da günümüzde iyice kendini hissettiren küresel ısınma gibi afetlere gelmek istiyorum. Galiba, bunlar da üzerinde yaşadığımız dünyamızın ölümüne yaklaştığını haber veriyor. Okuduğum bir haberde, küresel ısınma haberleri yüzünden çocukların psikolojileri bozulduğu yazıyordu. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Bozulan çevre, ölüm fikrini şüphesiz daha çok akla getiriyor.


Modern yaşam paradigmaları bir yandan bizlere bu dünyada yalancı ve hilekarlıkla dolu sonsuzluk vaadi sunarken, bir yandan da düyanın kendisinin ve içindeki varlıkların süreli bir yaşamın sahibi olduklarını daha çok kalbimize ve ruhumuza hissettiriyor. Şifa veriyorum derken, hastalığı üretiyor adeta. Küresel ısınma haberleri yapılırken korku ve vehim üretiliyor.

Küresel ısınma haberlerinden “Hayat ve herşey fanidir” ya da “her nefis ölümü tadacaktır” gerçekliğine dair bir şey duymuyoruz. Sanki dünya ebedi ve sonsuz bir yer ve dünyanın bu kalıcılığına dair bir tehlike varmış gibi bilgi üretiliyor.

Benim kızlarım da ilkokuldaki derslerde küresel ısınma konusundan muzdarip olmuşlardı ve uzun süre onlara: Bizim Rabbimiz herşeye kudreti yeter, biz kendimizi Ona teslim edelim, bizim için hayırlı ne ise Onu yaratır, bize sunar, biz bize düşeni yapalım, daha iktisatlı yaşamaya çalışalım, diye konuşmak durumunda kalmıştım.


Son olarak, eklemek istediğiniz bir şey var mı?


Ölmek bir sorun değildir bana göre. Sorun, sonsuz bir hayatı kazanıp kaybetme sorunudur. Yüzde yüz ebedi olarak cenneti kazanma garatisine sahip olsak hangi birimiz ölümden korkarız ki? Bir an önce ölmeyi dahi arzu ederiz.

Şunu unutmamalıyız ki:

Herşeyin Yaratıcısı O olduğu gibi ölümün de yaratıcısı O’dur. Ölüm bize kendiliğinden, raslantısal olarak gelen bir hal değildir. Ölüm dahi hayat nasıl yaratılıyorsa o da yaratılır. Belki de hayatla ölümün en temel ortak noktası budur. Hayatı güzel, latif, düzenli, hayırlı olarak yaratan Yaratıcı ölümü de öyle yaratacaktır.


Son bir cümle olarak:

Ölüm kötü bir yaşantı olsaydı meleklerin eliyle gerçekleşmezdi diye düşünürüm bazen. Ölüm meleklerle daha yakından karşılaşacağımız bir andır. Yeter ki kalbimiz ebedi hayatın varlığına ve O hayatı bize verecek Yaratıcıya teslim olsun. Bu olabilirse ölüm dediğiniz nedir ki?

selma_90
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Bayan
Eminönü
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 62
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.08.2010 23:41


ölümde yaşam gibi bir süreçtir.

__NINAX__
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Bayan
Üsküdar
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 4087
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 11.09.2010 18:43


Bu ortalama 70 yıllık ömür herseye rağmen yaşamaya değer görünüyor su an için... Ben fazla düsündüğüm zamanlarda cektiğim bas ağrısından bile keyif alıyorum.Yazdan,kıstan,ottan,böcekten keyif alıyorum. Siz se korkarak bir ömür harcıyorsunuz , ölümden sonra cehenneme gitmemek icin esinizle yağmurun altında elele bile dolasmaktan çekiniyorsunuz... Bana cennet ve cehennemle ilgili gösterebileceğiniz inancın dısında en ufak bir kanıtınız yok! Sizin gibiler işte simdi sana benziyorum korkaksınız, ya yoksa ne olurdu diyemeyecek kadar kendinize güvensizsiniz... Hayır bir kere hayal edin ne olurdu inanmasaydım diye, sunu anlamıyorum, inancınız sizi tutmasaydı katil,tecavüzcü, iğrenc mahluklar olurduk falan diyecek kadar karakterinize, insanlığınıza güvenmiyor musunuz? Nedir sizi bu kadar korkutan?

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 01.10.2010 12:19


YAŞAYIŞINA BAKAR NİNA


Bİ PİSLİK İÇİNDE YAŞAMAK VAR BİRDE TEMİZ BİR ORTAMDA YAŞAMAK VAR
****************************************************************
PİSLİK İÇİNDE YAŞAMAK

ÖRNEĞİN


İçki
kumar
hırsızlık
yalan dolan
hayatının düzensiz olması
fuhuş, zina gibi o ortamlarda bulunması vs. vs.
*************************************************************
TEMİZ BİR ORTAMDA YAŞAMAK

Namazını kılması
yalan konuşmaması
içki içmemesi
kumar oynamaması
hırsızlık yapmaması
hayatını düzenli yaşaması
zina. fuhuş yapmaması o ortamlardan uzuk durması vs. vs.

peki nina sen bunların hangi katogorisindesin
..................................?????????

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 02.10.2010 11:47


her tohum yeşermedi mi?
Topraktan gelen tekrar ona dönmedi mi?
Sana mahşerde, dirilme var denmedi mi?
Ölümü son görme başlangıçtır yiğidim...



[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan