Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Gündem
   Türk: Ergenekon devletin kendisidir
 

aydogdu_123 İNLEYEN NAĞMELER... Forum başlığına yazı ekledi - (08:46:46)

Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
hosimin021
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
49 yaşında / Erkek
Merkez
Adana
Aktif Toplam Yazı : 48
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 22:59


DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Ergenekon`un devletin kendisi olduğunu belirterek, söz konusu yapılanmanın gücünü `ya sev ya terk` yaklaşımından aldığını söyledi. Türk, Ergenekon operasyonu çerçevesinde yeraltından çıkarılan silahları `Devletin örtülü yüzü ve halının altına süpürülen pislikler` şeklinde tanımladı.Partisinin grup toplantısında konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, `Barış şehidi` olarak nitelendirdiği Hrant Dink`i anarak konuşmasına başladı. Dink`in halkların kardeşliğinin, barış içerisinde bir arada yaşamanın değerli bir sembolü olduğunu belirten Türk, Hrant Dink`in 301 madde ile hedef haline getirildiğini ve `Ya sev ya terk` zihniyetinin sonucu öldürüldüğünü söyledi. Dink`in katillerinin kim olduğunu soran ve `İşte bugün karşımıza çıkan Ergenekon ve onun uzantıları. Aradan iki yıl geçti ama yargılamada ciddi bir mesafe alınamadı` diyen Türk, tetikçilerin tutuklanmasına rağmen tetiği çektirenlerin, Dink`in öldürülmesine karar verenlerin halen görev başında olduğunu belirtti. Türk, Emniyet İstihbarat şefine ve olayda sorumluluğu olan İstanbul Emniyetindeki müdür yardımcısının korunduğunu söyledi.

Gündemonline`ın ANF`ye dayanarak verdiği haberin devamında şunlar kaydedildi:

`Hrant Dink`e namus borcu`

“Hükümetin söz konusu olayın üstüne gitmediğini, ancak Şemdinli komisyonuna ifade veren ve `Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz` diyen İstihbarat Daire Başkanı`nı jet hızıyla görevden aldığını ifade eden Türk, `Bu ne iki yüzlülüktür. Bu ne pişkinliktir?` diye sordu. Olayın hükümet tarafından soğutulmak istendiğini ifade eden Türk, olayın peşini bırakmayacaklarını ve sonuna kadar takipçisi olacaklarını dile getiren Türk, `Sevgili Hrant Dink`e bu bir namus borcumuzdur. Aradan iki yıl da geçse, on yıl da geçse bu duyarlılık sürecektir. Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Olayın sorumluları üzerindeki devlet zırhı kaldırılmalı ve derhal yargı önüne çıkarılmalılar` çağrısında bulundu.

Türk, son dalga Ergenekon operasyonunda bazı suikast planları olduğu yönündeki bilgileri de hatırlatarak, `Bu da gösteriyor ki; Dink cinayetinde yargı süreci yavaş ilerlerse, kimi sorumlular himaye edilmeye devam ederse, benzer cinayetler için birileri de bu durumdan vazife çıkaracaktır` diye konuştu.

`Çetelerle mücadele için güçlü irade lazım`

Ergenekon soruşturmasını da değerlendiren Türk, son dalga operasyonu ile Ergenekon`da yeni bir aşamaya girildiğini, olayın daha da karmaşık hale geldiğini söyledi. Ergenekon olayında hükümetin kendi `siyasal gündemine` göre ilerlediğinin altını çizen Türk, söz konusu yapının bir çete olmadığını belirterek, `Kimileri devletin içine sızan çeteler olarak tarif etse de bize göre bu yapılanma devletin içine sızma değil, bizzat devletin kendisinin oluşturduğu hukuk dışı örgütlenmelerdir` dedi.

Devletten bağımsız bir yaprağın bile kıpırdayamayacağının altını çizen Türk, `Bu yüzden Susurluk da, Şemdinli de Ergenekon da devletin içindedir, merkezindedir. Demirel`in `Devlet zaman zaman rutin dışına çıkmıştır` sözleri bunun kanıtıdır` dedi. `İşte bu yüzden diyoruz ki, ortadaki çeteleri çekirdek devletten kesinlikle bağımsız ele almamak, ayrı bir oluşummuş gibi değerlendirmemek gerekir` diyen Türk, `Çetelerle, mücadelenin yolu zamana yayılmış parçalı operasyonlardan mı, yoksa bütünlüklü bir siyasal, yargısal mücadeleden mi geçiyor? Çetelerle mücadele için güçlü bir siyasal irade, tam yetkiyle donatılmış güçlü bir yargı, Özgür medya, kamuoyu desteği gibi dört temel yaklaşıma ihtiyaç vardır` diye konuştu.

Kürt sorunu çözülseydi çeteler olmayacaktı

Hükümetin Susurluk ve Şemdinli deneyimlerinde görüldüğü gibi çetelerle mücadelede iyi bir sınav veremediği eleştirisini yapan Türk, `Çünkü çete davalarında toplum değil devlet ve onun çıkarlarının korunması esas alınmıştır` dedi. Susurluk ve Şemdinli olaylarında çetelerin ortaya çıkması yönünde ciddi bir irade olmadığını belirten Türk, Şemdinli ve Susurluk`tan sonra Ergenekon`dan da kaygılı olduklarını söyledi. Söz konusu çetelerin nerden güç aldığını soran Türk, çetelerin bir süre önce Başbakan tarafından da dile getirilen `Ya sev ya terk et` zihniyetiyle hareket ettiklerine işaret ederek şöyle konuştu:

`Ergenekon`un hedefindeki Kürtler, Aleviler, Ermeniler, sistemin tek tipleştirmeye çalıştığı farklı kimlik ve kültürler değil midir? İşte Ergenekonları, hukuk dışı örgütlenmeleri üreten vurucu bir güç haline getiren bu tekçi sistem ve onun resmi ideolojisidir. Kökeninde İttihat ve Terakki yatmaktadır. Bu fotoğrafın çok iyi görülmesi gerekir. Kürt sorununun barışçıl çözüme kavuşturulmasını engellemek için 20 bine yakın faili meçhul cinayet işlenmiş, Kürt gazeteci siyasetçi, aydın ve insan hakları savunucuları katledilmiş, katiller ise bulunamamıştır. Eğer Kürt sorunu çözülmüş olsaydı, çeteler de olmayacaktı. Kürt sorununu inkar ve çatışma politikalarıyla bastırmaya çalışan sistem, çeteleri üretmiştir. Halen savaş ve operasyonlarda ısrar ediliyor olması, derin devletin ortadan kaldırılmayacağı kanısını güçlendirmektedir.`

Hizbullah`ında zamanında devlet tarafından yaratıldığını ve o dönem bir yetkili tarafından Hizbullah sorusuna karşılık, `Hangi Hizbullah? Bir İran`daki Hizbullah vardır. Bir de PKK`nin baskılarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar` sözlerini anımsatan Türk, daha sonra bu yapının işi bittiğinde tasfiye edildiğini belirterek. `Oysa Hizbullah bir araçtı. Asıl güç devletin içindeki odaklardı. Ama bu odaklara dokunulmadı. Dokunacak cesareti hiçbir iktidar gösteremedi` dedi.

`Batman`ı Diyarbakır`ı kazın neler çıkacak`

Ergenekon`un da aynı gelenekten geldiğini belirten Türk, 17 bini aşkın faili meçhul cinayet işlendiğini hatırlatarak, bunların çoğunun bölgede işlendiğini söyledi. Ergenekon operasyonu çerçevesinde yeraltından çıkarılan silahları `Devletin örtülü yüzü ve halının altına süpürülen pislikler` olarak tanımlayan Türk, silahların bir bölümünün çıkarılmadığını ve bunların yerinin devlet tarafından bilindiğini belirterek, `Peki devlet, silahların nerelerde gömülü olduğunu yıllardır bilmiyor muydu? Bir tek İbrahim Şahin mi biliyordu? Hayır. O silahları getirten de çetelere kullandırtan da devlet içi odaklardır. Bir de bölgeyi kazın göreceksiniz ki, batıdakinden bin kat daha fazlası bulunacaktır. Batman`ı, Diyarbakır`ı kazın neler çıkacak herkes görsün? Sadece silahlar mı? Kayıp insanların da cesetlerine ulaşılacaktır` dedi.

`Yılanın başı ezilmeli`

Ergenekon`u yılana benzeten ve yılanın kuyruğu ile uğraşıldığını belirten Türk, `Eğer başını ezmezseniz yarın daha büyük sorun olabilir` dedi. Genelkurmay ile Başbakan arasındaki görüşmeleri `Ergenekon`da uzlaşma arayışı` olarak görüldüğünü kaydeden Türk, bunun Ergenekon`un devamının gelmeyeceği yönünde kaygılara neden olduğunu söyledi.

Silopi de kimsesizler mezarının, BOTAŞ kuyularının açılmasını isteyen ve bunlar açılınca binlerce cesedin çıkacağını belirten Türk, `Savcıları buradan göreve çağırıyoruz. Eğer Ergenekon`u tüm boyutlarıyla açığa çıkartmak istiyorsanız, Bölge`deki kayıplar mezarlığını, kuyuları açmak zorundasınız` dedi.

`Böyle devam ederse Ergenekon devleti temizleyecek`

Başbakan`ın Ergenekon için `temizeller operasyonu` dediğini anımsatan Türk, operasyonun temiz ellere dönüşmesi için faili meçhul cinayetlerin açığa çıkarılması gerektiğini belirterek, Silopi kayıpları açığa çıkarılmadan operasyona temiz eller denilmesinin `ikiyüzlülük` olduğunu ifade etti. `Ergenekon sadece Hükümete karşı mı suç işledi? Başka suçları yok muydu? En büyük suçlar Bölge`de işlenmedi mi? İnsanlar kaçırılıp öldürülmedi mi? Bu cinayetler dönemin yöneticilerinin bilgisi dahilinde gerçekleşmedi mi? Ciddi bir hesaplaşma, yüzleşme, neden Bölge`den başlatılmıyor?` sorularını yönelten Türk, ` Eğer böyle devam ederse sınırlı bir yargılama Ergenekon`u değil devleti temizleyecektir. Bölge ayağı yarım kalırsa bu dava devleti aklama davasına dönüşecektir. Sadece bununla mı sınırlı kalacak? Bölge`deki karanlık olayların, faili meçhul cinayetlerin üzeri bir kez daha örtülmüş olacaktır. Yerin yedi kat dibine de gömseniz, insanları öldürüp asit kuyularına da atsanız er geç bu gerçekler ortaya çıkacaktır` diye konuştu.

Temel sorunun Türkiye`nin geçmişi ile yüzleşmek olduğuna işaret eden Türk, bunun için Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini söyleyerek, `Devlet bu yüzleşmeyi gerçekleştirmezse Türkiye ne demokratikleşir, ne de AB üyesi olabilir. Yurttaşını sopayla hizaya sokmaya çalışan bu sistem ve politikalardan vazgeçilmediği sürece Türkiye aydınlık bir ülke olamaz. Unutulmamalıdır ki, temizlenmenin rotası tam demokratikleşmedir` dedi. Söz konusu fırsatı tarihi bir fırsat olarak değerlendiren ve bunun heba edilmemesini isteyen Türk, DTP olarak bu sürecin peşini bırakmayacaklarını söyledi. `Türkiye`nin çetelerden, hukuk dışı örgütlenmelerden kurtulabilmesinin yolu Kürt sorununun çözümünden geçmektedir` diyen Türk, darbecilerle mücadele içinde esas olarak darbe sürecinin ürünü olan 12 Eylül askeri darbe Anayasasını kaldırılması gerektiğini söyledi.

Nasıl ki Hamas`sız bir çözüm mümkün değilse, Kürtlersiz de çözüm mümkün değildir`

İsrail`in Filistin saldırısını da değerlendiren Türk saldırıyı `katliam ve insanlık kıyımı` olarak değerlendirdi. Sağlanan ateşkesi `kıyımın durması için` sevindirici olduğunu söyleyen Türk, sorunların diyalogla çözülmesi gerektiğini savundu. Uluslararası topluluğu da `Savaş sırasında gerekli tepkiyi gösteremediniz. Gelin çözüm sürecinde aktif katkınızı sunun` çağrısında bulunan Türk, bir daha böylesine bir insanlık dramının yaşanmaması için herkes elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. Obama`nın da küresel düzeyde bir diyalog sürecini başlatmasını beklediklerini söyleyen Türk, Gazze konusunda da hükümetin tutumunu sert bir dil ile eleştirdi.

Başbakan`ın bu konudaki tutumunu bir tutarsızlık örneği şeklinde tanımlayan Türk, `Bir yandan İsrail zulmünü kınayacaksınız, ama diğer taraftan da `Devletlerarası ilişkiler ayrıdır` diyerek, bütün tepkilere rağmen İsrail`e olan ilişkilerinizi sürdüreceksiniz` şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan`ın `Hamas`ız çözüm olmaz` sözlerine destek veren Türk şöyle devam etti:

`Dünyanın hiç bir yerinde sorunların tarafları dikkate alınmadan bir çözüme varılması mümkün olmamıştır, olamaz da. Ama izlenen politikalarda tutarlı olmak gerekiyor. İçeride başka, dışarıda başka politika izlerseniz, inandırıcılığınız olmaz. `Hamas seçimle gelmiştir` diyorsunuz, ama kendi iç sorununuz olan Kürt sorunu söz konusu olduğunda, Kürtlerle, bu sorunun taraflarıyla görüşmeyi kendinize bir zulüm olarak görüyorsunuz. Böyle bir çifte standart olabilir mi? Nasıl ki, Filistin`de Hamas`sız bir çözüm mümkün değilse Türkiye`de de Kürtler ve onun temsilcileri muhatap alınmadan Kürt sorununun çözümü mümkün değildir. Bunu böyle görmeniz ve bu gerçekliği kabul etmeniz gerekir. Ortadoğu turlarınızda ciddi bir başarı elde edemeyişinizin nedeni iç politikadaki tutarsızlığınız ve samimiyetsizliğinizdir. Unutmayın! Ancak kendi içinde diyalogu geliştirebilme, sorunları barışçıl yöntemlerle çözebilme becerisini gösterebilen bir ülke yönetimi, dış politikada başarılı olabilir, dünya nezdinde itibar kazanabilir. Aksi taktirde Arap ülkelerinde rol çalmak için nafile turlar atar, sonra da eli boş dönersiniz.`

`Seçimler barış ve özgürlüğü kazanma mücadelesi`

Yerel seçimleri de değerlendiren Türk, kendilerinin de seçimlere yönelik ciddi bir hazırlık içinde olduklarını ifade ederek, açıklanmayan adaylarını da önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi. Adaylık sürecinde partilerine yönelik yoğun bir ilgi olduğunu, yüzlerce kişinin DTP`ye başvuru da bulunduğunun altını çizen Türk, bu ilginin DTP`nin çözüm gücü olduğunu gösterdiğini ifade etti. `Şunu kesin bir dille ifade edebilirim ki, demokratik yöntemleri kendi içinde en geniş temsiliyetle işleten ve uygulayan tek parti DTP olmuştur` diyen Türk,

`Halkımızın eleştiri ve önerileri bizler için temel kriter olmuştur. Güçlü bir aday kadrosuyla seçimlere giriyoruz. Aday olan da olamayan da partili arkadaşlarımızdır ve dün olduğu gibi bu gün de omuz omuza mücadele edeceklerdir. Çünkü bizim için seçimler bir sandık yarışı değil halkımızın geleceğini kazanma mücadelesidir. Bu bir makam mevki yarışı değil, demokrasi, barış ve özgürlüğü kazanma mücadelesidir` dedi.


tembelgazili12
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 476
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 00:24


ŞAK ŞAK ŞAK....

EXPEDITION
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
36 yaşında / Erkek
Çatalca
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 214
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 00:30


söyleyene bak pkklı :))

tembelgazili12
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 476
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 00:36


ONUN İÇİN ALKIŞLADIM SENDE KATIL ŞAK ŞAK CILAR GURUBUNA:)))

ŞAK ŞAK ŞAK ...

hosimin021
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
49 yaşında / Erkek
Merkez
Adana
Aktif Toplam Yazı : 48
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 11:09


yazıyı kompile okuduğunuza inanmıyorum.

BIHRI
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
42 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Tunus
Aktif Toplam Yazı : 28
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 12:28


Müslüman kürd halkına uygulanan dinsizleştirme ve türkleştirme politikalarının sonuçları bu çeteler.Laik türk devleti pisliklerini döktükçe gerçek yüzü görünüyor.

tembelgazili12
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 476
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 14:49


merroo yine performansından birşey kaybetmemişsin:))

hosimin021
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
49 yaşında / Erkek
Merkez
Adana
Aktif Toplam Yazı : 48
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 17:55


Şimdi, yediği haltlar ayyuka çıkmış bir JİTEMCİ`nin ölümünü kullanarak yine Ergenekoncular`ı halkın öfkesinden korumaya çalışıyorlar. Taa 1998 yılında, dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş`ın raporunda adı "bölgede işlenen faili meçhul cinayetlerin planlayıcısı ve yürürlüğe koyucuları" arasında sayılan bir adamı; 2005 yılında hakkında "Bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmaktan" dava açılmış, şimdiye kadar paçayı sıyırttıysa çift başlı yargı sayesinde sıyırtmış bir kişiyi yargısız infaza uğramış masum bir kurban gibi pazarlamaya kalkmak ne umutsuz bir çaba...

Bazı ölümler yası hak etmez. Nasıl bir hayat yaşandığından bağımsız bir "ölüye saygı" fikri, ikiyüzlülük değilse eğer, ilkesizliğin daniskasıdır.

Bu yüzden de, doğrusu Engin Ardıç`ın önceki günkü yazısının sonunu bağlayışı, benim ruh halime pek denk düşüyor: "Ayılanlar bayılanlar, merdivenden kayanlar, yurtiçinde ya da yurtdışında kalbi sıkışanlar, mermiye kafa atanlar...

Efendiler, hesabı ödemeden nereye?"


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan