süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Gündem
   HALAMIN BIYIĞI OLSA ENİŞTEM OLURDU!
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
Jakoben_Piyade
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 4354
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 13:56


Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu Başkanı Ersönmez Yarbay, Mumcu`nun "laik kesimin duyarlılığını artırmak amacıyla laikler tarafından" öldürüldüğünü iddia etti.

soL (HABER MERKEZİ) TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu Başkanı AKP Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, Uğur Mumcu`nun Türkiye`deki "laik kesimlerin duyarlılığını artırmak ve anti-laik kesime karşı mücadeleyi keskinleştirmek amacıyla bizzat laik kuruluşlar tarafından tezgahlandığını" iddia etti.

Yarbay, bu iddiasının ardından Mumcu cinayetinin Ergenekon davası kapsamına dahil edilmesi gerektiğini ve 1990`larda yaşanan tüm faili meçhul cinayetlerin, Sivas katliamının ve Turgut Özal`ın ölümünün aynı komplonun parçaları olduğunu savundu.

Yarbay`ın bu iddiaları; Ergenekon davası sürecinde davanın destekçisi olan kesim tarafından yürütülen, Türkiye`nin geçmişindeki bütün karanlık kontrgerilla operasyonlarını Ergenekon`a bağlama çabasının son örneğini oluşturuyor.

Cinayet ve katliamlar laik hassasiyeti artırdı mı?
"Uğur Mumcu cinayetinin laik hassasiyeti artırdığı" iddiası, daha önce de muhafazakar çevreler tarafından dile getirilmişti. Ne var ki, ölümünün ardından yapılan görkemli cenaze törenine rağmen, Uğur Mumcu cinayetinin laik kesimlerin hassasiyetini artırdığı ve anti-laik kesime karşı mücadelenin keskinleştirilmesi için zemin hazırladığı yönündeki iddiaların gerçekçiliği hayli tartışmalı görünüyor.

Art arda suikastlerin işlendiği 1990 yılından bu yana Türkiye`de dinci gericiliğe karşı olan birçok aydın öldürüldü. Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerinde, Gazi Mahallesi olayları ve Sivas katliamında hedefte hep ilerici ve aydın kesimler vardı.

Ergenekon davası sürecinde tümü "laik kesime" mal edilen bu katliam ve provokasyonların ardından laik kesimin toplumsal güç ve hassasiyetinde iddia edilen güçlenme ve keskinleşme yaşanmadı. Aksine, laiklik konusunda hassas olan kentli ve eğitimli orta sınıf mensupları bu hassasiyetlerini evlerinde yaşamaya, laiklik konusunda güçlü hassasiyetlere sahip bir diğer kesim olan Aleviler ise giderek daha fazla içe kapanıp cemaatleşmeye başladılar.

Dolayısıyla, "laik hassasiyeti güçlendirmek için laikler tarafından öldürülen laikler" tezi, pek çok açıdan dinci gerici kesimin geçmişte sarıldığı "Sivas katliamının sorumlusu provokatör Aziz Nesin`dir" tezi ile akraba görünüyor. Özünde katledilenleri suçlu ilan etmeyi hedefleyen bu tezin iddiaları ise gerçekte yaşanan olaylar ve ortaya çıkan sonuçlar ile bağdaşmıyor.

Bir AKP`linin ağzından laik ve anti-laik saflaşması
Öte yandan, AKP`li Yarbay`ın "Türkiye`de o dönem laik kesimler, bizzat laik kuruluşlar tarafından hedef alınmış, onların duyarlılıkları, anti-laik kesime karşı mücadelelerinin keskinlikleri arttırılmak istenmiştir" sözleri, bir AKP`linin ağzından Türkiye`de laiklik yanlısı ve karşıtı tarafların bulunduğuna dair bugüne dek yapılan en açık beyanat oldu.

1990`larda Refah Partisi ile birlikte yükselişe geçen dinci gericilik ile AKP arasında organik bir bağ olmadığı AKP yöneticileri tarafından defalarca dile getirmiş, AKP`nin Milli Görüş geleneğinin değil, Menderes ve Özal tarafından temsil edilen dindar ve muhafazakar sağ geleneğin devamı olduğu vurgulanmıştı. Zaman zaman kimi laiklik karşıtı beyanatlar "ağızdan kaçmış", bilhassa Başbakan Erdoğan`ın sözleri sık sık bu açıdan eleştiri konusu olmuştu.

Yarbay`ın açıklamasına göre, Türkiye`de laiklik ile anti-laiklik arasında bir çatışma var. "Ergenekoncu" ilan edilenlerin hepsi de laik kampta yer alıyor. O halde anti-laik kampta kimlerin yer aldığı, ne gibi bir örgütlenme yürüttükleri ve ne gibi eylemlerde bulundukları konusunda da yetkili ağızlardan bir açıklama yapılması, en azından bir tahmin yürütülmesi gerekiyor.

Bu yapılmadığı takdirde dile getirilen ifadelerden "`Ergenekoncu laikler`in kendi kendine satranç oynar gibi bir laiklik yanlısı, bir laiklik karşıtı eylem yaparak kendi iktidarlarını güçlendirmeye çalışan laikler olduğu, bütün bunları yaparken bir yandan da ülkeyi yönetiyor oldukları" gibi tuhaf bir sonuç çıkıyor.

Negrano
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
34 yaşında / Erkek
Bandırma
Balıkesir
Aktif Toplam Yazı : 513
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 14:05


Daha düne kadar Sivas Katliamına , "Katliam" demiyorlardı. "Sivas olayı" diyorlardı.

Bunu da ergenekon tezgahladıgına göre , artık rahat rahat katliam diyebilirler.

Dincilik , fırıldaklıktır.

61semih
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
45 yaşında / Erkek
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 495
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 14:30


dincilik fırıldaklık değilde AKP li olmak fırıldaklık. Daha bugüne kadar özü sözü bir dürüst ve erdemli bir AKP li görmedim duymadım. bunların hepsi nasıl birbirlerini bulmuşlar yada buluşturulmuşlarda bir araya getirilmiş gerçekten büyük bir başarı. anlaşılan yıllardır ülkemdeki kaypak insanlar araştırılmış toplanmış biraraya getirilmiş ve türkiyenin başına bela edilmiştir.

Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:08


Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993`te Ankara`da Karlı Sokak`taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanlar, hiçbir delil bulamadığı ve patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

Suikastı, İslami Kurtuluş Örgütü, İBDA - C, İslami Cihat gibi çeşitli örgütler üstlenmiştir.






UĞUR MUMCU`NUN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN YAZI

`MOSSAD ve BARZANİ`

24 Ocak 1993 tarihinde
işyerine gitmek üzere bindiği arabasına mossad tarafından bomba konularak havaya uçurulan gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ölümüne sebep olan yazısı:

* * *

MOSSAD ve Barzani

Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.
Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir.
MOSSAD, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür.
Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?

Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi.
Kimse bu ilişkiye, “Hayır olmadı” diyemiyor.
CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.
MOSSAD’ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan “Israel’s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services” adlı kitapta sergileniyor.
Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington’daki Brooking Enstitüsü‘nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış.
Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.
Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.

* * *

Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra, MOSSAD’ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sh.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel’in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak’tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.

1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması’ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından “Kürdistan Demokratik Partisi”ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.

Barzani’nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor.

MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail’in Tahran’daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.

Nimrodi’nin üstlendiği görev ilginç:
Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani’nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sh. 328-329)
Kitapta, MOSSAD’dan Kürtler’e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sh.328)

* * *

70’li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?
Kitaba göre sürüyor.
“Körfez Savaşı” sırasında Irak’ın attığı Scud füzelerinin Tel-Aviv’e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sh.521)
Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, şimdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.
MOSSAD, Barzani’ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor.
Kitapta, Mesud Barzani’nin İsrail’e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor.
Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek...
Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek...
İlgi belli...
İlişki de belli...
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?
Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?

Uğur MUMCU, ( Cumhuriyet, 7 Ocak 1993)


Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:24


Bugün ise gerçek suçlular kendi suçlarını örtbas edip temizlenmek için suçu Ergenekon un üzerine atmaktadırlar.Suçlular islami terör örgütü - bnd-cıa-mosad-pkk organizasyonudur.Olayın sebebi ise rahmetli UĞUR MUMCU Türkiye üzeri oynanan oyunları delil ve belgeleri ile ortaya koymuştu.Bu konuda tavsiye edeceğim kitaplar,Silah Kaçakçılığı Ve Terör (1981),Tarikat - Siyaset - Ticaret,Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925 ,Kürt Dosyası (1993) ,Papa,ağca,terör gibi Uğur MUMCU ya ait kitaplarda bu isim ve belgeleri bulabilirsiniz.

Ayrıca Emin ÇÖLAŞAN da Uğur MUMCU nun en iyi arkadaşıdır ve onun kitabı olan Gazetecilikten önce insanım kitabınıda okumanızı belgeleri ile tavsiye ederim.

Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:29


BAHRİYE ÜÇOK un öldürülmesi ;

Postayla Gelen Ölüm:
Bahriye Üçok

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990`da Ankara`daki evine gönderilen bir kitabın içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi.

İslam dininin yanlış yorumlandığını söyleyerek karşı çıkan Üçok, oruç tutmanın zorunlu olmadığını, İslam`da başörtüsü kavramının bulunmadığını konuşmalarında vurguluyordu.

Olaydan bir gün sonra polisin yaptığı araştırma sonucu, bombalı kitabın İstanbul`da Ekspres Kargo Perşembe Pazarı Şubesi`nden postalandığı ortaya çıktı. Şirketin teslim alma bölümünde görevli olan ve paketi teslim edenleri gören görevli Gülay Calap, ifadesinde zanlıların eşkallerini tarif etti ve kayıplara karıştı.

Calap, daha sonra İzmir`de yasadışı Türkiye Devrimci Halk Partisi`nin bölge sorumlusu olarak yakalandı. Ancak Üçok cinayetiyle ilgili umut olarak görülen Calap, yakalandıktan sonra verdiği ifadede bombalı paketi getirenleri tanımadığını söyledi.

Soruşturmanın ilk adımlarında, NATO menşeli olarak açıklanan patlayıcının cinsi sonradan yapılan açıklamalarda Ortadoğu kökenli örgütlerin kullandığı Çekoslovak malı C - 4 olarak değiştirildi.

Dokuz yıl boyunca diğer faili meçhul cinayetlerle birlikte aydınlatılamayan Bahriye Üçok cinayeti dosyası, 1999 Eylül ayında tekrar açıldı. Dönemin Ankara Emniyet Müdür Vekili Kemal İskender`in koordinatörlüğünde faili meçhul kalan olayların aydınlatılmasıyla ilgili "Faili Meçhul Olayları Analiz Birimi" adı verilen özel bir birim kuruldu.

Mayıs 2000`de Mumcu cinayetiyle ilgili başlatılan Umut operasyonu kapsamında ortaya çıkan ipuçları, Bahriye Üçok cinayetinin çözümüyle ilgili umut ışığı oldu.

Kışlalı cinayetinin çözümünde de ipucu olan zanlıların ifadeleri üzerinde yoğunlaşan polis, Üçok cinayetini çözmek için araştırma yapmaya başladı.

Soruşturmayı yürüten Ankara DGM Savcısı Hamza Keleş, Üçok cinayetinin de diğer faili meçhullere ilişkin olarak da zanlıların sorgulandığını söyledi.

İlk ipucu
Umut operasyonu sürerken Hizbullah örgütü üyelerini sorgulayan polis, Muammer Aksoy ve Üçok cinayetiyle ilgili önemli ipuçlarına ulaştı. Örgüt üyelerinin sorguları sonucunda İslami Hareket ve Mumcu eylem grubunun dışında "Kayserililer Grubu" adıyla yeni bir eylem grubunun varlığı ortaya çıktı.

Mumcu suikastıyla ilgili tutuklanan Mehmet Şahin, ifadesinde bombalı paketin patlamasıyla yaşamını yitiren Üçok`a gönderilen bombalı kitabı Ankara`da gördüğünü söyledi.

16 Mayıs 2000`de Ankara Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin, gözaltında tutulan Hasan Kılıç, Necdet Yüksel, Ferhan Özmen adlı kişileri sorgulaması sonucu Üçok`a yapılan saldırı da aydınlatıldı.

Bir üst düzey yetkili, Üçok cinayetinin faillerinin belirlendiğini doğruladı. Konunun yine İran bağlantılı olduğunu belirten yetkili, yakalanan kişilerin olup olmadığı konusunda, "Biraz daha sabredin. Her şey ortaya çıkacak, bizi takip etmeye devam edin" diye konuştu.

Failler gözaltında
17 Mayıs`ta Umut operasyonu kapsamında Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü`nde gözaltında tutulan "Kudüs Komandoları" üyesi Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen`in sorgulanmaları sonucu, Üçok`a yapılan bombalı saldırının failleri ortaya çıkarıldı.

Olayla ilgisi olduğu bildirilen biri Ankara dışında olmak üzere, üç kişi 16 Mayıs gecesi yakalandı. Bilal Yurt, Celal Aytufan ve Mehmet Gürova adlı zanlıların yakalanmasının ardından, polis 17 Mayıs sabaha karşı da Mustafa Koca`yı ele geçirdi.

Emniyet yetkilileri, gözaltına alınan bu kişilerin sorgulanması sonucu olayla ilgili yeni isimlerin belirlendiğini, bu kişilerin yakalanması için geniş çaplı operasyonların sürdüğünü bildirdi.

18 Mayıs`ta Ankara Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, Üçok cinayetiyle ilgili aralarında Mehmet Kasap`ın da bulunduğu beş kişinin gözaltında olduğu bildirdi. Bir operasyonda yakalanan Mehmet Kasap`ın Üçok cinayetiyle ilgili olmadığını, ancak gözaltına bulunan diğer zanlılarla ilişkisi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığını kaydetti.

Parmak izi örtüştü
19 Mayıs`ta Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü`nde gözaltında bulunan "Tekin" kod adlı Ferhan Özmen`in parmak izi Üçok`un öldürülmesi olayında kullanılan pakette tespit edilen parmak iziyle örtüştü. Bu bulgu üzerine tekrar sorguya alınan Özmen, cinayeti ayrıntılarıyla anlatırken, cinayetle bağlantısı olan ve bu olayda kendisini yönlendirenle yardımcı olanların isimlerini verdi.

Emniyet yetkilileri, Üçok cinayetiyle ilgili tüm detayların ortaya çıkarıldığını, ancak olayla ilgili bazı kişilerin firarda olduğunu, bu kişilerin yakalanması için çalışıldığını kaydetti.


Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:33


MUHAMMER AKSOY da Bahriye Üçok gibi aydınlarla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği`ni kurdu. 31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler`deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Cenazesi 3 Şubat günü Ankara Maltepe Camii`den kaldırılarak Cebeci Asrî Mezarlığı`nda toprağa verildi.



Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:36


ÇETİN EMEÇ,de 7 Mart 1990`da işine gitmek üzere İstanbul Suadiye`deki evinden çıktığı sırada şoförü Sinan Ercan`la birlikte öldürüldü. 38 yıllık gazeteci olan Emeç, Hürriyet Gazetesi yönetim kurulu üyesi ve yazarıydı. Çetin Emeç, Gazeteciler Cemiyeti, Uluslararası Basın Enstitüsü ile Uluslararası Gazetecilik Basın Enstitüleri Federasyonu üyesiydi.


Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:41


NECİP HABLEMİTOĞLU ,Ankara Üniversitesinde Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi dersleri vermekte olan Necip Hablemitoğlu`nun failleride halen bulunamamıştır.

Öldürülmeden önce yazmaya başladığı ve öldürüldüğü için tamamlayamadığı Köstebek isimli araştırma kitabında Fethullah Gülen hareketi, Emniyet ve diğer hayati devlet kurumları içinde örgütlenmesini anlattı. Kitap, vefatından sonra bitirilememiş haliyle yayınlandı. Köstebek isimli kitabından sonra Gülen örgütünün mali kaynaklarını yazacağı yeni kitabını duyurmuştu. Bu kitabında ve yazılarında Fethullah Gülen ve çevresinden etki ajanları, nüfuz casusları terimlerini kullanarak bahsetmiş ve Gülen örgütünün yabancı devletler adına gönüllü casusluk yaptıklarını iddia etmiştir.

Necip Hablemitoğlu, Fethullah Gülen davasında ve Alman Vakıfları davalarında müdahil tanık olarak şahitlik yapmaktaydı.


Derebeyoglu
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
65 yaşında / Erkek
Sarıyer
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 547
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 17:44


Bugün bu insanlar yaşasaydı onlarıda ERGENEKON kapsamında tutuklayacaklardı.

Jakoben_Piyade
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 4354
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 10:48


Bundan önce defalarca söyledik, `Ergenekon soruşturmasıyla Türkiye`nin 50 senesi, 100 senesi kurgulanıyor` dedik.

Geleceği şekillendirmeniz için, geçmişi de, tarihi de şekillendirmek istediğiniz geleceğe göre yeniden yazmak durumundasınız.

Ergenekon soruşturmasıyla Türkiye Cumhuriyeti`nin genetiklerinde oynama yapılıyor, Ergenekon soruşturmasıyla ağır basan kimliği Ilımlı İslam olan bir devlet, liberal-İslamcı ittifakının arzuladığı şekilde ikinci cumhuriyet yaratılmak isteniyor.

Bunun için, yarın bugünden daha fazla laiklik kavramına saldırıldığını göreceğiz, Ergenekon soruşturmasıyla Türkiye Cumhuriyeti`ni yeniden yapılandırmak isteyen emperyalizm ve bugünki Türkiyeli has çocukları, `laik olmayan laikliği, yarım yamalak laikliği` bile sırtlarında yük olarak görüyorlar.

Bunu yapacaklar, üstelik `laik olmayan laikler` üzerinden yapacaklar.Laik olmayan laikler diyoruz çünkü biz Türkiye Cumhuriyeti içinde belirli bir güce sahip `laik olmayan laikler`in, dün İslamcı siyasetten ve toplum içindeki tarikatlardan, cemaatlerden nasıl faydalandıklarını, solu, toplumsal muhalefet hareketlerini, emekçileri ezmek, sindirmek için bunlarla nasıl bir dayanışma sergilediğini biliyoruz.

Geçmiş, tarih emperyalizm ve bugünki Türkiyeli has çocuklarının çıkarlarına göre yenide yazılıyor, 80 öncesi yaşanan olaylar, ABD-NATO operasyonları, ABD-NATO işbirlikçisi siyasetler, ABD-NATO ortak yapımı 12 Eylül darbesi gözardı edilerek `sağ-sol çatışması` olarak lanse ettiriliyor, kontrgerillanın İslamcı siyaset içindeki uzantıları aklanıyor, Maraş olayları `Ermeniler`in oyunu`, Sivas olayları `Aziz Nesin`in provakasyonu` olarak betimleniyor, dün 12 Eylül darbe anayasasına desteklerini sunanlar bugün `darbe karşıtı, demokrat, özgürlükçü` etiketiyle pazarlanıyor.

Ergenekon soruşturmasıyla beraber AKP hükümeti tarafından yürütülen psikolojik savaş, soruşturmanın bir ayağının Türkiye`de bir ayağının Washington`da olduğunun kanıtıdır.


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan