Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Gündem
   JİTEM’ci albayın ölümü
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 21.01.2009 19:55



JİTEM eski Doğu (Kürt illeri) komutanlarından emekli Albay Abdulkerim Kırca, Ankara Güvercinlik’te askeri lojmanlarda ölü olarak bulundu.

Diyarbakır’da görev yaptığı yıllarda adı asit kuyularıyla, adam kaçırma, işkence ve diz çöktürerek tek kurşunla öldürmek gibi eylemlerle anılan JİTEM’ci Kırca, artık yaşamıyor.
Eski Cumhurbaşkanlarından A. Necdet Sezer tarafından, “Yurdu için şehit ve gazi olan görevlilerimiz, devletimizin güvencesi olarak sonsuza kadar gönlümüzde yaşayacaklardır” denilerek, ‘Devlet Övünç Madalyası’ ile ödüllendirilen JİTEM’ci emekli albayın, beylik tabancasıyla başına tek kurşunla ateş ederek intihar ettiği açıklandı. JİTEM davasında yargılanması devam eden, ismi birçok olaya karışmış bir kişinin cenazesine, Genelkurmay başkanı da dahil üst düzey yetkililerin katılması, Sezer’in anlayışının devam ettiğinin göstergesi oldu.

Ergenekon Operasyonu’nun sürdüğü, hangi taşı kaldırsan altından JİTEM’e ulaşan bilgi, belge ve silahların çıktığı bir dönemin faillerine ilişkin önemli ipuçlarının ele geçirildiği, birçok olay ve gelişmenin yaşandığı bugünlerde gerçekleşen bu ölüm ya da intihar, oldukça düşündürücü.
Ancak Gladyo türü örgütlenmelerde az çok bir çözülme başladığında, bu tür gelişmelere tanık olmak hiç de sürpriz değil!

Türkiye’de kontrgerillanın bir unsuru olarak geliştirilen ve özellikle Kürt illerinde gerçekleştirdiği imha eylemleriyle bilinen JİTEM’in üst düzey görevlileri, olaylar açığa çıktıkça ve halk muhalefeti geliştikçe, benzer girişimlerle hayatlarına son verebilir ya da hayatlarından olabilirler.
Kırca da önemli ve bir dönemin etkili isimlerinden.

Musa Anter cinayeti ve daha birçok cinayet ve gelişmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulunan itirafçı Abdulkadir Aygan, yaptığı açıklamalarda JİTEM’ci emekli Albay Kırca için çok önemli iddialarda bulunmuştu.
Adı emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Albay Arif Doğan ile anılan, Cem Ersever’den sonra JİTEM’in başına geçen isimlerden olan Kırca, “polis-mafya-siyaset iddianamesi” olarak da anılan Susurluk iddianamesinde, “olayların planlayıcısı ve yürütücüsü” olarak yer almıştı.

Yine 2005 yılanda yapılan bir suç duyurusuna dayanılarak, Diyarbakır cumhuriyet başsavcılarından biri tarafından açılan davada, Kırca, “JİTEM merkezinde işkence yaparak adam öldürmek, adam kaçırmak ve gasp eylemleri gerçekleştirmek” iddialarıyla suçlanmıştı.

Antalya Serik’te, bir iddiaya göre girdiği bir çatışmada, başka bir iddiaya göre kaza ya da başka bir JİTEM grubu tarafından cezalandırılmak amacıyla, omuriliğine isabet eden kurşun nedeniyle felç olan ve tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren emekli Albay Kırca, sadece Kürt illerinde değil, başta Akdeniz Bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok bölgesindeki gelişmelerden sorumlu ve adı ölümlerle anılan kilit denebilecek bir isim olarak biliniyordu.

Bir dönem JİTEM tarafından gerçekleştirilmiş hemen tüm gelişmelerin bilgisine de sahip olduğu anlaşılan, Susurluk raporunda adı “olayların planlayıcısı ve yürürlüğe koyucusu” olarak geçen JİTEM’ci albay, kod adı “Yeşil” olan Mahmut Yıldırım ile birlikte Bölge’deki onlarca katliamın planlayıcısı ve yönlendiricisi olarak anılıyor.
Hakkında açılan davada da bu iddialarla yargılanan JİTEM yöneticilerinden olan Albay Kırca, Yeşil’in de içinde yer aldığı dava dosyasında “silahlı çete kurmak, işkence yapmak, adam öldürmek” gibi iddialarla suçlanıyordu.
Devlet Övünç Madalyası sahibi JİTEM’ci emekli albayın ölümü, birçok bilgi, belge ve olayı ortadan kaldırmaya yönelik bir eylem olarak görünüyor.

İntihar ya da başka türlü olması olayın özünü değiştirmemektedir. Ancak Kırca’nın ölümü, bir dönemin karanlıkta kalması için tek veri olamaz.
Özelikle ‘90’lı yıllarda JİTEM tarafından gerçekleştirilen eylemler hakkında fazlasıyla fail, belge, bilgi ve tanık bulunmaktadır.

Yeter ki bu dönem sorgulansın. Zira dönemin cumhurbaşkanı, başbakanları, emniyet genel müdürleri, özel hareket yöneticileri, il valileri, OHAL valileri, ünlü generaller ve daha birçok etkili ve yetkili isim zaten biliniyor!

simplicio
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 611
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 21.01.2009 22:38


bu "kürt illeri" neresi oluyor ki? ha gayret biraz daha kassanız demek isteyip de maçanızın yemediği lafı diyeceksiniz. ben size inanıyorum başarabilirsiniz(!)

o albay, küçük kızlara taciz ederken gazi olmadı. terörün akdenize sızma çabalarını engelleyen iradeydi çamur atmak istediğiniz. kaldı ki antalyanın serik gibi bazı bölgelerinin terörize olmaması altında yerel halkın karadenizli kardeşlerimizi aratmayan direnişi de var. direniş size özgü değl abi naparsın. haklı olan direnir.

şimdi şöyle bir durum var.
sen ülkenin mevcudiyetine kastedeceksin ve bu uğurda gözden uzak, sinsi planlar içinde olacaksın. vurup kaçacaksın. ama devlet savunma iradesini gösterirken cüneyt arkının filmlerindeki gibi sirenleri açarak gelen polis arabası gibi gövde gösterecek. oldu canlarım, ne içiyorsanız ben de istiyorum aynısından, sıkıldım bu hayat üzerine kafa yormaktan, biraz da sallama dünya yaşayalım biz de insanız, benim de saçmalama özgürlüğüm var;) bekliyorum kokteylin formuülünü..

terörle mücadelenin yolu aynı frekansa inmekten geçiyor, sinemavari bir deyim de olsa. tamam demokratik değil. e ama karşıdaki tehdit saldırırken demokratik mi davranıyor acaba? vurulmak istemeyenler el kaldırsın diye soruyolar diyosanız o kıyamadığınız örgütler; içtiğinizin yanında ne yiyosanız ondan da istiyorum..

demokrasi getirme savıyla yola çıkanlar, demokrasinin önündeki her türden tehdidi adam gibi tanımlayıp, yazıyla da olsa bertaraf etmek zoundadır.. yoksa örgüt propagandasından zerre farkınız kalmaz söylem oalrak da kimlik olarak da.. hoş, girişteki kürt illeri ifadesiyle aslında anlaşılıyor paçalarınızdan demokrasi aktığı ama işte naparsın, gerçeği ile taklidini ayıran farkların olması lazım diye biz yine de fırsat tanımak istiyoruz.

denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 21.01.2009 22:52


Devletin kendisini savunma sisteminin her türlü yoldan olabilecegini savunan zihniyet,unutmasinki bugün bu zihniyet yine ayni devletin baska bir kurumu karsisinda yargilaniyor. Intihar eden askerde yargilama süreci baslamis,sonucunu kestirmemiz olanaksiz olan bir dava ile sonuclanacakti. Peki senin yere göge sigdiramadigin ,hangi yolla olursa olsun düsmani durdursun dedigin güc ,kendisiyle celismiyormu.
Devlet üstün basari nisani almis birisinin ,terörle mücadele kapsaminda yargilanmasini sindirmek yerine,benim kürt ileri dememde kasit aramak,yeni bir acmaza girmek demektir.

Bagnaz siyaset sanirki ,hersey baslandigi gibi biter. Ama siyaset kendi tarihine ihanet edecek kadar acimasizdir.
Bu gün madalya takar ,yarin yargilar. Neye göre madalya verdi ,neye göre yargiladi. Bu degerler ölcüsü ,siyasetde kac para ediyor. Kendimizi kandirmayalim,darbe yaparsin iktidara gecersen yirtin,yok geciremezde basarisiz olursan ,vatan hayinisin. 10 yil sonra simdi aklimiza gelemeyecek kisiler yargilanacaklar.

Tarih; yunan askerinin imamin basindan sarigini cikarmasi icin canini pazarlik ettiginde ,canim diyen imam,7 yil sonra kendi askeri tarafindan sarigi cikartilmistir.

simplicio
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 611
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 02:08


yok ben kasıt aramıyorum , kabak gibi ortada olan malumu ilan ediyorum o kürt illeri lafındaki.. aranacak bişey yok , ortada yani ;)

terörle mücadelede, teröristin frekansına inilmdeiği için yargılanıyor bazı kişiler. devletin , yargı organlarının gözetmek sorunda olduğu + gözetmek zorundaymış gibi lanse edilmeye çalışılan unsurların hiçbirisi terörist için geçerli değil.. o rahat rahat eylemini yaparken, birilerin canını, çoğu kişinin huzurunu alacakken, ben karşısına sirenler çalarak çıkacağım...
hayır, bu ülkede komünist rejim kurulsa ve, rejim karşıtlığı siyaseten ifade edilmeye başlansa; hiç şimdi atıp tuttuğnuz gibi, komünist rejimi istememe özgürlüğü, düşünce özgürlüğü gibi fikirleri kaale almayacağınızı bizler kadar iyi biliyorken, bu şekilde rol kesmek hayranlık verici..

rejim karşıtı olacak olan, milliyetçi, islami, atatürkçü vb partiler kurduracak mısınız? hayır..
bunlar yeraltına inse ve faaliyete geçse, hatta terör uygulasa, sizin gladiolarınız olacak mı? hem de en kanlısından..
sizin, bu "teröristlerle" mücadele edecek olan kahraman, yoldaş subaylarınız olacak mı? hem de en acımasızından..
ee, bunlar neyin havası? kaldı ki en önemli doktrinleriniz, devrim yoluyla gelmeyi savunan, hangi taktiğe dayanırsa dayansın asla sandığa uğramadan tepeden inmeye dayanıyor, yani en iyi htimalle bile yüzde 70-80lere varan rejim muhalefetine maruz kalacaksınız.. ne olacak çözümünüz? komünist rejimi milliyetçi gerillalara karşı korumak için mücadele eden yoldaşlarınızı yargılayacak mısınız 10 sene sonra..
siz bunların içinden çıkıp gelin de ondan sonra demokrasi satın, insan hakları satın bize.. sizin olası bir döneminizde, tıpkı bolca paslaştığınız irticacıların olası dönemlerinde olacağı gibi , bunları bile tartışamayacağız..
o zaman bu havalar neyin havası hocam , hayırdır ?

denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 18:14


Bir seyi netlestirelim; Yargilamayi ben yapmiyorum,anlamak istemedigin ve olaylari sistemin icgüdüsel kuruma anlayina kadar getirmende anlasilir degildir. Helbetde her sistem kendisini koruyacak. Sistemi korudugunu söyleyenleri ,yine ayni sistem yargiliyor. Tartismanin Komünist idareye getirmene gerek yok. Acik anlamak istemedigin sey ,bu insanlar vatani koruduysa,vatan icin yaptilarsa neden devlet onlari simdi yargiliyor.
demekki siyaset acimasizdir. 10 yil sonra kimler yargilanacak derken ,buradan yola cikarak demistim. Ama sen ayni yönde anlamaya devam edeceginden uzatmaya gerek yok.
Sen benim anlayisimi yargilayacagina,oturda nerde yanlis yapildi da bu subaylar yargilaniyor,onu cözmeye calis.
Ha benim fikirlerimde ayri bir panoda istedigin zaman tartisma yaratabiliriz.

hosimin021
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
49 yaşında / Erkek
Merkez
Adana
Aktif Toplam Yazı : 48
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.01.2009 22:47


Kürdistan`da insan eritilen asit kuyuları TBMM`de


Türk devletinin infaz timlerinin 90`lı yıllarda kesin rakamı tahmin bile edilemeyen çok sayıda Kürdü içine atarak erittiği belirtilen BOTAŞ`ın Kürdistan`daki asit kuyularının açılacağı bildirildi.TC Adalet Bakanı Bakan Şahin`nin konuya ilişkin açıklamalarına yer veren Türk medyası şunları kaydetti: “Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın,1990’lı yıllarda öldürülen kişilerin,Silopi’de bulunan BOTAŞ kuyularına atıldığı iddialarıyla ilgili dilekçeyi işleme koyduğunu ve soruşturma açtığını bildirdi.

DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, eski HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz’in, 2001 yılında ilçe jandarma komutanlığına çağrıldığını ve daha sonra kendilerinden haber alınamadığını kaydetti. Bayındır “Tanış ve Deniz’in kaybedilmesinden sorumlu olanlar yargılansın” derken, Erdoğan’ın DTP’ye yönelik “Nazizmi hortlattınız” şeklindeki sözlerini de hatırlatarak “Naziler, fırında insan yaktılar ama Türkiye`deki Nazi anlayışı, asit kuyularında insanları yaktı`` diye konuştu.
Bayındır’ın iddialarına hükümet adına yanıt veren TC Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise iddiaların gündeme gelmesi üzerine “Silopi ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıklarından konuyla ilgili bilgi aldığını” söyledi.

Şahin, Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi’nin ``Silopi`de bazı kişilerin 1990`lı yıllarda BOTAŞ kuyularına atılarak asitle yakıldıklarını`` belirten kitabı ve belgeleri ekleyerek, bu konuda soruşturma açılması için Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına 1 Aralık 2008 tarihinde başvuruda bulunduğu belirtti. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sözkonusu iddialarla ilgili “Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığıyla temasa geçerek bir soruşturma dosyası açtığını” ifade eden Şahin şöyle konuştu: ``Bu şikayette bulunan Baro Başkanının hem bu konuyla ilgili iddialarını ifade bağlamında almak hem de delillerini savcılığa sunması için davette bulunulmuş. Silopi ve Diyarbakır Cumhuriyet başsavcılıklarından bugün aldığım bilgiye göre, Sayın Elçi, şu ana kadar Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına giderek, dilekçesindeki ifade ettiği hususlarla ilgili bilgi, belge ve delillerini henüz takdim etmemiş. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, dilekçeyi işleme koymuş, soruşturma açmış. Ancak bana verilen bilgide de BOTAŞ`ın alanının çok geniş bir alan olduğu, eğer gerçekten bu konuda bilgisi, görgüsü olanlar varsa, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına başvurup kendilerine yardımcı olması halinde, bu fiziki mekanların kazılarak, iddiaların doğru olup olmadığını araştırabileceklerini ifade ediyorlar.``

Şahin, DTP’li Bayındır’a tepki göstererek, “Meclis’te ifade edilmemesi gereken cümleler kullandığını” ileri sürerek, Bayındır’ın Türkiye’deki resmi sistemin,vatandaşlarını katlettiğini ifade eden cümleler kullandığını,“bunların Meclis’te hiçbir milletvekiline yakışacak ifadeler olmadığını” belirterek,“Eğer bu konuda elinizde bilgi varsa, kim, ne zaman, kimler tarafından katledilmiş, bununla ilgili bilgileri resmi mercilere verirseniz, bunların üzerine görevli merciler hassasiyetle gider.Ama siz, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, adli makamlarını, yetkililerini, delilsiz ve mesnetsiz isnat ederseniz, bu sözlerinize bizim verebileceğimiz, söylediğim ifadelerin dışında başka bir cevap olamaz. Sayın Bayındır, `Asit kuyularında insanlar yakıldı` diyorsunuz. `Yakıldı` demek, bunu yakinen biliyor anlamı taşır. Eğer nerede, kim ve kimler, asit kuyularında yakılmışsa, lütfen adli makamlara yardımcı olun. Savcılarımıza, hakimlerimize, ilgili mercilere yardımcı olun.Bunların üzerine gitmezsek, o zaman gelin burada eleştiri getirin. Ama siz, delilsiz bir takım isnatlarda bulunuyorsunuz.Bu, milletvekili sıfatını taşıyan hiç kimseye yakışmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir.Bir takım yanlışlıklar yapıldığı iddiasında bulunuyorsanız, lütfen bunu, delilleriyle beraber ortaya koyunuz.Bana getiriniz.Adalet Bakanıyım. İlgili mercilere intikal ettireyim. Bana getirmiyorsanız, en yakın Cumhuriyet başsavcılıklarına verin.Yoksa uluorta, dilekçelerle beyanlarla Türkiye`de suçla ve suçluyla mücadele etmek mümkün değildir.Suç ve suçluyla mücadele etme, mutlaka ayağı yere sağlam basan delille olur.``diyerek agresif tepki gösterdi.

Kızıltepe`deki ölüm kuyusunda iki cesete ulaşıldı

Öte yandan Kızıltepe`deki ölüm kuyusu TBMM`e geldi. Mardin Valiliği TBMM`ne gönderdiği yazıda, kuyuda bulunan iki kişinin kemiklerinin DNA testine gönderildiğini bildirdi.

Mardin Valiliği, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı`na gönderdiği yazıda, kuyuda biri yetişkin erkek, diğeri çocuk veya kadına ait olduğu tahmin edilen kemiklerin bulunduğunu ve DNA testi için Adli Tıp Kurumu`na gönderildiğini bildirdi. TBMM İnsan Hakları Komisyonu, kendisine de yansıtılan bu açıklamayla ilgili Mardin Valiliği`nden bilgi istedi. Vali Mehmet Kılıçlar imzasıyla Komisyon Başkanı Zafer Üskül`e gönderilen yazıda verilen bilgilere göre; Fatma Tunç isimli bir kişi avukatları aracılığıyla Kızıltepe Başsavcılığı`na başvuruda bulundu. Eşinin cesedinin kuyuda olduğunu belirtti. Başvurudan sonra 17 Ekim 2008`de gösterilen yerde avukatların nezaretinde kazı yapıldı. Valiliğin yazısında, "Kuyudan, muhtemelen biri yetişkin erkek, diğeri çocuk veya kadın olabileceği değerlendirilen 2 kişiye ait kemiklerin çıktığı" belirtildi.

Mardin Valiliği, kuyudan çıkan kemiklerin Yusuf Tunç`un akrabalarına ait DNA örnekleriyle birlikte incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu`na gönderildiğini bildirdi. İncelemede, kemik DNA`larının Tunç`un yakınlarının DNA örnekleriyle örtüşüp örtüşmediği araştırılacak.

Valiliğin, TBMM`ne gönderdiği yazısındaki, "Kemiklerin Yusuf Tunç`a ait olmadığı ortaya çıkarsa başka ailelerin de bulunan kemiklerin kendi yakınlarına ait olabileceği yönünde dilekçe verebileceği değerlendirilmektedir" ifadesi dikkat çekti. Yazıda, Tunç`un sivil kişiler tarafından 1994`te kaçırıldığına dair Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı`na dilekçe verildiği, Tunç`un "kayıp şahıs" olarak aranmaya devam ettiği bilgisine de yer verildi.


simplicio
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Antalya
Aktif Toplam Yazı : 611
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 23.01.2009 02:06


hocam sen bari yapma yahu.
sistemler kendini korur, bunda mutabıkız, aşama kaydediyoruz,şahane..
koruma biçimleri içe sinmiyor, çok doğru. söyleyebilecek lafım yok. ama etki-tepki meselesi, yorumlama meselesi değil bence.

sadede geleyim.ama sadedimiz 2 ayaklı olacak.
birincisi; yukardaki paragrafımla ilgili.saldırı şiddetlendikçe, savunma yapacak olanların güçlenmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor. haliyle de güç fazla kaçınca varoluş sebeplerini unutanlar olabiliyor. terörle mücadele eden herkesi bunla itham edemeyeceğimiz ne kadar açık ise, bazılarının yoldan çıkacağı da o kadar gerçek.

ikinci konu ise; sistemi homojen olarak görüp, dün ödül verdi bugun ceza veriyor diye çelişki aramanız. elma ile armut bu hocam, karışmasın. her kademede her görüşten yetkili insanlar var. dün ödül veren adamla bugun dava açan adamı aynı kefeye koymak sağlıklı değil ki bunun üzerinden mantık sorgulayalım.bu birinci bakış açımız olsun. faraza, rejim düşmanlarıyla sıkı mücadele edebilen bir yapılanmayı, kendi rejim değişikliğine taş koymasın diye bertaraf etmeyi planlayan bir oluşum olamaz mı, bir alt-sistem gibi mesela... olabilir, en azından asla olmaz diyenlerin sıkı izaha girmesi lazım sayfa sayfa..bu bir demiştik, bu açıdan bakmak istersek diye..

ikincisi de; kimseyi töhmet altında bırakmayalım. davayı açan, sadece vazifesini yerine getiriyor diyelim. o zaman da zaten en baştan beri belirttiğimiz üzere, teröre karşı onunla aynı dili konuşan yapılanmanın , kanunlara göre suç içerisinde olması ya da en azından suça ramak kala bir çizgi sürdürmesi kaçınılmaz. teröristle anladığı dilden konuşmak demek , bazı bedeller doğacak demektir. dolayısıyla da yargı ; kitabi olarak kendisine verilen görevi işletiyor. ben burda kötülük görebilirm, çirkinlik görebilirm, herhangi bir şeyi görebilirim ama sistemin çarpıklığını göremem. koruma refleksi olarak yeraltına inmiş olan yapılanma, teröristle veya işbirlikçileriyle oturup efendi efendi sohbet edecek değil heralde. yapacakları da elbette bazı yetkililer tarafından, birilerinin piyonu falan olmaları gerekmeden bile dava konusu edilebilecek icraatlerden oluşacak bunun kaçarı yok.. hamama giren terler demişler.


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan