süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Gündem
   Erdoğan ve İsrail
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
44 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 05.01.2009 14:19



Başbakan Erdoğan’ın Ortadoğu gezisi, İsrail planını durduramadı. 8 gün Gazze’yi havadan bombalayan İsrail’in kara birlikleri de Gazze’ye girdi. İsrail, 20 bin askerle gerçekleştirilen bu operasyonun “HAMAS’ın terör altyapısını yıkmak” amacıyla gerçekleştirildiğini söylese de, asıl amacın HAMAS’ı iktidardan düşürmek olduğu biliniyor. Gelinen noktada Erdoğan’ın önce ateşkes, sonra Araplar arasında (HAMAS ve El Fetih) uzlaşma planının hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Aksine, İsrail’in Gazze’yi işgal edip ardından burayı Abbas’ın El Fetih’ine (Abbas ve El Fetih’in halk nezdindeki tüm itibarını yok ederek) devretme planı kanlı bir şekilde işliyor. Dün Arafat’a karşı HAMAS’ın güçlenmesi için çaba gösteren İsrail, bugün HAMAS’a karşı itibarsız bir El Fetih’i muhatap haline getirmenin ve bu güçsüz muhataba kendi planlarını dayatmanın hesaplarını yapıyor.

Başbakan Erdoğan, İsrail’in hava saldırısının başladığı günden bugüne her geçen gün daha da sertleşen açıklamalar yapıyor. Saldırıları durdurmak adına diplomatik girişimlerde bulunuyor. Başbakan bu meselede oldukça samimi görünüyor. Ama gerçekler bunu söylemiyor. Çünkü samimiyetin ölçüsü, biraz da yapılan açıklamaların ve atılan adımların gerçekçi bir temele dayanmasından geçiyor. Mesela Arap Birliği bile “İsrail, Filistin sınırlarına tecavüz etmekten vazgeçmelidir” açıklamasının ötesinde herhangi bir karar alamamışken, Arap ülkelerini ziyaret ederek bir sonuca varılamayacağı açık değil midir? Aslında bu açıklama ve girişimlerin İsrail’den nasıl görüldüğü/algılandığı durumu bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. İsrail basını, Erdoğan’ın Ortadoğu gezisi kapsamında İsrail’e gelmemesini elinde herhangi somut bir plan olmamasına bağlıyor. Yine Erdoğan’ın sert açıklamalarının, iki ülke ilişkilerinde kalcı bir etki yaratmayacağı, çünkü var olan iş birliğinin iki ülkenin çıkarına olduğu yönünde yorumlar yapılıyor. Ayrıca Kürt sorunu ve PKK’ye karşı yapılan operasyonlar hatırlatılarak, yapılan açıklamaların “kendisi de terörle mücadele eden dost bir ülkenin başbakanına yakışmadığı” değerlendirmeleri yapılıyor.

İsrail basınının Erdoğan’la ilgili değerlendirmeleri, İsrail egemenlerinin bu açıklama ve girişimleri dikkate almadığını, daha çok kamuoyuna yönelik çabalar olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği görevine başlayan bir ülkenin başbakanı olarak, İsrail’le daha önce yapılan askeri anlaşmaları; -haydi bu kadarı Erdoğan için fazla diyelim, en azından İsrail’e verilen silah ihalelerini iptal ettiğini açıklasaydı, İsrail’den aynı değerlendirmeler yapılacak mıydı? Elbette hayır! İsrail egemenleri, birçok karmaşık ilişkinin bulunduğu bir coğrafyada edilen laflara değil, yapılan işlere bakıyorlar. Ayrıca PKK ve Kürt sorununu da hatırlatarak mesaj vermeyi de ihmal etmiyorlar. Gerçekten de, İsrail ve Türkiye, Ortadoğu’nun bugüne kadar çözülememiş iki temel sorununun; Filistin ve Kürt sorununun doğrudan muhatapları olan iki ülke. Bu ülke egemenlerinin söz konusu sorunları çözmek adına baskı ve şiddet politikalarında ısrar etmeleri, sorunları her geçen gün derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmadı. İsrail’in Gazze işgalinin de başka bir sonuç doğurmayacağını söylemek için Bölge’de son 60 yılda yaşananlara bakmak yeterlidir.

ABD emperyalizminin Bölge politikalarına yedeklenmiş ve İsrail’le stratejik ortaklıkları bulunan bir Türkiye’nin, Bölge barışını sağlamada belirleyici olamayacağı açıktır. Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorununun çözümü yönünde adım atmadan Bölge barışını sağlamaya soyunması karşısında, İsrail basınında yer alan “sen önce kendi meselene bak” değerlendirmeleri, mevcut durumu özetlemektedir. Gazze’de yaşananlar, bir kez daha barışın BM, ABD ve Bölge gericiliklerinden gelmeyeceğini acı bir şekilde gösterdi. Filistin ve Bölge için barış, su kadar acil bir ihtiyaçtır ve barışın yolu, suyun başını tutan zamane Yezitlerine karşı halkların dayanışma ve mücadelesinden geçmektedir!

hosimin021
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
50 yaşında / Erkek
Merkez
Adana
Aktif Toplam Yazı : 48
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 05.01.2009 15:08


Yeni yıl için yalnızca üç dileğim var: Bunlardan ilki, İsrail Hükümeti birkez ve sonsuza dek anlamalıdır ki, Orta Doğu’daki çatışmanın askeri yolla bir çözümü yok. İkincisi, Hamas dikkate almalıdır ki, şiddetle amaçlarına ulaşamaz ve İsrail her zaman burda olacak. Üçüncüsü, dünya kabul etmelidir ki, bu çatışmanın bir benzeri tarihte yok. Kompleks ve hassastır; aynı ve çok küçük bir toprak parçası üzerinde yaşamak zorunda olduklarının açıkca farkında olan iki insan arasında yaşanan bir kavgadır. Bundan dolayı, hiçbir diplomasi ya da askeri hareket bu çatışmayı bitiremez.

Geçtigimiz günlerde yaşanan olaylar, birçok politik ve insani nedenden dolayı beni oldukça kaygılandırmaktadır. Şüphesiz, İsrail’in kendini savunma hakkı var. Vatandaşlarına karşı aralıksız devam eden füzelere tolerans gösteremez ve göstermemelidir, fakat İsrail Ordusu’nun Gazze’ye yönelik durmayan bu gaddar bombardımanı ben de bazı soruların uyanmasına neden oldu.

Birincisi, İsrail Hükümeti’nin Hamas’ın eylemlerinden dolayı bütün Filistinlileri sorumlu tutma hakkı var mı? Terorist bir gurubun günahlarından dolayı bütün Gazze’liler suçlanabilir mi? Biz Yahudiler, herkesten çok masum insanları öldürmenin insanlık dışı ve kabul edilemez olduğunu bilmemiz ve bunu derinden hissetmemiz gerekir. İsrail Ordusu’nun, Gazze şeridinin nufusunun aşırı yoğun olması nedeniyle saldırılar esnasında sivil ölümlerin engellenmesinin mümkün olmadığı yönündeki gerekçesi ikna edici değil.

Yeni sorular

Gerekçenin zayıflığı beni yeni sorular formule etmeye itmektedir: Eğer sivil ölümlerin engellenmesi mümkün değilse, neden bombalıyorsunuz? Bu şiddetin mantığı (eğer varsa) nedir ve bu şiddet vasıtasıyla İsrail ne elde etmeyi ummaktadır? Eğer bu saldırının hedefi Hamas’ı yok etmekse, bu durumda daha önemli soru, bunun mümkün olup olmadığıdır. Eğer değilse, bombalamalar yalnızca vahşi, barbarca ve kınanabilir değil, aynı zamanda saçmadır.

Diğer yandan, eğer gerçekten askeri operasyonlarla Hamas’ı bitirmek mümkünse; İsrail bundan sonrası için Gazze’deki reaksiyonu nasıl hayal etmektedir? Şerid’de yaşayan 1,5 milyon insan kudretli İsrail Ordusu’nun karşısında uysal bir şekilde diz çökmeyecektir. Şunu unutmamalıyız ki, Filistinlilerin Hamas’ı seçtiği dönemden çok önceleri, İsrail Arafat’ı zayıflatmak amacıyla bir taktik olarak Hamas’ı destekliyordu. İsrail’in yakın tarihi bana şunu öğretti; eğer Hamas bu bombardımanlar neticesinde yok olursa, onun yerini çok daha radikal, çok daha şiddet uyğulayan ve İsrail’e karşı çok daha kinle dolu başka bir gurup alacaktır.

İsrail haritadan silinmemek için askeri bir yenilgiye izin vermemelidir, fakat Tarih açıkca gösterdi ki, bütün askeri zaferler yalnızca radikal gurupların ortaya çıkmasına yaradığından İsrail’i politik olarak zayıflatmıştır. Ne İsrail Hükümeti’nin günlük olarak aldığı kararların ne kadar zor olduğunun değerini, ne de İsrail’in güvenliğinin önemini küçümsüyorum. Fakat, inancım odur ki, İsrail’in güvenliği için tek geçerli plan, onun bütün komşularının kabulünü kazanmasıdır. 2009 yılının, Yahudilerde herzaman varolan entellektüelliğe geri dönuş yılı olmasını diliyorum. Kral Süleyman’ın (rey Salomón) bilgeliğinin geri dönüşünü diliyorum. Ki, İsrail’deki karar alıcılar bunu kullanabilsin ve anlasınlar ki Filistinliler ve İsrailliler aynı insan haklarına sahiptirler.

Filistin şiddeti İsrail’i taciz etmekte ve davalarına da yardım etmemektedir; İsrail’in askeri intikamı ise gayriinsani, gayriahlaki ve güvenliğini garanti etmemektedir. Daha önce söylediğim gibi, her ikisinin de kaderi, onları yanyana yaşamaya mecbur bırakacak şekilde, ayrılmaz bir biçimde birbirine bağlıdır. Bunu hayra yada şerre yoracak olanlar kendileridir.

Makale yazarı : Daniel Barenboim*
Kaynak : El País gazetesi (31.12.2008, İspanya)

61semih
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
46 yaşında / Erkek
Bakırköy
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 495
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 05.01.2009 18:39


israilin filistinlilere saldırısında kendlerine güç kazandıran, kendilerini cesaretlendiren en önemli neden müslüman ülkelerin hukümetlerinin ve başbakanlarının özellikle bizimki gibi kişiliksiz başbakanların iktidarda olmasıdır. hepsinin ABD emrinde olmasıdır.

denizdim
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
44 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 152
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 06.01.2009 15:38


Hic bir mantigin almadigi ,olaylarin oldugu orta doguda;uzun zaman önce yine o dönemin yayilmaci kralliklari tarafindan ,cesitli nedenlerle dünyanin cesitli yerlerine dagilan yahudiler,asil yurt dedikleri ,bugünkü Israil topraklarinin özlemi ile yasadilar. Her ne pahasina olursa olsun ,amac bu kutsal topraklarda devlet kurmak ve siyonizmi yaymak tek amaclari idi. Saplanti haline getirdikleri kutsal kitap,tamda hahamlarin sömürü ve hükmetme tarzinda degistirilmis,kendi yandaslarina da böyle vurgulanmistir. Kutsal kitap bazinda yapilcak birsey yoktur. Artik inanmak ve inanmamak arasinda olan bir ikilemdir. Ama kutsal kitaba dayanarak sömürü sistemi kurmak ,affedilir degildir. Zaten dünya da olan din savaslarida ,özü itibariyle paylasim savaslaridir.
Filistin olayina yahudilerin ,müslümanlari öldürüyor gözüyle bakmak yanlis sonuclar doguracaktir. Sayet öyle olsa idi ,Müslüman devletler ,dini ögretilere göre müslüman kardeslerine sahip cikmali ve desteklemelidirler. Ama öyle olmadi.
Arap dünyasi konjüktürel davranip,günü kurtarmanin hesaplarini yapmaktadir. Bu savas siyasi dengelerde araplara bir zarari olacakmi diye hesap yapmak zorunda kaldilar. Cünkü savasin en büyük destekleyicisi ABD böyle istiyorsu.
Arap olmayan ama müslüman olan bizim gibi ülkeler yaptirim gücü az bir politika izlemek zorundalardir. Birileri Israille olan iliskilerin dondurulmasindan bahsederken,gerceklerden ne kadar uzak ve duygusal oldugunu görmemektedir. Türkiye kendi ic sorunlariyla ugrasirken,verdigi savasta destegi Israil den aldigini unutmak saflik olur. Kaldiki bunu israil basini söylüyor.
O anlamda dinler savasi olarak yansitilmaya calisilan bu katliam ,paylasim ve yeni yer kazanma savasidir.
Yerlerini kaybetmek istemeyenler ,gerektiginde dinden ve din kardeslerinden uzaklasabiliyor olmalari bizlere dinin siyasetde ne kadar kivrak bir politika olarak kullanildigini bir kez daha göstermektedir.


[1]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan