Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Yaşam
   Gençlik Sorunları
   **___Eğİtİm-ÖğReTiM vE AiLeLeRe DüŞeN gÖrEvLeR__**
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:36


EĞİTİM NEDİR? -1-

Eğitim; en basit anlamıyla davranışları değiştirme sanatı. Yani bireyde istendik davranışların yerleşmesi, olumsuz davranışların sonlandırılması amacıyla sürdürülen sistematik bir program
Modern pedagoji ve eğitim biliminin tanımıyla;
Eğitim; kişiyi aklı, duyguları ve davranışlarıyla bir bütün olarak ele alan bir oluşturma ve yönlendirme sürecidir

Nasıl ki her sistematik programın olmazsa olmazları varsa elbette ki eğitim sisteminin de olmazsa olmazları var; disiplin gibi, yürütülecek olan eğitim-öğretim programları gibi, eşgüdümlülük gibi. Ve hedef kitlenin iyi tanınması gibi. Burada ele alınacak konu Eğitimin iki temel aşamasında; Çocukluk ve Ergenlik dönemlerindeki bireylerin özelliklerinin tanınması, bu dönemlerdeki öğrencilere yaklaşım tarzlarıdır.
Biz eğitimciler artık biliyoruz ki;
Günümüzde eğitimin sağlıklı olabilmesi için, insan duyarlılığının eğitimi, bedenin ve mantıksal zekanın eğitimi kadar önemlidir.
Okul öncesindeki ve temel eğitim çağındaki çocuk, öğrenme potansiyeli en yüksek olan varlıktır.
Çevresindeki tüm yetişkinleri model olarak alır.

“Eğitim; Yaşamın Kendisidir”


Ve insan duyarlılığının eğitimi için yani “özgür, kendisini ifade edebilen, kendini tanıyan, sorumluluk sahibi olan, görev bilinci gelişmiş, özgüveni yüksek, özsaygılı bireyler yetiştirmek için” akademik bilgiyi yüklemeden önce o insanı tüm yönleri ile tanımalıyız.




3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:39


Eğitim, bütün bunların bir zaman akımı içinde yer aldığı bir süreçle oluşur. Böylece eğitimin niteliğini oluşturan dört durum ortaya çıkmaktadır:

1. Eğitim, eğitilen kişide istenilen davranışı oluşturma işidir.

2. İnsan bir davranışı ancak yaşayarak kazanabilmektedir.

3. Eğitilende oluşturulacak davranış önceden saptanan eğitim amaçlarına uygun olmak zorundadır.

4. İnsanda davranışı oluşturabilme, planlanmış bir eğitim sürecinden geçmesine bağlıdır.

Davranış, yaşantı, amaç ve süreç terimleri eğitimin niteliğini belirleyen kavramlardır. Bu kavramların açıklanması eğitimin niteliğini tanımaya yardım edecektir.
Davranış, insanın gözlenebilen, ölçülebilen, bilinçli etkinliklerinin tümünü kapsar. Bu anlamda insanın tüm bilinçli devinimleri, düşünceleri, duygu gösterileri,
bir iş yapması, bir duruma karşı tutumu, beğenileri, etkinlikleri davranıştır.

3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:41


Öğretim Nedir ?
Öğretme faaliyetlerinin önceden hazırlanmış bir program çerçevesinde amaçlı, planlı, düzenli ve kontrollü olarak yapıldığı yerler okullardır.Okullarda yapılan öğretme faaliyetleri ise , öğretim olarak adlandırılmaktadır.

“Öğretim, bir öğretmeler, öğrenmeye dönük faaliyetler manzumesi veya kurumsallaşmış öğretmeler topluluğudur.” Başka bir deyişle öğretim, öğretme ve öğrenme faaliyetlerinin bileşkesidir.Yani öğretim,öğretme ve öğrenmeyi birlikte kapsamaktadır.

“....bireyin hayat boyu süren eğitiminin okulda, planlı ve programlı olarak yürütülen kısmı bireyin öğretimini oluşturur. Öğretim, öğrenmenin gerçekleşmesi ve bireyde istenen davranışların gelişmesi için uygulanan süreçlerin tümüdür.”

“Öğretim, öğretmenin uyarıcı ve öğrenme durumları ( çevre, ortam) yaratarak, öğrencilerin amaçlar yönünde davranışlar geliştirmesine yardım etmesidir.”

“Öğretim, öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gerekli araç ve gereçleri sağlama ve rehberlikte bulunma eylemidir.”

3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:42



İLKOKUL ÇAĞINDA SIK RASTLANAN RUHSAL PROBLEMLER



a.Davranış Bozuklukları :


Davranış bozuklukları, huzursuzluk, sinirlilik, geçimsizlik, saldırganlık, yalan söyleme çalma ve okuldan kaçma gibi değişik şekillerde olabilir. Yakınlarından birinin ölümü ya da önemli bir aile sorununda çocukta davranış bozukluğu ortaya çıkabilir . Ayrıca , ruhsal gelişme ve çevreyle ilişki sorunları olan çocuklarda daha ciddi ve sürekli bozukluklar da görülebilir. Örneğin : Çocuğun evde ya da okulda dayaktan korkması veya evde ana-babasının da yalan söylemeleri sonucu çocuk yalan söylemeyi alışkanlık haline getirebilir. Öğrencinin sorununun evde sürüp sürmediğinin öğrenilmesi açısından ailesiyle de görüşülmesi , ondan sonra karara varılması gerekecektir . Ailenin çocuğa yaklaşımı ve ilgisi çok önemlidir.
Çocuğun ağır üzüntüler karşısındaki tepkileri , daha hoşgörülü bir ortamda daha rahat çözümlenebilir. Saldırgan çocuktaki güç ve enerjinin spor alanına , yararlı sosyal çalışmalara (tiyatro , izcilik v.b.) kaydırılması çok olumlu sonuçlar doğurur.
Bazı çocuklar zeka düzeylerin normal olmasına karşılık , öğrenme güçlüğü ve aşırı hareketlilik , yerinde duramama , ödevlerini geçiştirme , düzensiz ve bozuk yazı yazma gibi davranış bozuklukları gösterirler. Derste durmadan yanındakiyle konuşur , dikkat azlığı nedeniyle başarısız olurlar. Öğretmen uyardığı , susturduğu hatta ceza verdiği zaman bile biraz sonra tekrar elinde olmadan çocuk eski kıpranışına başlar. Bunlar ‘’ aşırı hareketli ’’ çocuklardır. Tedavi edilmesi gereken bir davranış bozukluğu olup , hekime baş vurulması gerekir. Bunların yanı sıra öğretmen sürekli yalan söyleyen , başkasının eşyasını alan ve bunu alışkanlık haline getiren çocukların ailelerini ikna ederek bir ruh sağlığı uzmanına gidilmesini sağlamalıdır.



3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:43


b. Duygusal Bozukluklar :


Bu gruptaki sorunlar daha çok öğrenciyi tedirgin eden belirtilerdir. Kekemelik , tik , okul korkusu , gece işemesi , tırnak yeme , parmak emme , korkular , bunaltı , uyku ve yeme bozuklukları bu grupta sayılabilir.

1. Kekemelik:


Çoğunlukla 2-7 yaş grubu çocuklarda , konuşmanın en hızlı geliştiği dönemde görülen bir konuşma bozukluğudur. Normal konuşan çocuk , yaşadığı aile içi kavga , hayvandan korkma , dövülme , trafik kazası gibi herhangi bir korku sonucu zamanla ve ya aniden kekelemeye başlayabilir. Toplulukta kekemelik artar. Öğrencide zamanla çekingenlik , güvensizlik , başarısında düşüklük , arkadaşları ile geçimsizlik görülür. Ağır konuşma bozuklukları sınıf içi destekle çözümlenemiyorsa , öğrenci ve ailesi ruh sağlığı uzmanı bir hekime başvurmaya ikna edilmelidir.

2.Tikler :


Tikler ani bir korku ve gerilimle ortaya çıkan göz kırpma , kaş kaldırma , burun oynatma gibi belirtilerdendir. Daha çok 6 yaşından sonra görülür. Çok önemli bir belirti olmamasına karşın , çocuk ve gençlerin bu belirtiye verdikleri önem , onların ruh sağlığını etkiler. Öğretmen , tiki olan çocukların sorunlarıyla ilgilenmeli , ancak , sınıfta veya başka bir zaman öğrenciyi bu belirtiyi düzeltmesi için uyarmamalıdır.

3.Okul Korkusu :


Çoğunlukla ilkokulun ilk sınıflarında ortaya çıkar. Ailenin yakınmasına , hatta öğretmeni suçlamasına sebep olabilecek ölçülere varır. Büyük ölçüde okula gitmek istememe, karın ağrıları, bulantılar gibi belirtiler okul saatlerinde görülür. Çocuk okula gitmeye zorlanırsa huysuzlaşır, ağlar, tehditlerde bulunur. Okula gitmeyince bu şikayetler kaybolur.
Böyle bir durumda öğrencinin okula ait bir sorunu olup olmadığını öğretmenin araştırması doğru olur. Bazen dikkat çeken bir olay öğrenciyi korkutabilir , arkadaşlarına yaklaşmaktan kaçınmasına neden olabilir. Böyle bir sorunun çözümlenmesi öğrenciyi yeniden okula döndürür. Anne ve baba çocuğa soğukkanlı davranmalı , korkutmadan ve cezadan uzak durmalıdır.




3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:44


4.Gece İşemesi :
Gece işemelerinin %5 kadarı bedensel hastalıklar sonucunda ortaya çıkar. Bağırsak paraziti , idrar yolu iltihapları , omurganın doğumdan kaynaklanan bozuklukları gibi. Geri kalan nedenler arasında akrabalarda da aynı sorunun görülmüş olması , yani kalıtım etkeni önemli yer tutar. Erken ve baskılı tuvalet eğitimi , kardeş doğumu , kardeş kıskançlığı , anne ile çocuğun ilişki bozukluğu , sert cezalar , korku ve ayrılıklar belli başlı ruhsal etkenlerdir. Altını ıslatan çocuklarda %60 uyku derinliği görülür.

5.Tırnak Yeme :
Tırnak yeme ve parmak emme genellikle 5-6 yaşlarında başlayan bir güvensizlik işaretidir. Ailede yetersiz ilgi ve sevgi gören çocukta , okulda baskılı eğitim alan öğrencide , sıkıntı , gerilim ve saldırganlık duygusunun açığa vurulmadığı hallerde , huzursuz çocuklarda sıkça görülmektedir.



6. Öğrenme Güçlüğü :

Okul başarısı birçok uygun faktörün bir arada bulunmasına bağlıdır. Her şeyden önce çocukta zeka gelişmesi çocuğun yaşına uygunluk göstermelidir. Bunun yanında başka etkenler de vardır. Örneğin: Çocuğun duyu organlarında görme bozukluğu ,işitme azlığı gibi bir bozukluk olmamalıdır. Öğrenme uygun ortamda gerçekleşebilir. Evdeki uyarı ve ilgi okuldaki öğretime temeldir.



3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:44




İLKOKUL ÇAĞI VE OKUL



Bireysel ayrılıklar yüzünden her öğrencinin her şeyi aynı sürede , aynı düzeyde öğrenemeyeceği nihayet kabul edilmiştir. Bu nedenle:
1. Öğretimde bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır.
2. Öğretime , yakın çevrenin problemleri ele alınarak başlanmalıdır.

3. Öğretim yoluyla edinilen bilgilerin değerlendirilmesi objektif ölçülerle yapılmalıdır.
4. Eğitim rehberliği, bireysel ayrılıklar söz konusu olduğuna göre programlar

bireyselleştirilmelidir.
5. Öğrenci bütün yönleri ile tanınmalıdır.
6. Öğrencilerin seviyelerine uygun düşecek programlar hazırlanarak uygulanmalıdır.
7. Okul öğrencilerine yeteneklerine göre seçebilecekleri meslek yolları göstermeli , klavuzluk yapılmalıdır.
8. Okul disiplini , uygunsuz davranışa düşecek cezanın kararlaştırılması durumundan kurtarılmalıdır. Bunun yerine bozuk davranışı araştıran bir yaklaşımı olmalı , disiplin problemi bir ceza mahkemesi uygulaması olmaktan çıkarak eğitici ve düzeltici tedbirler alma durumuna getirilmelidir.







3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:46


ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ANNE BABALARIN EN ÇOK YAPTIKLARI HATALAR

Çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı bir ruh yapısına, şahsiyetli ve karakterli bir kişilik yapısına sahip olabilmeleri için anne- babalara çok büyük görevler düşmektedir.

İdeal anne-babayı tanımlamak zor olmakla beraber başarılı anne-babalar, çocuğun ihtiyaçlarını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoş görülü veya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan, davranışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuğun isteklerini dinleyen anne-babalardır. Yine başarılı anne-babalar çocuğun kendi kendisini denetlemesine ortam hazırlayan, çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren olayların sonuçları ile onları (gerekli dersi almaları için) baş başa bırakan, onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten, çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir.

Anne-babaların çocuklarına karşı yanlış tutum ve davranışları onların kişiliklerini olumsuz şekilde etkilemektedir. Anne-babalar çocuk yetiştirirken farkında olmadan hatalar yapmaktadırlar. Yapılan bu hatalar; çocukların bütün hayatını olumsuz şekilde etkilemekte, çocukların anti-sosyal davranışlar göstermelerine ve ruh yapılarının bozulmasına sebep olmaktadır. Yapılan bu hataları 10 grup şeklinde ifade edebiliriz:

1- Her Şeyde Mükemmel Olma Duygularını İfade Eden Hatalar;

a) Her şeyde en iyi olmalıyım duygusu: Çocuklardan her şeyin en iyisini en mükemmelini istemek yerine onların çabalarını desteklemeliyiz. Çocuğun kendine güven duygusunu, çocuğun çabasını överek yükseltmeliyiz.

Birbirinden farklı ilgi ve yetenekleri olan çocuklarımızın istediğimiz her alanda başarılı olmalarını beklemek çocuğun daha fazla baskı hissetmesine neden olacaktır.Bu konuda yapılması gereken onların ilgili ve yetenekli olduğu konularda daha fazla destek olarak gelişmelerini sağlamaktır.

b) Başarılarımla varım duygusu: Çocukları şartsız olarak sevmeliyiz ve bunu kendilerine hissettirmeliyiz.Çocuğun başarılı oldukça sevileceğini düşünmesi telafisi zor hatalar doğurmakta ve ailesiyle ilişkilerine zarar vermekte,çocuğun sürekli baskı altında kalmasına neden olmaktadır.

c) Olumsuz duygular kötüdür: Çocuklar kızgınlık, hayal kırıklığı, öfke, gerilim, kaygı engellememeliyiz gibi olumsuz duygular gösterebilirler. Çocukların duygusal halini ortaya koymalarını. “Ağlama çocuğum”, Ona kızmamalıydın”, “Telaşlanma daha iyisini yapacaksın” gibi yaklaşımlar çocuğa hiçbir şey hissetme hakkının olmadığı veya duygularının hiçbir önem arz etmediği mesajını verebilir. Çocukların duygularını anlamalı ve kabullenmeliyiz. Çocuklarımız duygularını ifade etmede ne kadar rahat olurlarsa ilerideki ilişkilerinde de o kadar samimi ve açık olacaklardır.

d) Herkes beni sevmeli duygusu: Çocuklara herkesi memnun edemeyeceklerini bildirmeliyiz. Eğer haklı olduklarına inanıyorlarsa direnmelerini öğretmeliyiz. Herkesi memnun etmeleri gerektiği duygusu ile yetişen çocuklar kendileri hakkında kararsız ve endişelidirler.

e) Hata yapmak ve yardım istemek yanlıştır: Hataların doğal ve kaçınılmaz olduğunu anlayan çocuklar kendilerini büyük bir kabul edilmişlik içinde hissedeceklerdir.Hataların olabileceği ve onlardan dersler çıkarılabileceği gerçeği vurgulanmalı ve böylece çocuğun kendini iyi hissetmesi ve özgüvenini artırması sağlanmalıdır.


3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 15.10.2008 16:46


2- Çocukları Yanlış Davranmaya Mecbur Etmek:

Bütün çocuklar ilgi isterler. Bu ifade temel bir ana-baba ilkesidir. Çocuklar kendilerine bağırmanızı ve azarlamanızı hiç görmezlikten gelmenize tercih ederler. Çocuklar güzel şeyler yaptıklarında ana-babalar onları ödüllendirmeyip bunun yerine çocukları yanlış bir şeyler yapana kadar beklemekte ve o zaman onlara ilgi göstermektedirler. Aslında bu metod, ebeveynin ilgisini çekmek için çocukları yanlış davranmaya itmektedir. Yalnız hata yapılınca ana-babanın gösterdiği tepkiler (ilgiler) bu tür davranışları istemeyerek de olsa pekiştirmektedir. Eğer çocuk onaylanmayan davranışlar gösteriyorsa, ana-babalar bu davranışı göstermediği zamanlarda çocuğu övmelidirler. Çocuğa koşulsuz sevginin bildirilmesi onun kendini güçlü hissetmesini sağlayacak ve gereksiz korku ve güvensizliği azaltacaktır.


3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 16.10.2008 08:36


3- Tutarsız Olmak:

Anne-babalar davranışlarında bir düzen ve tutarlılık oluşturmadılarsa bu durum çocuklarda çeşitli davranış bozukluklarına sebep olabilir. Tutarlılık konulan kuralları ve onların sonuçlarını takip etmek manasına gelmektedir. Eğer bir kural koyduysanız ve bunun etkilerini görmek istiyorsanız söylediklerinizi uygulamaya çalışın.İyi çocuklar hem otoriter hem de liberal ev ortamlarında yetiştirirler. Tutarlı bir düzen çocuğa emniyet, güven ve kontrol hissi verecektir. Ebeveynin tutumundan çocuklar,onların limitlerini deneyip onların sınırlarını aşmaya zorlanmamalıdır. Ana-babaların verdikleri sözde durması çok önemlidir. (Tutarlı günlük işler oluşturulması: Çocuklarınızla oturun ve bir günlük plan oluşturun. Planın eğlenceli ve olumlu olmasına çalışın ve onun ihtiyaçlarına göre düzenleyin. Tutarlı disiplin: Uygulanması imkansız bir kural koymaktansa, kısa süreli ve sürekli uygulanabilecek sınırlar belirlemek daha iyi olacaktır. Kurallar ve sonuçların tutarlı bir şekilde uygulatılmasında ebeveynler, aralarında anlaşmalarının önemli olduğu gözden kaçırmamalıdırlar.) Tutarlılık sadece düzen ve disiplin konusunda değil, çocuğun güven ve emniyet hissinin gelişmesine yardım etmede de önemli bir yöntemdir.

4- Açık İletişime Kapıları Kapatmak:

Etkili iletişim, çocuklara değer vermeyi, problemleri çözmeyi ve başkalarıyla iyi geçinmeyi öğretmek için temel bir kuraldır. Çocuklarla iletişimin açık ve etkili olması için anne- babalar, tam ve samimi bir ilgiyle onları dinlemeyi istediklerini hissettirmelidirler.

a) Otoriter anne-baba: Bu iletişim tarzı, ebeveynin, çocuğun neler hissettiğine veya neler yaptığına çok az değer verdiğini açıkça göstermektedir.

b) Nasihat verici anne-baba: Çocuğa neler düşünmesi ve yapması gerektiği söylendiği için , bu iletişim tarzı da ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişimi koparmaktadır.

c) Suçlayıcı anne-baba: Suçlayıcı iletişim tarzını kullanan ebeveynlerin çocukları, anne,babaları ile herhangi bir konuyu görüşme hususunda tereddütlüdürler. Ne yaparlarsa yapsınlar yeterince iyi olmayacaklarını düşünmektedirler.

d)Teselli verici anne-baba: Bu tür anne ve babalar sebep ne olursa olsun bazı acil tesellilerin problemi düzelteceğini düşünmektedir. Bu iletişim tarzı ile çocuklar ebeveynlerinin kendilerini dinlemediklerini veya anlamadığını hissetmektedirler. Her şeyin düzeleceğine dair teselli vermek için acele etmeden çocuğun endişe ve kaygıları ile ilgilenilmelidir.

e) Dinleme sanatı: İyi bir dinleyici olmak pasif değil, aktif bir iştir. Ve çocuğa gereken saygı gösterilmelidir. Yansıtıcı dinleme, mesajın duygusal içeriğinin anlaşılmasını ve bunun çocuğa yansıtılmasını sağlar. Çocuklarınızla iletişime hazır ve iyi bir dinleyici olduğunuzu gösteren etkili ve açık bir iletişim için gerekli güven ve emniyet hissini artıran bir ortam oluşturabilirsiniz.

f) Sözsüz iletişim: Çocukların sözle ifade edemedikleri hareketlerine karşı duyarlılık, ebeveynin çocuğun ruh halini duygularını ve o anda kafasından geçenleri anlamasında çok şey ifade edebilir. Çocuklar da ebeveynlerinin gösterdiği sözlü olmayan davranışlara karşı çok hassastırlar

3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 16.10.2008 08:37


5- Sabitliğe Yöneltmek:

Çocuklar problemler, ikilemler ve engellerle karşılaşabilirler. Bu hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çocukları bağımsız ve kendi kendine yeterli olmasını öğretmek yerine istemeyerek onları bize bağımlı olmaya teşvik etmekteyiz. Özellikle 13-19 yaş arasındaki gençler, kendi başlarına öğrenmeleri engelleyip tavsiyeler verildikçe, anne-babaya karşı ya bir hınç besleme veya bir bağımlılık geliştirmeye kalkışacaklardır.

Problem Çözme: Ebeveynin aktif rol oynaması gereken durumlarda çocuğu da bu sürece dahil etmek önemlidir. (Buna problem çözme denir.) Problemi beraber çözmek için çocuğa yardımcı olmaya çalışmak salt emirler ve direktifler yağdırmaktan daha etkili olacaktır. Çocuk problemin çözümüne katılınca ve başarı sağlayınca çocuğun başarı ve işbirliği hissi artabilir. Problem çözme yaklaşımını kullanmak, sorunlu davranışı azaltmaya yardım eder, başka durumlara da uyarlayacağı bağımsızlık, yetenek ve sorumluluk duygusunu artırır.

6- Biz Onlara Karşıyız:

Otoriter ebeveynli ailelerde, çocuklar genelde öfke, hayal kırıklığı ve kırgınlık içerisinde olmakta, isyana ve büyük güç çatışmalarına neden olan duygulara kapılmaktadırlar. Çocuklar arasında ebeveynlerin kendilerine karşı olduğu inancı gelişmektedir.

a) Aile toplantıları: Daha uzlaşmacı bir ortam geliştirmek için ailelerin baş vuracağı en etkili yöntemlerden biri aile toplantılarıdır. Düzenli olarak yapılan aile toplantısı her bir aile ferdine yetki ve kontrol hissi verecektir. Kişilerin değerli olduğu hissini de güçlendirir.

b) Takım olarak hareket etmek: Aile takımının değerli bir elemanı olduğunu hisseden çocuklar, dayanışma içinde olmaya ve karşılıklı problemlerin çözümüne yardımcı olmaya daha isteklidirler. Ebeveynliği ve aile hayatını takım merkezli olarak görmek, çok daha etkilidir. Bu duyarlılığı ve dayanışmayı teşvik eder. Çocukların diğer insanlarla da etkili bir şekilde çalışmasını öğretir ve onların kendilerini daha güçlü, yetkili ve değer verilmiş hissedilmelerine yardımcı olur.

c) Kardeş rekabetinin üstesinden gelmede takım çalışması: Kardeş rekabetinin üstesinden gelmek için kardeşlerin problemin çözümüne katkıda bulunmaları kendilerini değerli bir aile ferdi gibi hissetmesini oluşturur.


3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 16.10.2008 08:38


Disiplin Kullanmak:

Anne-babalar bir hareket planına sahip değillerse gereksiz hatalar yapabilirler. Bu hatalar disiplin girişimini etkisiz hale getirebilir ve çocuğun özgüvenine zarar verebilir.

a) Kızgın olmadığınız zamanlarda disiplin uygulayın: En yıkıcı hatalardan bir, kızgın olduğunuz zamanlarda çocuklarınız üzerinde disiplin kurmaya çalışmanızdır.

b) Disiplini yerinde kullanın: Öfkelenildiğinde, taraflar “psikolojik siperlerini” kaldırmakta, kendilerini savunmaya daha fazla zaman ayırmakta ve probleme işe yarar bir çözüm bulmak için uğraşmak yerine karşı saldırıya geçmektedirler. Sinirler yatıştığında problem ele alınırsa olumlu bir sonuca varma olasılığı yüksektir. (Bir çocuğa “şimdi çok kızgınım. Sakinleşip bunu düşünmek için zamana ihtiyacım var bu akşam bu konuda tekrar konuşcağız."”demek gerçekten en uygun olanıdır.)

c) İsim takmaktan kaçının: Kızgınlık anındaki disiplin, iletişimi kapatıp çatışmayı artırmanın yanı sıra anne-babaların söylemek istemedikleri sözler sarfetmelerine de neden olabilir. Kızgınlıkla verilen zararın ve sinirlenince kullanılan kırıcı ifadelerin düzeltilmesi çok uzun zaman alabilir.

d) Uygulanabilir ceza verin: Kızgınlık esnasında, anne-babalar çocuklarına çok katı ve uygulanması zor cezalar verme eğilimindedirler. Çocuklar bu cezaların uygulanmayacaklarını bildikleri için aldırış etmiyorlar.

e) Seçenekler sunun: Bu yaklaşım, çocuğun kontrol hissini artırır ve isyanlar ve karşı gelici cevaplar verme ihtiyacını azaltır.

f) Disiplini öğretici olarak kullanın: Disiplin yerinde kullanıldığında davranışları hususunda çocuğunuza dersler verebilir. Ebeveyn olarak en önemli amacın isteklerimize belli bir süre boyun eğilmesi değil, çocuklarımıza bağımsız, sorumluluk sahibi ve mutlu yetişkinler olabilmelerini öğretmektir.


3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 16.10.2008 08:39


Yaptığım Gibi Değil Dediğimi Yap:

En temel ve en etkili anne-baba yöntemlerinden birisi iyi örnek olmalarıdır. Onlara model olmak istediğimiz şekilde davranarak, çocuklarımızın yaşamında güçlü bir olumlu etki oluşturabiliriz. Kişiliğimizi oluşturan temel inanç ve değerlerimiz, günlük hareketlerimiz yolu ile iletilebilir. Eğer çocuk, fikirleri dinlenmiş ve onlara değer verilmişse genç de anne-babanın söylediği şeyleri daha çok dinleyecektir. Eğer ebeveynler çocuklarına aktif bir şekilde sözle ve davranışlarla sağlam değerler öğrenmişse, çoğu genç, yetişkin olduğunda aynı davranışları benimseyecektir. Ebeveynler olarak medyadaki ve çevredeki olumsuz etkilerden korumalıyız. Bunun yanı sıra hayatın meydan okumalarına karşı koyacakları değer yargıları ve beceriler geliştirmelerine yardım etmeliyiz. Davranışlar sözlerden daha anlamalıdır. Söylediğiniz sözlerden ziyade davranışlarınız kalıcı izler bırakır (sigara gibi).Anne-babalar hem olumlu hem olumsuz davranışlar için çocuğa örnek olabilirler. İyi örnekler göstererek uygun davranışlar için çocuğunuza model olun.


3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 16.10.2008 08:40


9- Özel İhtiyaçları Gözden Kaçırmak:

Her çocuk farklı güçler, zayıflıklar, ilgiler ve dayanıksızlıklar toplamından müteşekkildir. Hayat tecrübeleri ve doğal istidatlarının aracılığı ile çocuklar, aktiflik, utangaçlık, kendine güven, gerilimlere katlanma kabiliyeti derecelerinde ve diğer sayısız kişilik faktörlerinde farklıdırlar. Aktif olan bir çocuk spora teşvik edilebilir. Çekingen bir çocuğu zihinsel faaliyetlere yönlendirmek lazım, onu rahatsız eden spor ve toplum önünde konuşmaya zorlanmamalıdır.

a)Dikkat yetersizliği-Aşırı hareketlilik rahatsızlığı (ADHD): ADHD’li çocuklar dikkatsizlik ve aşırı hareketlilik gösterirler. Dikkat yetersizliği olan çocuklar genelde düzensizdirler ve okuldaki işlerini tamamlayamazlar. Bu çocukların çoğu, grup içinde arkadaşları ile olmak yerine birebir ilişki kurulan ortamlarda daha başarılıdırlar. ADHD’li çocuklar normalden daha fazla zeki olabilmekte, dolayısı ile evde veya okulda başarılı olamadıklarında çok büyük hüsrana uğramaktadırlar, zamanla okulla ilgilenmemeye başlayabilmektedirler. Bu çocukların okulu terk etme durumları yüksektir. Ve madde bağımlılığı, kanunlarla ilgili sorunları vardır. Çünkü güçlü bir kişilik geliştirme ihtiyacı olan bu çocuklar anne-babalarından, öğretmenlerinden ve yaşıtlarından olumlu bir ilgi görememektedirler. ADHD teşhisi konan çocuklar motivasyon, intizam ve olumlu takviyeye çok iyi tepki verirler. Görevlerine devam ettikleri ve uygun davrandıkları için onları ödüllendirmek gerekir.

b)Çocukluk depresyonu: Depresyon geçiren bir çocukta geri çekilme belirtileri uyku ve iştah değişiklikleri, sosyal ilişkilerdeki farklılaşmalar, gittikçe artan bir asabilik, uyuşukluk veya notlarında düşüklük depresyonlarını belli ederler. Çocukluk problemleri ve pek çok kaygı hastalığı ana-babaların çocuklarıyla açık bir iletişim kurmaya çalışmaları ve onlara güçlü bir koşulsuz sevgi vermeleri ile önlenebilir.

c)Öğrenme zorlukları: Öğrenme zorluğu bir insanın çevreden gelen bilgileri doğru şekilde anlama kabiliyetini veya beynin farklı bölümlerindeki bilgileri başarıyla birleştirmeyi etkileyen bir rahatsızlıktır. Öğrenme güçlüğü, algı problemi, alınan bilgileri beyinde organize edemeyişi, çabuk unutma, yazarken hatalı ve ağır yazar. Duygusal olarak, bezginlik, kendini güvensiz, değersiz ve kötü hissetme, yeterince zeki olmadığını düşünme, kavgacılık ve çabuk alınmadır. Bedensel yakınmalar (baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı) olabilir. Okula gitmekte isteksizlik gözlenebilir. Öğrenme zorlukları, yaşam boyu süren bir durumdur. Çoğu durumda okul işleri, günlük işleri, sosyal ilişkiler veya aile hayatı gibi çocuğun yaşamının pek çok yönünü derinden etkiler. Eğer çocuğun belirli bir alandaki performansı çocuğun IQ testinde verilen beklentileri ile uyuşmuyorsa, çocuk bir öğrenme zorluğu yaşıyor olabilir. Yapılması gereken çocuğun en iyi öğrenebileceği yöntemler üzerinde durulmasıdır.


3_DeMiR_4
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Vanuatu
Aktif Toplam Yazı : 787
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 16.10.2008 08:41


10- Eğlenceyi İhmal Etmek:

Çocuklara her zaman önem vererek onların içinde bulundukları durumdan zevk almasını öğretmek, gelecekte karşılaşabilecek pek çok probleme karşı koymalarına yardımcı olacaktır. Araştırmalar, günlük hayatında mizaha yer veren yetişkinlerin daha sağlıklı olduğunu göstermektedir. Onların bağışıklık sistemi daha dayanıklı olduğunda hastalıklara daha az yakalanmakta ve daha çabuk iyileşmektedir. Ebeveynler için çocuklarımızla anı yaşamanın bilincinde olmak bir maharettir. Anı yaşamak, her dakikayı değerlendirmek ve zamanı dolu dolu geçirmek anlamına gelir. Bu önümüzdekiler küçük şeyler bile olsa ondan zevk almanız demektir. Çocuklar bu kavramı,anne-babalarından, daha küçük yaşlarda iken öğrenmektedirler. Eğer sizi aktif olarak onlarla ilgilenirken veya belli bir anda yaptığınız şeyle görürlerse o ana yoğunlaşmayı öğrenirler. Bu onlara daha mutlu, memnun ve daha şevkli olmayı öğretecektir. Eğlence ve heyecan için küçük işler bile birer fırsat olabilir. Ev işlerini oyuna çevirmek veya avluyu süpürürken şarkı söylemek, mekanın ve anın nasıl yaşanabileceğini çocuklara öğretebilir. O anda nasıl mutlu olunabileceğini çocuğa öğretebilir. Böylece daha mutlu ve daha sağlıklı bir çocuğa sahip olacaksınız.(10 Hata-Dr.Kevin Steede)

BAŞARILI ANA-BABA-ÇOCUK İLİŞKİSİNİN KOŞULLARI

Ana-baba çocuklarını eğitirken, öncelikle gelişim evrelerini bilmeli ve çocuklarının içinde bulunduğu gelişim dönemini tanımalıdırlar. Başka bir deyişle çocuklarını tanıyarak işe başlamalıdırlar.

Ana-baba, çocuklarının kendi modelleri olmadığı gibi, kardeşlerinden ve arkadaşlarından bağımsız kendine özgü zeka ve kişilik özellikleri olan bir birey olduğu gerçeğinden hareket etmelidirler.

Anne ve babanın çocuklarına, uygun olan davranışın ya da neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretebilmeleri için, gerek kendi aralarında, gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli, tutarlı ve kararlı olmaları gerekir. Anne ve babanın güvenli bir çocuğa sahip olmaları için önce kendilerine sonra biribirlerine, ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir. Anne ve babalar çocuklarına çok iyi bir model olmalıdırlar. Ana-baba çocuğundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı, çocuğu hayal kırıklığına uğratacak, yaşının üstünde bir beklenti içine girmemelidirler. Çocuğun ilgi ve yeteneği onun yönlendirilmesinde esas alınmalı ana-babanın tutkuları dikkate alınmamalıdır.

Ana-baba, öncelikle çocuğunu bağımsız bir birey olarak kabul eden, ona sevgi ile yaklaşan ve olumlu ilişki kurmaya çalışan kişiler olmalıdırlar. Bilinmelidir ki sevgi temeline dayanan eğitim sağlam ve başarılı bir eğitimdir.

Anne ve baba öyle bir ortam hazırlamalıdırlar ki, çocuk sanki her zaman anne ve babası yanındaymış gibi kendini güvenli ve hiç yanında değilmiş gibi özgür hissetsin. Anne ve baba, çocuğunun kişiliğine saygı duyan,benlik saygısı üstün kişiler olmalıdır ki, çocuklarının benlik saygısı üstün olbilsin. Anne-babalar aşırı koruyucu yaklaşımdan kaçınarak çocuğun kendi kendini yöneten bir birey olmalarına fırsat vermelidirler. Kısacası, ana-baba çocuğa sevgi veren, girişim yeteneğini ve öz güvenini kazanabilmesi için onu destekleyen kişiler olmalıdırlar. Çocuğa yeterli düzeyde desteğin sağlandığı bu ortamda, ana-babanın sağladığı disiplin ve eğitimin nitelikleri olumludur. Böyle bir esnek ortanda çocuk, cesaretli ve topluma uyumlu bir insan olarak yetişir. Yaşamını yapıcı çaba üzerine kurmayı öğrenir.

İdeal ana-babayı tanımlamak zor olmakla beraber, başarılı ana-babalar, çocuğun ihtiyaçlarını sezen , onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoş görülü ve ya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan, davranışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuğun isteklerini dinleyen anne-babalardır. Yine başarılı ana-babalar çocuğun kendi kendisini denetlemesine ortam hazırlayan, çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren, olayların sonuçlarıyla onları baş başa bırakan, onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten, çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir.(H.YAVUZER Ana-Baba ve Çocuk)

Aşağıdaki veciz sözler Anne-babaların çocuklarını nasıl yetiştirmesi gerektiğini en iyi şekilde göstermektedir.

ÇOCUK YAŞADIĞINI ÖĞRENİR

Eğer Bir Çocuk:

Sürekli eleştirilmişse; Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Alay edilip,aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı öğrenir.

Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Hoş görü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir.

Desteklenip,yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir.

Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir.

Haklarına saygı duyularak büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir.

Güven ortamı içersinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir.

Kabul ve onay görmüşse; Kendini ve insanları sevmeyi öğrenir.

Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse;Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

DOROTHY NOLTE



[1] [2]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan