süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Chat Dünyası
   ^^^^GERÇEK SEVGİ!!!^^^^
 

NINAX DİNLENİLEN ŞARKILAR Forum başlığına yazı ekledi - (19:15:25)
NINAX NİNAX Forum başlığına yazı ekledi - (19:17:12)

Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:15


s.a-

GERCEK SEVGİ!

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

"İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."


sErApPp
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Bayan
Yurtdışı
Somali
Aktif Toplam Yazı : 11151
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:16


çok güzelll..................

gaigumi
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
42 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Avusturya
Aktif Toplam Yazı : 6
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:18


okumaya deger tsk

JiINN
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
29 yaşında / Erkek
Sincan
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 720
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:22


çok güsel ellerine sağlık..

sevda_yil
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
111 yaşında / Bayan
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 42
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:25


GERÇEK SEVGİ

\"Bebeğimi görebilir miyim\" dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağını açtığında şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu!
Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı.Bebeğin kulakları yoktu...Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği,sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu... Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; Ağlayarak
\"Büyük bir çocuk bana ucube dedi...\"
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı.Annesi, her zaman ona \"Genç insanların arasına karışmalısın\" diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu. Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;
\"Hiçbir şey yapılamaz mı?\" diye sordu.
Doktor \"Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir\" dedi.
Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası
\"Hastaneye gidiyorsun oglum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır\" dedi.
Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu:
\"Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir sey yapamadım... Bir şey yapabileceğimi de sanmıyorum\" dedi Babası, \"fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil...\"
Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi... Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; Kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.
\"Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu\" diye fısıldadı babası\"..ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?\"

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı degildir, ancak kalptedir! Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir...
Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!\"

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:34


s.a-



_______Söz Vermek

Bir müslüman. Bir ateşperest. Birlikte çalışıyorlar. Namaz vakti.
Müslüman:
-Namaz kılacağım. Namaz kılarken, bana ilişmiyeceğine dair söz verir misin?
-Veririm.
Namaz....
Bir müddet sonra... Ateşperest. İbadet zamanı...
-Şimdi sıra ben de, ben ibâdet ederken, bana ilişmiyeceğine söz verirmisin.
-Olur sana ilişmem... Rahatça ibâdetini yapabilirsin.
Fakat ateşperest ateşe tapmak üzere secdeye varınca, Müslüman hemen üzerine atılır. Sözünde duramaz.. Tam o esnada şöyle bir ses duyar:
- Söz verdiğin zaman sözünü yerine getir.
Bunun üzerine adama ilişmeden geri çekilir. Sonra ateşperest ibâdetini bitirdiğinde sorar:
-Evvela hücum ettin. Sonra niye vazgeçtin?...
-Allah`dan başkasına secde ettiğin zaman, dayanamadım, üzerine atıldım. Seni öldürmek istiyordum. Fakat tam o anda :
-Söz verdiğin zaman ahdini yerine getir, diyen bir ses, beni o teşebbüsümden alıkoydu.
Bunun üzerine mecûsi:
-Şimdi inandım ki, asıl ve gerçek ilâh senin Rabbindir. Kendi düşmanı için dostunu bile azarlıyor. İşte huzurunda müslüman oluyorum diyerek kelime-i şehâdet getirir


LeGeNd24
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
35 yaşında / Erkek
Merkez
Kahramanmaraş
Aktif Toplam Yazı : 1
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:37


cok uzun okuyamadım

YILGINKIRGIN
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Erkek
Merkez
Tokat
Aktif Toplam Yazı : 1
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:45


valla hem güldüm hem beğendim çok mütiş ya hepside allah razı olsun arkadaşlar

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:47


s.a-


oda iyi leGeN
şuna okumak istemedim desene

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
O dost ise yürekte serinlik var
O dost ise yürekte huzur var
O dost ise yürekte coşku var
O dost ise yürekte yürek var...

Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise..
İşte o zaman yürekte olana tarif yok..
İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok..
İşte o zaman yürekte olanı söylicek dil yok..
İşte o zaman O var..
ve O var ise..

fantazi_man
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
33 yaşında / Erkek
Kartal
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 1
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 17:54


ALTTA OKUYACAĞINIZ YAZI ALINTIDIR......



----------------------
Gerçek Sevgi
-------------------


Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir. Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz? Sevgi üç türlüdür.

Birincinin adı "EĞER" türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgi. Örneğin: eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. En çok rastlanan sevgi türü budur. Bir şarta bağlı sevgi. Karşılık bekleyen sevgi. Sevenini, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır.Evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone`ye gittin? diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba vaktiyle sende bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı. Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı. İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında. Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir. İlginç değil mi?.. İkinci türe geçiyoruz: "ÇÜNKÜ" türü sevgi. Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki. "Çünkü" türü sevgi "Eğer" türü sevgiye tercih edilir. "Eğer" türü sevgi bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW`si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi? "Çünkü" türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir. Japonya`da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişana bozup onu terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş... Toplumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü" türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği. Üçüncü tür: "RAĞMEN" diye adlandırdığım türdür. Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir şey olduğu için değil, bir şey olmasına rağmen sevilir. Güzelliğe bakar misiniz. Rağmen sevgi... Esmeralda, Quasimodo`yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "Rağmen" sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda`ya çingene olmasına "Rağmen" tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insani olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılanması şartı ile. Burada insanin, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin olursunuz? Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyorum. Şu soruma cevap verin: Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yaşamamın ve yararı var diye sormaz mıydınız? Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi?.. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?.. Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.. Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni "Rağmen" türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır. Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok.. Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?.. Açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede?.. Hepsi o... Dünyadaki en büyük kıtlık, "RAĞMEN" türü sevginin yeterince olmayışıdır...

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 18:20


s.a-



sevilenlerden OLMAK



Ramazan... Cuma günü... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek tük camiye
Girmekte. imam kürsüde... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır (a.S)
DA genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor.
Kürsüde imam sohbete başlıyor... Hızır ın yanına kırklarında bir Adam gelip
Oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta.

Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha
Uyuyacak. Hızır a.S. adamı dürtüklüyor:
-Uyuyacaksın, der.

Adam:
-Uyumam, beni rahat bırak.

Hızır a.S. Ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, Adam ha uyudu ha uyuyacak,
Bir daha dürtükleyerek:
-Uyuyacaksın dedim, der.

Adam:
-Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak
Yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında
Bir Tel bırakmaz.

Hızır a.S. Susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah`a yönelerek:
-Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim Kim olduğumu bildi. Bu nasıl
iştir ki bendeki listede bunun ismi yok.

Cevap gelir:
-Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var.
O ise benim sevdiklerimden...

Allah sevdiklerinden etsin... Sevmek, seviyorum demek bir iddia...
MEVLAM SEVDİĞİ KULLARINDAN EYLESİN İNŞAALLAH....

SELAMLARIN EN GÜZELİ İLE....


medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 21:12


s.a.

Siz ibret alın

--------------------------------------------------------------------------------

Birçok talebesi, dergahı olan bir zatı, talebelerinden biri, perişan halde, Bağdat`ta tellâliyelik yaparken görmüş. Acaba yanlış mı görüyorum diye, tekrar tekrar bakmış. Evet, gördüğü, o zat... Yanına varıp sormuş:
- Siz falan zat mısınız?
O zat cevap vermiş:
- Evet, sen de falancasın.
- Hocam söylemek mecburiyetinde değilsiniz, fakat çok merak ettim. Siz ne yaptınız da bu hâllere düştünüz?
- Bilin ki, siz ibret alın, bu hâllere düşmeyin. Bir gün evime misafir gelmişti. Yemekte balık vardı. Misafire ikram etmeden önce, balığın iyi taraflarını kendime ayırıp, kalanını, kılçıklı tarafını ona verdim. İşte başıma ne geldiyse bundan geldi...

Dinimizde, Müslümanın Müslüman kardeşini kendisine tercih etmesi gerekir. Her şeyin en iyisini ona vermesi lazımdır.

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4189
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 22:00


s.a


Hani Kardestik

--------------------------------------------------------------------------------

Biz Sizlerle Kardesiz Ey Zulm Altindaki Musluman Kardeslirimiz ´´
Sizler Zulm Gorurken Bizler Sefa Suruyoruz........
Sizler Acilariniza Aglarken Bizler Kahkahalarla Guluyoruz..........
Sizler Bir Ekmek Bulamazken Biz Yemek Begenmiyoruz ..............
Sizler Siginacak Bir Yer Ararken Bizler Sicak Ve Guvenli Yerlerde Keyf Yapiyoruz...........
Sizler Yatacak Yer Bulamazken Bizler Kustuyu Yataklarizda Gamsizca Yatiyoruz.................

Sizler Bizden Yardim Dua Isterken Bizler Sizlere Bir Dua Etmede bile Aciziz :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Iste Sizlerle Olan Kardesligimiz Din Kardesligimiz ;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;;
EYYYY MUSLUMAN UYANNNNNN UYANNNNN KARDESINE EN AZINDAN DUA ET

aycannn
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
42 yaşında / Bayan
Nalçacı
Konya
Aktif Toplam Yazı : 16
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 22:30


SELAM MEDAH ELLERİNE SAĞLIK

aycannn
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
42 yaşında / Bayan
Nalçacı
Konya
Aktif Toplam Yazı : 16
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 04.10.2006 22:31


SELAM MEDAH ELLERİNE SAĞLIK


[1] [2] [3] [4]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan