süper üye ol sınırsızca kullan


Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Genel
   Chat Dünyası
   İHTİYAR AMCA NEREYE KOŞUYOR.......????
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 17:43


s.a__

____İHTİYAR AMCA NEREYE KOŞUYOR.......????


_____İhtiyar Amcam nereye koşuyor.?
Kimileri hikâyeler anlattı, kimi hayallerini anlattı, kimide gerçekleri... işte şimdi okuyacak olduğunuz olay yaşanmış ve hala devam etmekte olan bir olaydır...

Hala hayranlıkla ve şaşkınla; biraz üzgün biraz sevinçli olarak başımdan geçen ve devam etmekte olan bir olayı sizle payşlaşmak istiyorum.

Benbir köyde imamım. Köy din seviyesi olarak maaelsef baya geride kalmış. köyde bir kaç namaz kılan insan var. yaklaşık bir sene geçti köyde herkesi tanır olmuştum. Bu olayı anlatmama sebep bir ihtiyardır. Yaşı 72 ...
bu ihtiyardan kim nerde bahsederse bahsetsin; "iğrenç, her türlü pisliği yapan, imansız, alnı secdeye varmamış, bir çok çocuğu tarafından ile iğrenç olduğu kabul edilen; Allah kitap bilmeyen bir ihtiyardı bu adam..."
Önyargı düşmanı olduğum için ben bu adama Amca diye hitap eder, gülümserim onu namaza camiye davet ederdim...
önce Cumalara alışan amcamız bir gün dediki "Hocam ben Rüyamda hacca gitmişim ordan çağırdılar" beni. ve benim Hacca gitmem lazım diyerek benim gerekli işlemleri yapmamı istedi. Hac müracaatında bulunduk vs. kısmet yedeğe çıktı.

Asıl herşey bundan sonra başladı...
Bir gün sabah ezanını okuyordum . Birde Baktım ki koşa koşa biri camiye doğru geliyordu, şaşırdım. sabah ezanı ve bir adam camiye koşa koşa geliyordu...
ve birde baktım ki bu bizim amcamız... tüylerim ürperdi.
Ya Rabbi dedim sen insana hidayet nasib edersen, işte böyle ezanı duyunca koşa koşa Camiye gelir hem de 72 yaşında olsada ....

Benim Amcam hala 5 vakit namaza gelir ve der ki Hocam ben evde ne durabiliyorum ne de yatabiliyorum... istiyorum ki ezan okunsun bende geleyim... bilmem ki camidemi kalsam hep...

bu onun sözleri sevgili kardeşlerim.
Ama benim vicdanım susmak bilmiyor... Ve diyorum ki sen ki senelerden beri namaz kılıyorsun... Kaç defa sabah ezanının duydun da KURTULUŞA koşa koşa gittin... Acaba ben sadece namaz kılmak için mi namaz kılıyorum... hemen o an bir söz geldi aklıma yakınlarımdan birinin sözü " ben namazda ağlamayınca namaz kıldığımı hissetmiyorum..." iyide ben bunun neresindeyim...
Ve yine merak ettim kardeşlerim... Kaç defa sabah ezanının duyup namaza koştunuz... ya da Gerçekten 72 yaşındaki, sonradan imanla tanışan, islamla tanışan amcam kadar bu namazın, bu dinin kıymetini biliyormuyuz...
Varın sorun vicdanınıza...

Yorumları size bırakıyorum...

Rabbim Yârimiz ve Yardımcımız olsun...
Selam ve Dua ile...



_xloverx_
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
29 yaşında / Bayan
Esenler
İstanbul
Aktif Toplam Yazı : 194
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 17:47


medahms yine ders almamız gereken şeyler yazmışsın saol..umarım bu yaşlı adam bize yön gösterir..herşey için tüm arkadaşlar adına teşekkür ederim..yazdıkların için...

KUM_ADAM
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
82 yaşında / Erkek
Seyhan
Adana
Aktif Toplam Yazı : 4039
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 17:51


çok mühim bir konu...ellerine sağlık. tşk ederiz...bencede düşünmemiz gerekli!!! :))

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 18:09


S.A_

NAMAZIN KERAMETİ


__

___Bediüzzaman Hazretleri, çocukluğundan beri namaza büyük ehemmiyet verir, gece kılınan teheccüt namazını bile ihmal etmezdi. Genç yaşlarında Mardin`e gelmiştir. Burada insanları tembel ve umursamaz görmüştü. Onları ilme ve çalışmaya teşvik ediyor ve büyük ilgi görüyordu.

Vali, bu durumdan rahatsız olmuştu. Arkasında siyasi bir amaç olduğunu düşünmüş ve onu şehirden çıkarmak istemiştir. İki jandarma çağırdı.

- Onu Bitlis`e gütüreceksiniz, dedi. Bediüzzaman`ın ellerini kelepçelediler ve yola çıktılar. Yolda namaz vakti girmişti. Jandarmalara :

- Şu kelepçeleri açın, namaz kılmak istiyorum, dedi. Jandarmalar, kaçabileceğinden korkarak kelepçeleri açmayı kabul etmediler.

Bunun üzerine Bediüzzaman, jandarmaların şaşkınlık dolu bakışları arasında demir kelepçeleri çözerek yere bıraktı. Yakınlarındaki pınardan abdest aldı ve namazını kıldı. Jandarmalar sadece seyrediyorlardı. Bediüzzaman, namaz kıldıktan sonra:

- Tamam, dedi. Benim işim bitti, şimdi kelepçeleri takabilirsiniz. Jandarmalar, Bediüzzaman`ın ellerine kapandılar:

-Biz şimdiye kadar sizin muhafızınız idik, bundan sonra hizmetkarınızız, diyerek Bitlik`e kadar ona saygıyla eşlik ettiler. Bu olay bir anda bütün bölgede duyuldu. Yıllar sonra :

- Kelepçeleri nasıl çözdünüz, diye kendisine sorulduğunda şöyle cevap vermişti:

- Ben de bilmiyorum. Olsa olsa namazın kerametidir.

`` Sen ki, bütün hayırların sahibisin, sen ki bütün güzelliklerin aslısın, bizi Senin yakınlığınla güzelleştir, Seni tanımamanın ve unutmanın çirkinliğinden kurtar bizi`` Amin

alpler
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
43 yaşında / Erkek
Gökçeada (imroz)
Çanakkale
Aktif Toplam Yazı : 8
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 18:23


sen ne çok hikaye seviyon seni masallarla büyütmüşler galiba biraz da gerçeklere bak bunlar hep rivayet bi de öyle güzel anlatıyon ki san ki ordaymışsın da o anları yaşamış sın büyük başarı

SARICOCUK
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
86 yaşında / Erkek
Yurtdışı
Tanzanya
Aktif Toplam Yazı : 2
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 18:58


tesekkur ederız ınsanı nefsıyle 5dk yanlız bıraktın

ve dusunmesını sagladın ıyı gunler klavyene saglık

menemenci
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
56 yaşında / Erkek
Çankaya
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 1
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 19:35


Yalandan kim ölmüş...

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 20:48


S.A:: alpler arkadaşım senin benle derdin ne önce onu açıklarmısın özelime yazıyorsun ses çıkarmadım tutup cinsellikle ilgili bir grup açsam dahamı hoşuna giderdi neden saygılı olmuyorsun ben sizin yazdığınız yazılara karışıyormuyum saygısızlık yapıyormuyum siz neden saygısızlık yapıyorsunuz sizi sizlere bırakıyorum yorumunuda sitedeki tüm arkadaşlara bırakıyorum.

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 21:06


S.A___NAMAZI SON ANAMI BIRAKIYORSUNUZ?? DİKKAT!!!

___Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ``Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılırmı?`` Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı. Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu. Ne oluyorsa, hep... namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, "Yine geciktirdim namazı." dedi kendi kendine. Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi. "Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana." dedi. Çok seviyordu onu ...Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki... hicabından renkten renge girerdi. O gün akşama kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde. Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi. Gözleri kapanır gibi oldu. "Ne kadar da yorulmuşum." dedi. Daldı gitti öylece.... Kıyamet kopmuştu. Mahşeri bir kalabalık vardı. Her yön insanlarla doluydu. Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu. Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu. Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için köşe taşı olmuşlardı. Ama mahşer meydanında ki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti. Hesap ve sorgu devam ediyordu. Bu arada onun ismini de okudular. Hayretle bir sağa, bir sola baktı. "Benim ismimi mi okudunuz?" dedi dudakları titreyerek..... Kalabalık birden yarılmış, bir yol olmuştu önünde. İki kişi kollarına girdi. Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi. Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü. Merkezi bir yere gelmişlerdi. Melekler her iki yanından uzaklaştılar. Başı önündeydi. Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden...." Şükürler olsun " dedi, kendi kendine ve devam etti; " Gözlerimi dünyaya açtım,Hep hizmet eden insanları gördüm. Babam sohbetlerden sohbetlere koşuyor, malını islam yolunda harcıyordu. Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu. Ben ise, hep bu yolda oldum. İnsanlara hizmete çalıştım. Onlara Allah`ı anlattım. Namazımı kıldım. Orucumu tuttum. Farz olan ne varsa yerine getirdim. Haramlardan kaçındım. "Kirpiklerinden aşağı gözyaşları dökülürken, "Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum." Diyordu. Ama bir yandan da "O`nun için ne yapsam az, Cennet`i kazanmama yetmez." Diye düşünüyordu.Tek sığınağı Allah`ın rahmetiydi. Hesap sürdükçe sürdü. Boncuk boncuk terliyordu. Sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu. Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi bekliyordu. Sonunda hüküm verilecekti. Vazifeli melekler ellerinde bir kağıt, mahşer meydanında ki kalabalığa döndüler. Önce ismi okundu. Artık ayakları tutmaz olmuştu. Neredeyse yığılıp kalacaktı. Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti. Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Kulakları yanlış mı duyuyordu? İsmi cehennemlikler listesindeydi. Dizlerinin üstüne yığıldı. Hayretten dona kalmıştı." Olamaaaazzzz " diye bağırdı. Sağa sola koşturdu. "Ben nasıl Cehennemlik olurum? Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum. Onlarla beraber koşturdum. Hep rabbimi anlattım." Diyordu. Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu. Vazifeli iki melek kollarından tuttu. Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak alevleri göklere yükselen Cehennem`e doğru yürümeye başladılar. Çırpınıyordu. Medet yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacak mıydı? Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü.."Hizmetlerim... Oruçlarım.... Okuduğum Kur`anlar......Namazım....Hiçbiri beni kurtarmayacakmı?" diyordu. Bağıra bağıra yalvarıyordu. Cehennem melekleri onu hiç sürüklemeye devam ettiler. Alevlere çok yaklaşmışlardı. Başını geriye çevirdi. Son çırpınışlarıydı. Resülullah, "Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler." Buyuruyordu. "Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?" diye düşünüyordu. " Namazlarım.....Namazlarım....Namazlarım." diye diye hıçkırdı. Vazifeli melekler hiç durmadılar. Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler. Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu. Son bir defa dönüp geriye baktı. Artık gözleri de kurumuştu. Ümitleri sönmüştü. Başını öne eğdi. İki büklüm oldu. Kollarını sıkan parmaklar çözüldü. Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi. Vücudunu birden bire havada buldu. Alevlere doğru düşüyordu. Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu. Başını kaldırdı. Yukarıya baktı. Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı. kendisini yukarıya çekti. Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı. "Siz de kimsiniz ?" dedi. İhtiyar gülümsedi: " Ben senin namazlarınım." "Neden bu kadar geç kaldınız ?Son anda yetiştiniz. Neredeyse düşüyordum."dedi.... İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; Başını salladı; " Sen beni hep son anda yetiştirirdin, ...hatırladın mı? Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı. Kan-ter içinde kalmıştı. Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı. Yatsı ezanı okunuyordu.Bir ok gibi yerinden fırladı. Abdest almaya gidiyordu. [ Ya kılmayanlar..!?]

cilekboy
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
29 yaşında / Erkek
Tuzluca
Iğdır
Aktif Toplam Yazı : 2709
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 17.07.2006 22:57


Yazanın eline okuyanın gözüne sağlık
A.R.O.

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 18.07.2006 13:11


s.a__

______ÖLÜMÜ ÖLDÜRDE GEL

_Ölümü Öldür de Gel...



Bir asker hayal et... Savaş meydanında... İki yanında iki derin yara var... Arkasında büyük bir aslan... Pençesini kaldırmış, her an vurabilir... Önünde bir idam sehpası, sevdiklerini asıp öldürüyorlar... Biliyor, sıra kendisine de gelecek... Bir yandan da yolculuk etmek zorunda, uzun bir yola gidiyor ister istemez... O çaresiz adam, korku içinde beklerken bir nurani adam geliyor... Diyor:

“Ümidini kesme... Sana iki tılsım öğreteceğim, güzelce kullanırsan arkandaki aslan senin emrinde bir at olur, biner gidersin... O idam sehpası da hoş bir salıncağa döner... Biner, keyif edersin... Bir de, sana iki ilaç vereceğim... Kullanırsan yaraların güzel kokulu güllere döner... Sana bir de bilet... Onunla, bir yıllık yolu bir günde gidersin, tıpkı uçar gibi... İnanmıyorsan bir dene, anlarsın...” Asker, bir parça denedi... Hak verdi o hayırlı adama...

Sonra sol tarafından başka biri çıkageldi... Şeytan gibi aldatıcı, sinsi, ayyaş bir adam... Yanında içkiler, süslü suretler, çekici görüntüler, ayartıcı fanteziler... Ona dedi:

“Arkadaş! Bizimle gel... Yiyelim, içelim, şu hoş şarkıları dinleyelim, çılgınca dans edelim... Gülelim, eğlenelim, kam alalım dünyadan...”

Baktı, askerin dudakları kıpırdıyor...

“Ne okuyorsun?” dedi.

“Bir tılsım” dedi asker.

“Bırak şu anlaşılmaz işi, keyfimizi bozmayalım...”

“Elindeki ne?”

“Bir ilaç.”

“At gitsin... Neyin var... Eğlenme zamanıdır...”

“Elindeki kâğıt ne?”

“Bir bilet... Yolculuk sırasında yayan ve aç kalmamak için...”

“Yırt gitsin! Şu güzel günde yolculuk nemize gerek!”

Buna benzer aldatıcı sözlerle onu kandırmaya çalıştı... O da ona aldanıp gidecekti ki, sağ tarafından gök gürültüsü gibi bir ses geldi:

“Sakın aldanma! O aldatan sersem herife de ki: Önce arkamdaki aslanı öldür... Önümdeki idam sehpasını kaldır... Bana acı veren yaralarımı tedavi et... Zorunlu yolculuğumu bitir... O zaman de, gel keyif sürelim... Yoksa sus! Ben, o Hızır gibi hayırlı adamı dinlemek istiyorum...”

Nasıl, güzel mi öykü... Bizim hayatımız aslında... O asker sensin... Yani insan... Aslan ise, eceldir... Her an gelebilir... İdam sehpası ise, ayrılıktır, ölümdür... Geceler gündüzleri izlerken sevdiklerin de gider bir bir... Sıra sana da gelecek... İki yara ise, sendeki acizlik ve fakirlik... Elin ermez, gücün yetmez... Neyin varsa emanet, senin hiçbir şeyin yok... Verilmiş, alınacak... İstersin, ama yaratamazsın... Yolculuk ise, ruhlar âleminde başlar... Dünyadan, çocukluktan, ihtiyarlıktan geçer... Sonra kabir, berzah, haşir, sırat, ahiret... Zamanı durduramazsın... Gitmek zorundasın...

İki tılsım ise, Allah’a iman, ahirete iman... İmanı olana ölüm güzel gelir... İnsanı cennete götüren, sevdiklerine kavuşturan bir binek olur... Ölümün hakikatini bilenler ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler... Zamanın geçmesi olgun mümini korkutmaz... Yalnız ayrılık görmez o... Sinema makinesi gibi dönen dünya yeni manzaralar gösterir ona... Güzellikler tazelenir... Keyif veren sahneler birbirini izler... Gidenler yok olmadılar, bilir... Yerine gelen var... Çünkü yapan, yaratan bakidir, kalımlıdır, yine yaratır...

Öbür ilaç ise... Biri, sabır ile Allaha tevekkül etmek... Elinden geleni yaptıktan sonra sonsuz merhamet sahibine güvenmek, dayanmak... Tıpkı annesine koşan bir bebek gibi, Allahın rahmet kucağına sığınmak... İkinci ilaç, verilen nimetlere şükürdür... Çalışmasının sonucuna kanaat ederek Allahtan istemek... Yalnız ona minnet duymak... Allaha karşı kendini sonsuz fakir hissetmek...

Kaldı bilet... O bilet ise, başta namazdır... Sonra öbür buyruklar... Bir de, büyük günahlardan uzak durmak... Kuran’ın dediklerini yapmak ebediyete giden yolda bize lazım... Işıktır, azıktır, binektir onlar...

Şimdi düşün! Beş vakit namazı kılmak pek kolay... Yedi günahı terk etmek gayet hafif... Ya sonuçları... Neticesi, meyvesi, faydası... Sana sonsuza kadar lazım...

Birileri seni günaha davet ederse, de onlara: “Benim sonsuza uzanan arzularım var, sen tatmin edebilir misin? Manevi yaralarıma deva bulabilir misin? Ölümü öldürebilir misin? Kabir kapısını kapatabilir misin? Uzun bir yola gitmek zorundayım, durdurabilir misin? Elinde bir çare varsa, söyle... Yoksa sus! Bak, Kuran kâinatı okuyor... Ben, onu dinlemek, o nur ile nurlanmak, bu dünyada huzur bulmak, öbür dünyada kurtuluşa ermek istiyorum...”

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 18.07.2006 16:04


s.a__

peygamber efedimiz (s.a.v) bir gün sabah namazına giderken bir cocuk görmüş namaza gitmek için koşan ve durdurmuş cocugu somuş? senin yaşın daha küçük namaz kılmak için,çocugun cevabı ise:dün burda bir cocuk öldü o benden daha küçüktü...
--------------------------------------------------------------------------------

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 25.08.2006 20:24


S.A



ÖLÜMÜN NEZAMAN NERDE VE HANGİ SAATTE GELECEĞİ BELLİ OLMAZ ONA GÖRE HAZIR OLMAMIZLAZIM

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 26.08.2006 00:52


Bazı Öğütler !
Gençliğini eğlenmekle tüketen, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir.
Kibir, yüksek adamı alçaltır.
Yetimlere kefil ol, Peygambere komşu olursun.
Sabır er kişilerin ahlakıdır.
Her iyilik ve kötülüğün karşılığı vardır.
İyilik yap ama başa kakma.
Cennet ucuz değildir, cehennemde pahalı değildir.
Ne halde olursan ol Allah`tan kork

hasan611
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
45 yaşında / Erkek
Aslanapa
Kütahya
Aktif Toplam Yazı : 5
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 27.08.2006 00:10


Namazı Kılmayanın Hali
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allahü teâlâ onbeş sıkıntı verir. Bunlardan Altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü kabirden kalkarkendir.

Dünyada olan altı azap:

Dünyada çekeceği azaplar:

1- Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz.
2- Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği, sevimliliği kendine kalmaz.
3- Hiçbir iyiliğine sevap verilmez.
4- Duâları kabûl olmaz.
5- Onu kimse sevmez.
6- Müslümanların birbirlerine yaptıkları iyi duâlarının buna fâidesi olmaz.

Ölürken çekeceği azaplar:
1- Zelîl, kötü, çirkin can verir.
2- Aç olarak ölür.
3- Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.

Mezarda çekeceği acılar:
1- Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer.
2- Kabri Cehennem ateşi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar. Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez.
3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.

Kıyâmette çekeceği azaplar:
1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanından ayrılmaz.
2- Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar.
3- Hesâbı çok çetin olup, Cehenneme atılır.)
Namaz kılmayanın ömründe, bereket olmaz. Ömründe, hayır ve menfaat görmez. Ömrü çeşitli hastalıklarla, sıkıntılarla geçer. Ma`nevî huzûru olmaz. Sahip olduğu dünyalıklar onu rûhî sıkıntıdan kurtaramaz.



[1] [2]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan