Arama
  • Gelişmiş Arama
  • Standart Arama

Hızlı Arama
  • Son 25 Bayan
  • Son 25 Erkek
  • Online Bayanlar
  • Online Erkekler
  • Bugün Doğan 25 Bayan
  • Bugün Doğan 25 Erkek
  • Arkadaş Listem
  • Engelleme Listem
  • Forum Ara
  • Takip Listem
  • Yeni Grup Aç
  • Gruplarımı Göster
  • Grup Kategorileri
  • Grup Ara
  • Yardım

Grupları Listele
  • Alfabetik Sırada
  • Açılış Tarihine Göre
  • Üye Sayısına Göre
  • Yazılan Mesaj Sayısına Göre
  • Profilimi Göster
  • Üyelik Bilgilerimi Değiştir
  • Özelliklerim
  • İstatistiklerim
  • Üyeliğimi Uzat

Profilimi Güncelle
  • Temel Bilgiler
  • Fotoğraf Ekle / Düzenle
  • Benim Durumum
  • Ne Arıyorum
  • Fiziksel Özelliklerim
  • Yaşam Tarzım
  • En Sevdiklerim
  • Kişilik Özelliklerim

Profil Ayarlarım
  • Ayarlarım


Artık Üye Fotoğraflarını
Oyluyoruz
Şu an sizin fotoğraflarınız
oylanıyor olabilir!
Üyelerimizden Gelenler
Arkadas.Com ' un pekiştirdiği dostluklar
LaVinYaDan-Nagmele® Grubu
Devamı için tıklayınız

 
F o r u m

   Tüm Forumlar
   Yaşam
   Din ve İnanç
   MÜTHİŞ BİR HİKAYE...
 


Bu yazıya sizde mesajınızı ekleyebilirsiniz
Gönderen Mesaj
pretty_girl
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Bayan
Yurtdışı
Sri Lanka
Aktif Toplam Yazı : 239
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 21:25



Bebeğimi görebilir miyim?"
dedi yeni anne...
Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne,
bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve
şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden
doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları
yoktu...
Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece
görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.
Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul
dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu...
Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığı idi
Ağlayarak: "Büyük bir çocuk bana ucube dedi..."
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü.
Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı.
Annesi, her zaman ona "Genç insanların arasına karışmalısın" diyordu,
ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu... Delikanlının babası, aile doktoruyla oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;
- "Hiçbir şey yapılamaz mı?" ]diye sordu.
Doktor : - "Eğer bir çift kulak bulunabilirse,organ nakli yapılabilir"
dedi.
Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya
başlandı.
İki yıl geçti bir gün babası:
- "Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır..."dedi.
Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni
görünümüyle psikolojisi de düzelen genç,okulda ve sosyal hayatında büyük
başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçti, bir gün babasına gidip sordu:
- "Bilmek zorundayım, bana
bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım..."
Bir şey yapabileceğini sanmıyorum" dedi babası,
"Fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil..."
Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı
geldi...
Hayatının en karanlık günlerinden birinde,annesinin cenazesı başında
babasıyla birlikte bekliyordu.Babası yavaşça annesinin başına elini
uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu...
- "Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu" diye fısıldadı babası...
- "..ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?"
GERÇEK GÜZELLİK FİZİKSEL GÖRÜNÜŞE BAĞLI DEĞİLDİR, ANCAK KALPTEDİR! GERÇEK MUTLULUK, GÖRDÜĞÜN ŞEYDE
DEĞİL, ASIL GÖRÜNMEYEN YERDEDİR...

ceren_selin_18
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
30 yaşında / Bayan
Cihanbeyli
Konya
Aktif Toplam Yazı : 1
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 21:32


cok güzel bi hikaye ve cok dogru ellerine saglik pretty_girl :)

gurbalcin
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
34 yaşında / Erkek
Yenimahalle
Ankara
Aktif Toplam Yazı : 44
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 21:39


bu hıkayeyı daha once okumustum .canım anneler bır tanedır...saol güzel_kız

suleyman20
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Isparta
Aktif Toplam Yazı : 67
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 21:57


ağlarsa bir anam ağlar gerisi yalan ağlar
kardeş sağol cok güzel bir yazı
derinden etkileyici
ne desem yalan duygular yazıyla anlatılmıyor
sadece eelir,ne sağlık

broker16
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
54 yaşında / Erkek
Merkez
İçel
Aktif Toplam Yazı : 9
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 22:10


HİKAYE COK GÜZEL LAKİN GÜNÜMÜZ DE BAZILARI HALA DIŞ GÖRÜNÜŞE ÖNEM VERİYOR.
CENABI ALLAH BEN SIZIN KALBINIZE BAKARIM DIYOR

pretty_girl
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Bayan
Yurtdışı
Sri Lanka
Aktif Toplam Yazı : 239
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 22:22


Çok haklısın broker günümüzde dış görünüm iç güzelliğin önemini sollamış durumda... Fakat bu konuda ben hiç endişe etmiyorum...Çünkü bir insanın iç güzelliği dışına yansıyor hatta yüzündeki nur gözünü öyle kör ediyorki fiziki kusuru varsa bile sen görmüyorsun...

broker16
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
54 yaşında / Erkek
Merkez
İçel
Aktif Toplam Yazı : 9
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 20.04.2006 22:31


haklısın ben dış görünümden hep kaybettım

suleyman20
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Isparta
Aktif Toplam Yazı : 67
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 21.04.2006 00:36


bide gelde bana sor
sanki canavarız be

pretty_girl
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Bayan
Yurtdışı
Sri Lanka
Aktif Toplam Yazı : 239
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 22.04.2006 01:06


Yapmayın arkadaşlar kaybettiğiniz şey nedir ya??? Biraz düşünün bakalım!!! Eğer kaybetmekten kastınız sizi sırf dış görünüşünüz yüzünden bırakan bir kişiyse bırakın gitsin asıl durması size zarar verir...Ona sadece güle güle denir...Yok eğer dış görünüş değilde yaşam tarzınızdan ötürü bıraktıysa (yaşam tarzından kastım kişiden kişiye değişebilir benim ifade etmek istediğim şey tam olarak şu : Allah`ın yolunda ilerlemek ona layık kul olabilmek) o halde kendinize çeki düzen verin...Gereksiz bir takıntı bence bırakın kaybeden üzülsün...

FaLKoM
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
34 yaşında / Erkek
Meram
Konya
Aktif Toplam Yazı : 2
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 24.04.2006 01:00


Arkadaşım Saol ya.. harbiden içim burkuldu yüreğim acıdı.. gecemin içine ettin ama olsun.. ellerine sağlık.. umarım hayatta herşey dediğin ve dilediğin gibi olur..
Sevgilerle Akif.

broker16
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
54 yaşında / Erkek
Merkez
İçel
Aktif Toplam Yazı : 9
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 24.04.2006 12:11


davranışlardan deyıl görünüşten dolayı.ellahdüllah inacım bıraz saglamm oldugu icin umursamıyorrum
bana hıc kımse dost olmasada dost olarak Allah yeter.beni asıl üzen kendini dindar zannedenlerın bu hatayı yapması.

kizilhan1
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
32 yaşında / Erkek
Merkez
Denizli
Aktif Toplam Yazı : 339
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 24.04.2006 19:21


HANİ BİR GECE ISSIZ GELSEM RÜYALARINA
GİRSEM O TATLI HAYAALİNE
SONRA SARILSAM SANA
DOYA DOYA
ANAM ANAM GARİP ANAM SÖLE ŞİMDİ....
HÜZÜNLENİRDİN BELKİ
BELKİ MUTLULUK GÖZ YAŞALARI
ANNEM SANA HİÇ LAF ETTİRMEDİM ETTİRMEMDE
EDENEDE CEVABINI VERİRİM
AMA BİLKİ ANNEM
BUNU ONUN ANNESİNE KÜFÜR EDEREK DEĞİL
SENİN KEMİKLERİNİ SIZLATARAK
SENİN CANINI YAKARAK DEĞİL ANNEM.....

GECEN GÜN ANNE KAVRAMINI UNUTAN BİR KAÇ ARKADAŞA SİTEM OLARAK YAZDIM BU ŞİİRİ
ÇÜNKÜ YAPILAN AYIP BÜYÜKTÜ
İLK DEFA İÇİNDE ÖFKE OLUŞTU BELKİ
İLK DEFA BU KADAR KIZDIM BİR OLAYA...
AMA UNUTAMDIK ANNE SEVGİMİZİ VE HER SABAH KALKTIĞIMIZDA YÜZÜNE BAKTIMIZ ANNEMİZİ....

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 28.04.2006 17:27


Sabir ve Hastalik
ÜCÜNCÜ BÖLÜM - SABIR VE HASTALIK

Allah´in azabindan kurtulmak, O´nun sevap ve rahmetine nail olarak cennetine girmek isteyenler, nefislerini dünyaya ait azgin arzulara kapilmaktan alikoymali, hayatin sikintisi ve musibetlerine karsi sabirla katlanmalidirlar.

Nitekim ulu Allah (C.C)


"Allah sabredenleri sever" buyuruyor. "

(Al-i Imran Suresi, 146)


Sabir bir kac türlüdür:

Allah´in emirlerine uymakla sabretmek (sebat). Allah´in yasaklarindan uzak furmada sabretmek (direnmek), musibete, bilhassa ilk sok aninin sarsintisina karsi sabretmek (katlanmak).

Allah´in buyruklarina uymakta (itaatte) sabir gösterene Allah, Kiyamet günü cennette, her biri gök arasi kadar olan ücyüz derece verecektir.

Allah´in yasaklarindan uzak durmada sabir gösterenlere Allah, Kiyamet günü, her biri yedinci yerle yedinci gök arasi kadar olan altiyüz derece verecektir.

Allah´dan gelen musibetlere sabirla katlananlara Allah, Kiyamet günü her biri Ars ile yeryüzü arasi kadar olan yediyüz derece verecektir.


HIKAYE

Anlatildigina göre Zekeriyya (A.S) bir gün yahudilerden kacar, onlarda ardina düserler. Iz sürücüler kendisine yaklasinca kalin dalli bir agac görür.

"Ey agac yarilda beni icine al" diye yalvarir. Bu sirada acilan agac Hz.Zekeriyya (A.S),yi gövdesine aldiktan sonra tekrar kapanir.

Derken iblis ortaya cikar, iz sürücülerini iri gövdeli agacin yanina getirir, bir testere ile agaci keserek Hz.Zekeriyya (A.S),nin ölmesini saglamalarini söyledi. onlarda iblis,in dedigi gibi yaparlar.

Hz.Zekeriyya (A.S Allah´a degil, agaca sigindigi icin bu yanlis tutum, helakine yol acar ve testereyle ikiye bölünür.


Nitekim Peygamber´imizden (S.A.V) gelen bir rivayette:

Ulu Allah (C.C) söyle buyurur:

"Basina bir bela geldigi zaman bana siginan kulun, daha o hic bir istekte bulunmadan, diledigi yerine getirir ve daha yalvarmadan duasini kabul ederim. buna karsilik basina bir bela geldigi zaman bana degilde varliklardan birine siginan kulun yüzüne bütün gökyüzü kapilarini kitlerim." demistir.

(hikayeye devam edelim) Testerenin disleri beynine gecince Hz.Zekeriyya (A.S) feryadi koparir. bunun üzerine kendisine söyle seslenilir:

"Ey Zekeriyya! Allah sana söyle buyuruyor":

"Niye belaya sabretmiyorsunda "ah" diyorsun. Eger bu sözleri ikinci sefer tekrar edersen adini Peygamberler defterinden silerim."

Bu agir ihtar üzerine Hz.Zekeriyya (A.S) agzindan hic bir feryad ifadesi kacmasin diye dudaklarini isirir, iki parcaya bicilinceye kadar sabreder.

Akli basinda olan kimse sikayetci olmaksizin, basina gelen belaya sabretmeli, dünya ve ahiret azabindan kurtulmalidir. zira belalarin (Imtahanlarin) en cetini ile Peygamberler ve veliler karsilasir.

Cüneyt-i Bagdadi (Rahimallahu Aleyh) der ki:

"Bela, ariflerin kandili, müridlerin uyaricisi, müminlerin silahi ve gafillerin helak olma sebebidir. Basina bela gelip de hosnutluk ve sabir göstermedikce hic kimse imanin tadina varamaz "

Nitekim Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:

"Bir gece hastalanilip da Allah (C.C)´tan gelen aciya gönül hosnudlugu ile katlanan kimse, anasindan dogdugu gibi günahlarindan arinir. O halde hasta oldugunuz zaman iyilesmeyi temenni etmeyiniz."

Dahhak der ki: "her kirk gecede bir basina ya bir bela ya bir keder veya bir musibet gelmeyen kimsenin hesabina, Allah (C.C) katinda hic bir hayir yazilmaz"

Muaz Ibni Cebal (R.A) der ki:

"Allah bir kulun basina bir hastalik verince sol yanindaki melege "Cek ondan kalemi", sag yanindaki melege de "bu kulumun hesabina yapageldigi amellerin en iyilerini yaz" diye talimat verir.

Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyuruyor:

"Bir kul hastalaninca Allah ona iki melek göndererek:

"Bakin bakalim, kulum ne diyor" diye talimat verir. Eger hasta "Elhamdülillah" derse bu sözü melekler tarafindan Allah´a ulastirilir - O, zaten bilirya! - O zaman Allah buyurur ki:

"Bu kulumun eger canini alirsam onu kesinlikle cennet,e yerlestirecegim ve eger ona sifa verirsem etini daha semiz etlerle, kanini daha yarayisli bir kanla degistirecegim gibi günahlarinida muhakkak silecegim."

HIKAYE

Israilogullari arasinda bir fasik vardi, fasikliktan bir türlü vazgecmiyordu, günün birinde beldesinin halki ondan iyice bikti, koyuldugu o kötü yoldan onu vazgectirmekten ümitler kesilince ondan kurtulmak icin Allah´a yalvardilar.

Allah (C.C) Hz.Musa,ya (A.S) vahyetti ki:

"Israilogullari arasinda bir delikanli var, onu beldelerinden sür ki, onun kötülügü yüzünden üzerlerine ates yagmasin"

Hz.Musa,da (A.S) o beldeye vararak delikanliyi sürdü. Delikanli beldesinden cikarak bir köye sigindi. Bunun üzerine Allah´dan o köyden de onu kovma emrini alan Hz.Musa (A.S), delikanliyi yeni yurdundanda cikardi.
Ikinci sefer sürgüne cikan delikanli bu defa insansiz, bitkisiz, vahsi hayvansiz ve kus ucmaz bir magaraya sigindi. Bu ipissiz magarada yanliz kendisi ile basbasa kalan delikanli cok gecmeden hastalandi, yaninda bakacak kimsesi yoktu.
Topragin üstüne yigildi, basinida yere koydu. Bu acikli durumda dudaklarindan söyle mirildandi:

Annem basucumda olsaydi, halime aci ve zilletime aglardi. Babam yanimda olsa yardimima kosar, basimin caresine bakardi. Karim burada olsa ayriligimizin acisina aglardi....Cocuklar yanimda olsalar, cenazemin arkasindan gözyaslari döker ve "Allah´imiz! Garip, zavalli, günahkar, beldesinden yabanci bir köye sürülmüs orada da barindirilmiyacak issiz bir magarada da dünyadan ayrilarak ümitsiz bir ahiret yolculuguna cikmak üzere olan babamizi sen af eyle" diye dua ederlerdi.

"Allah´im! Beni ana - babamdan, evladimdan, karimdan ayri düsürdün, fakat rahmetinden mahrum etme. Onlarin acisi ile kalbimi yaktin, fakazt günahima karsilik beni atesinde yakma."

Delikanlinin bu acikli yalvarmalari üzerine Allah, delikanliya anasi ve karisi kiliginda birer huri, cocuklarinin kiligina girmis genc melekler ve babasi kiliginda da bir melek gönderdi. Gelen huri ve melekler yanbasina oturarak üzerine agladilar. Delikanli da "Iste ana - babam, karim ce cocuklarim, sonunda bana gelmisler" diyerek ölcüsüz bir sevince boguldu, gönlü feraha kavusarak günahtan arinmis ve affa ugramis bir halde Allah´in rahmetine kavustu.

Bunun üzerine Allah (C.C) Hz.Musa (A.S),ya bildirdi ki: "Filan yerdeki falan kuytu magaraya git, orada velilerimden bir veli öldü, yanina var, ona karsi yapilacak görevleri bizzatyürüterek ölüsünü defnet"

Allah´in bu talimatina uyan Hz.Musa (A.S) kuytu magaraya varinca Allah´in emri ile önce kendi beldesinden ve sonra sürgün olarak yasadigi köyden kovdugu delikanlinin ölüsü ile karsi karsiya oldugunu ve cenazesinin cevresini melekler ile hurilerin tuttugunu görür.

O zaman Hz.Musa (A.S) Allah´a:

"Allah´im Bu ölü, senin emrin uyarinca beldesinden ve sürgün yerinden kovdugum delikanli degilmi" diye sorar. Ulu Allah Hz.Musa (A.S),ya cevap verir:

"Evet ya Musa, fakat sonra ben onu rahmetimin semsiyesi altina alarak affettim. Cünkü toprak üzerinde uzanmis, yatarken bana yakardi. Memleket, ana-baba, es ve cocuk hasretine katlandi. Ona son nefesinde gurbetteki acikli durumunun elemine katilsinlar diye son nefesinda anasi ve esi kiliginda birer huri, babasi ve cocuklari kiliginda melekler gönderdim. "Bilirsin ki bir garip öldügü zaman yer ve gök ehlinin hepsi onun icin yas tutarlar. Ben merhametlilerin en merhametlisi iken ona nasil acimazdim"

Garip bir kimse komaya girdigi zaman Allah (C.C) meleklerine buyurur ki:

"Ey meleklerim! Bu adam gariptir, yolcudur, coluk-cocugundan, esinden ana-babasindan ayri düstü. Ölünce arkasindan aglayacak, yasini tutacak bir kimse yoktur"

Arkasindan Allah (C.C), meleklerin birini babasi kiliginda, bir baskasini cocugu kiligina, bir digeri yakin akrabasindan birisi kiligina koyar. bunlar son nefesinde yanina varirlar. Garip hasta gözlerini acar, ana-babasini, esini görür, yüregi rahatlar. ruhunu huzur ve sevinc icinde teslim eder. Daha sonra cenazesi yola cikarildigi zaman, melekler onu ugurlar ve mezari basinda Kiyamet gününe kadar dua ederler.

Iste ulu Allah´in (C.C) "Allah´in kullarina karsi lütuf sahibidir" ayet-i celilesinin tecellilerinden birisi de budur.

Ibni Ata (Rahimehullahu Aleyh) der ki:

"Kulun gercek mümin olup olmadigi bela ve ferahlikla karsilastigi anlarda belli olur. Ferahlik günlerinde sükredip bela günlerinde sizlanan kimse, (kulluk ve müminlik iddiasinda) yalancidir.

"Eger bir kimse bütün insanlarin ve cinlerin bilgisini nefsinde toplamis olsada üzerine dogru bela rüzgari estigi zaman basina gelenlerden ötürü aciktan aciga sikayet ederse, ilminin ve amelinin ona hicbir faydasi yoktur"

Nitekim bir Hadis-i Kudsi´de söyle buyurulur:

"Benim takdirime razi olmayanlar ve benim verdigime sükretmeyenler benden baska bir Rabb arasinlar"



Vehb Ibni Munebbih (Rahimehullahu Aleyh)´in anlattigina göre Peygamberlerden biri elli iyl Allah´a (C.C) ibadet etmis. Allah (C.C) da ona: "seni affettim" diye bildirmis. Peygamber de bu bildiriye karsi: "Allah´im, (C.C)hic bir günah islemedim ki neyimi affediyorsun" demis.

Bunun üzerine Allah (C.C) boyun damarlarindan birine hizla atmasini emretmis. Peygamber o gece uyuyamamis. Gün agardigi zaman sabah melegi yanina gelince boyun damarinin hizli atisindan ötürü cektigi rahatsizliktan ona yakinmis. O zaman melek ona söyle demis.

"Allah´in (C.C)sana diyor ki elli senelik ibadetin sevabi boyun damarindan sikayet etmenin günahini bile karsilayamaz".




medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 28.04.2006 17:32


RIYAZET VE NEFSANI SEHVET

Ulu Allah (C.C) Hz.Musa,ya (A.S) bildirdi ki:

"Ya Musa! Eger benim sana sözümün, diline, icinden gecenlere ruhunun bedenine, görme gücünün gözüne ve isitme gücünün kulagina olan yakinligindan daha yakin olmami istiyorsan Muhammed´e (A.S.A) cok selat-ü selam getir"

Nitekim ulu Allah (C.C) söyle buyurur:


"Herkez yarin ne gönderdigine (Kiyamet günü icin ne amel isledigine) baksin" "

Kur´an-i Kerim / Hasr Suresi 18


Ey insan! Bilmelisin ki, kötülügü israrla emreden nefis, sana Iblis´den daha düsmandir. Seytan, ancak nefsin heva ve azgin istekleri yolu ile senin üzerinde baski kurabilir. Nefsin seni asiri amellere ve dayanaksiz kuruntularla aldatmasin.
Cünkü gamsizlik, gafler, vurdumduymazlik, rehavet düskünlügü, tembellik ve miskinlik nefsin karakteristik özelliklerindendir. Her zaman egri hedefleri ileri sürer, onun her seyi kof ve dayaniksizdir.
Ondan hosnut olup dedigine uyarsan mahvolursun, onu bir an kontrol ve hesabindan kacirirsan batarsin, ona karsi gelmeyi basaramayip arzularina boyun egersen seni cehenneme götürür. Hayra yöneltilemez belalarin basi, rezilliklerin kaynagi, seytanin hazinesi, her türlü kötülügün siginagidir. Onu ancak yaraticisi bilir.

Allah (C.C) söyle buyurur:


"Allah´dan korkunuz. Cünkü O, (iyi-kötü) yaptiginiz her seyden haberdardir"

Kur´an-i Kerim / Hasr Suresi 18


Kul, Ahiret hazirligi yolunda kullanip kullanmadigi nokta nazarindan ömrünün geride kalan kismini degerlendirse, bu düsünme ametiyesi kalb hesabina bir temizlenme firsati olur.

Nitekim Peygamber`imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

— "Bir saat düsünmek, bir yillik nafile ve cahilane olarak yapilan) ibadetten daha hayirlidir"
(Ebu`l - Leys`in Tefsirinden böyle beyan edilmis­tir.)

Akli basinda olanin geçmis günahlarina tevbe etmesi, Ahirette kendisini kurtarip saadete ulastiracak seyler üzerine düsünmesi, asiri emelleri gemlemesi, zaman geçirmeden tevbe etmesi. Allah`i zikretmesi, yasaklardan kaçinmasi, nefsine kürsi direnme; ve onun azgin arzularina boyun egmememesi gerekir.
Nefis bir puttur, nefsine boyun egen puta tapmis olur. Allah`a ihlasla kul olanlar. sirf O`na kulluk etmeyi basaranlar, nefislerini yenen kimselerdir.

Rivayet edilir ki. Malik Ibni Dinar (rahimullahu) bir gün Basra çarsisinda gezinirken gözü incire takisir, cani çeker. Yaninda parasi olmadigi için ayagindaki terligi çikararak bakkala verir, "karsiliginda bana incir ver* diye teklif eder. Terligi gözden geçiren bakkal "bu hiç bir sey etmez" der. Malik de geçer, gider.
Bakkala "bu adami taniyormusun" diye sorarlar, bakkal "hayir" der, ona "bu adam Malik Ibni Dinar`dir" derler.
Bunun üzerine bakkal bir tabaga incir doldurarak kölesinin basi üzerine yerlestirir ve "su ilerde yürüyen edam bu incir tabagini senin elinden almayi kabul ederse seni azad edecegim" der.
Köle Malik`in pesinden kosar, yetisince ona bu incir dolu tabagi benim elimden almayi kabul buyur der, Malik reddeder. Bunun üzerine köle "Kabul etmen benim azad edilmemi saglayacakti" der. Malik köleye "senin azad edilmeni saglayacak ama benim de azaba carpilmamin sebebi olacak"
Kölenin israr etmesi üzerine, Malik ona "incir karsiliginda dinimi satmamaya ve kiyamet gününe kadar incir yememege yemin ettim" diye karsilik verir.


Yine anlatildigina göre Malik ibni Dinar (rahimullahu) ölümü ile nihayetlenen son hastaligi sirasinda cani, icine sicak cörek dogranmis bir bardak balli süt ister, hizmetciistediginiona bulup getirir.
Malik sütü eline alir, bir müddet ona bakar ve "Ey nefs! Otuz sene sabrettin, simdi bir saat ömrün kaldi" diyerek bardagi yere atar. Böylece nefsinin istegine karsi direnerek karsi verir.

iste Peygamberlerin, velilerin, dogrularin, halk asiklarinin ve dünyaya aldanmayanlarin halleri budur.



Süleyman ibni Davud (A.S) "nefisne hakim olan kimse, tek basina bir sehir fetheden bir komutandan daha kahramandir" der.


Hz.Ali (Kerremellahu vechehu) der ki:"Nefsimle ben, koyun sürüsü ile cobana benzeriz. Coban sürüyü hangi taraftan birlestirse diger taraftan dagilir. Nefsini öldüren kimse rahmet kefenine sarilarak seref ve mükafat topragina gömülür. Bunun tersine kalbini öldüren kimse lanet kefenine sarilarak azab tapragina gömülür."


Yahya ibni Muaz Er Razi (rahimullahu) der ki, "Allah (C.C)´in emirlerine uyarak ve nefsinin azgin arzularina karsi koyarak nefsinle cihad eyle." Riyazet, az uyumak, az konusmak, canlilari incitmemek ve az yemektir.
Cünkü az uyku, irada kararligi saglar, az konusmak, bir cok belalari önler, canlilari incitmemek insanin amacina ulasmasini kolaylastirir, az uyku nefsin azgin arzularini öldürür.
Cok yemek kalbi katilastirir, nurunu giderir, hikmetin nuru aclikla bagdasir. Oburluk, ulu Allah (C.C)´dan uzaklastirir.



Nitekim Peygamberimiz (S.A.V) söyle buyurur:

"Kalblerinizi aclikla aydinlatiniz. Aclik ve susuzlukla nefsinizin azgin isteklerine karsi koyunuz.
Yine aclikla cennetin kapisina israrla caliniz. Bütün mükafati, Allah (C.C) yolunda cihad denin mükafatina denktir. Allah (C.C) katinda aclik ve susuzluk cekmekten daha sevimli bir ibadet yoktur. Karnini tika-basa doldurarak ibadet lezzetini kaybeden kimse göklerdeki meleküt alemine giremez."


Hz. Ebubekir (R.A.) söyle buyurur. "Allah (C.C)`a ibadet etmenin tadina varayim diye müslüman oldugumdan beri doyasiya yemedim. Allah`a kavusmak sevki ile kanasiya içmedim. Çünkü, çok yemek, az ibadete sebep olur, insan çok yiyince vücudu agirlasir, gözkapaklarina agirlik çöker, azalar gevser. Böyle bir kimsenin elinden, kendini ne kadar zorlarsa zorlasin, uykudan baska bir sey gelmez, cöplüge atilmis bir les gibi olur"
Minhacil - Abidin´de böyle denilmistir.

Lokman-i Hakim demisti: "Oglum! Uykuda ve yemekte ölçüyü kaçirma. Çünkü çok yiyip çok uyuyanlar; Kiyamet gününe, salih amel yönünden eli bos varirlar". Münyetil - Müthi`de böyle denilmistir.

Peygamber`imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

— "Çok yeyip içerek kalbi öldürmeyin. Çünkü çok sulanmis bitkinin kurumasi gibi oburluk da kalbi öldürür."

Salihlerden biri mideyi, kalbin altinda kaynayan ve buhar kalbi saran bir kazana benzetir, buharin çoklugu kalbi lekeler, hatta karartir.
Oburluk, anlayis ve bilgi azligina yol acar mide siskinligi, zekâ keskinligini giderir.

Anlatildigina göre bir gün Yahya Ibni Zekeriyya (A.S.) seytan ile karsilasir. Iblisin kucaginda bir tomar yular vardir. Hz. Yahya (A.S.) ona "bunlar nedir" diye sorar. Seytan "bunlar insanogullarini avlamama yarayan azgin nefsî arzulardin" diye cevap verir.
Hz. Yahya (A.S.) "aralarinda bana alt bir sey var mi" diye sorar. Seytan "hayir yok, yalniz sen bir gece yemegi fazla kaçirmistin da seni namazdan alakoyduk" karsiligini verir.
Bunun üzerine Hz. Yahya (A.S.) "öyleyse bundan sonra hiç bir zaman doyasiya yememeye kesinlikle karar veriyorum" der. Seytan da "o halde ben de bundan sonra hiç kimseye nasihat vememeye kesin karar veriyorum" karsiligini verir.

Bu durum ömründe bir gece yemeginin ötçüsünü kaçiran içindir, buna karsilik ömründe bir gece bile acikdigini hissetmeyen ve buna ragmen kendini ibadet heveslisi sayan kimsenin haline ne dersiniz?!

Yine anlatildigina göre Yahya Bin Hz. Zekeriyya (A.S.) bir keresinde karnini arpa ekmegi ile fazlaca doyurur, o gece her zamanki zikrini yapamadan uykuya dalar. Allah (C.C) O`nu vahiy yolu ile söyle azarlar, "ey Yahya! Benim evimden daha hayirli bir ev mi buldun, yoksa bana yakin olmakton sana daha faydali bir muhit mi buldun? izzet ve celâlim hakki için, eger Firdevs ile cehennemin her ikisini yakindan görüp mukayese etsen gözyasi yerine irin aglar ve dikisli elbise yerine demir giyerdin."

medahms
  • Mesaj
  • Profil
  • Ekle
52 yaşında / Erkek
Merkez
Konya
Aktif Toplam Yazı : 4198
[ Göster ]
Yazılış Tarihi : 28.04.2006 17:33


NEFSI YENMEK VE SEYTANA KARSI KOYMAK

Akli basinda olan kimsenin, nefsin azgin arzularini açlikla sindirmesi gerekir. Çünkü Allah`in (C.C.) düsmanmi (nefsin azgin arzularini) ancak açlik gemleyebilir. Nefsin azgin arzulan, yemek ve içmek seytanin vasitalaridir.
Nitekim Peygamber`imiz (S.A.S.) söyle buyurur:

"Seytan, insan vücudunda kan damarlari yolu ile dolasir, Binan-aleyh siz onun dolasim yolunu açtikla daraltiniz. Kiyamet günü, insanlarin Allah (C.C)`a en yakin olani, en uzun müddet aç ve susuz kalanidir."

Insanoglu hesabina en büyük tehlike kaynagi, midenin doyumsuz arzularidir. Hz. Adem (A.S.) ile Havva`nin huzur ve istikrar yurdundan (cennetten) çikarilarak horluk ve yokluk diyarina (dünyaya) gönderilmelerinin sebebi odur.
Bilindigi gibi bir agaç meyvesinden yemek, kendilerine Allah (C.C) tarafindan yasaklandigi halde azgin arzularina yenilerek sözkonusu agacin meyvesinden yediler de çirilçiplak kaliverdiler.

Tahkike göre mide asiri arzularin kaynagidir. Hikmet ehlinden biri der ki, "nefsinin kontrolü altina giren kimse, onun azgin arzularindan hoslanmaya mahkûm olmus, onun yanilmalar zindar.fnda tutuklanmis ve kalbini faydali seylerden mahrum etmis olur. Vücud azalari topragini azgin arzularla sulayanlar, kalblerinde pismanlik agaci dikmis olurlar."

Ulu Allah (C.C.) canlilari üc türlü yaratmistir: Melekleri akilli ve fakat azgin isteksiz yaratmistir. Hayvanlari azgin isteklerle donatmis fakat onlarin yapisina akil katmamistir. Insanoglunu ise akil ve arzulari birarada yapisina katarak yaratmistir. Buna göre aklini azgin arzularinin kontrolüne veren kimse hayvanlardan asagidir, bunun tersine azgin arzularini aklinin kontrolü altinda tutan kimse de meleklerden üstündür.

HIKAYE

Ibrahim Havvas (rahimullahu) anlatiyor: Bir gün Likam daginda idim. Bîr nar agaci gördüm, canim çekti, ondan bir nar kopararak yardim, eksiymis, elimden attim ve yoluma devam ettim. Az ileride birini gördüm, yere serilmis ve üzerine arilar üsüsmüstü.
Adama selâm verince "aleykümselam, ya Ibrahim" diye cevap verdi. "Beni nereden taniyorsun" diye sordum. "Allah (C.C)`i taniyanlara hiç bir sey sakli degildir karsiligini verdi. Ona "anlasilan Allah (C.C) ile münasebetin var, su arilardan seni kurtarmasini O`ndan istesene" diye takildim.
Bana su cevabi verdi, "ben de senin Allah (C.C) ile münâsebetin oldugunu saniyordum. Asil kendin, nar düskünlügünden seni kurtarmasini istesene! Nar düskünlügünün acisini insan ahirette çeker, oysa ari sokmasinin acisi dünyadadir. Öte yandan ari sokmesi vücudu incittigi halde azgin arzular, ignelerini kalbe batirirlar." Bana agir, fakat faydali bir ders veren adami kendi hatinde birakarak yoluma devem ettim.

Nefsin asin arzulari padisahlari köle yaptigi gibi sabir da köleleri padisahliga yükseltir. Hz. Yusuf (A.S.) sabri sayesinde Misir meliki oldu. Buna karsilik Züleyha, nefsinin azgin arzusu yüzünden. Hz. Yusuf`a (A.S.) karsi duydugu aski gemleyemedigi için zavalli, düskün, yoksul, yasli ve gözlerinden mahrum bir duruma düstü.

Ebul Hasan Errazi`nin (rahimullahu) anlattigina göre, ölümünden iki yil sonra babasini rüyasinda görür, üzerinde katrandan bir elbise vardir. Ona sorar, "babacigim, niye seni cehennemliklerin kiligi içinde görüyorum."
Babasi "yavrum, nefsim beni cehenneme sürükledi! Sakin nefsine aldanma" der.

Sairin biri bu konuda söyle der:
Basima dört belâ sarildi.
Sapikligim ve iradesizligim yüzünden düstüm pençelerine:
Seytan, dünya, nefsim ve sonu olmayan arzular.
Hepsi de düsmanim, acaba kurtulus nasil?
Ihtiras ve kuruntularin karanliginda
Nefsimin beni sonu olmayan arzulara çagirdigini görüyorum.

Hatem`ül Asam (rahimullahu) der ki. "nefsim ayakbagim. ümim silâhim günahim hayal kirikligim ve seytan da düsmanimdir. Nefsimin arzusun, hiç bir zaman, uymam."

Ehli marifetten bir zatin söyle, dedigi nakledilir: Cihad üç türlüdür. Birincisi kâfirlerle savasmaktir ki, bu zahiri cihad`dir.

Ulu Allah`in


"Allah yolunda cihad edenler..."
(Maide Sûresi. 54)
Ayet-i celilesinde , cihadin bu çesidine isaret edilmistir.

Ikinci çesit cihad, ilimle ve inandirici deliller ile batilin taraftarlarina karsi verilen cihaddir.


"En iyi usulle onlara karsi koy" (Nahl Sûresi. 125)
Ayet-i kerimesi, bu çesit cihada isaret eder.

Üçüncü çesit cihad, kötülügü emreden nefse karsi verilen cihaddir. Bunun hakkinda Allah söyle buyurur:


"Bizim ugrumuzda cihad edenlere yollarimizi gösteririz"

(Ankebut Sûresi. 69)


Peygamberimiz (S.A.S.) de bu konuda söyle buyurur:

— "En faziletli cihad. nefse karsi verilen cihaddir."

Nitekim sahabîler (Allah (C.C) onlardan razi olsun) kâfirlere karsi verilen bir savastan dönünce "küçük cihaddan büyük cihada döndük" derlerdi.
Nefse, seytana ve azgin isteklere karsi verilen cihada "büyük cihad" ismini vermelerinin sebebi sudur: Nefse ve azgin arzulara karsi verilen cihad araliksizdir, oysa kâfire karsi arasira savas verilir, öte yandan cephe savasçisi düsmanini görür, fakat seytan görünmez, görünür düsmana karsi cihad vermek, görünmez düsmanla cihad etmekten daha kolaydir.

Bir de seytana karsi savasirken onun. senin nefsinde bir destekçisi vardir, bu destekçi nefsin azgin arzularidir, oysa ki kâfirlerle yapilan savasta onlarin senin nefsinde öyle bir yardimcilari yoktur, bu yüzden seytana karsi verilen cihad daha çetindir.
Yine savasta kâfir öldürürsen zafer ve ganimet elde edersin, kâfir seni öldürürse sehitlik rütbesi ile cennet kazanirsin. Halbuki seytani öldüremezsin, ama eger o seni öldürecek olursa Allah`in cezasina çarpilirsin.
Nitekim derler ki: "Savasta atini elinden kaçiran kimse düsmanin eiine düser, buna karsilik imanini yitiren kimse Allah`in gazabina ugrar, böyle bir seyden Allah (C.C)`a siginiriz!..."

Diger yandan, kâfirlerin eline esir düsen kimsenin elleri boynuna baglanmaz, ayaklarina pranga vurulmaz, aç ve çiplak birakilmaz. Oysa Allah (C.C)`in öfkesine muhatap olan kimsenin yüzü kara olur. Elleri boynuna kelepçelenir, ayaklan atesten prangalara vurulur, yedigi ates, giydigi ates ve içtigi ates olur.


[1] [2] [3]
Arkadas.Com forum kuralları için tıklayın...           
 
KAPAT

Sınırsız Kullan